- Kategori
- Güncel
Ergenekon'a yönelik kilit soru
Adlarından biri Ergenekon olan örgütün ilk kez 1952 yılında kurulduğu bilinen bir şey. Bu örgütün varlığının deşifre olma anlarından biri, 1974’te Ecevit’ten para istendiği tarihtir. O tarihe kadar, ABD’den para sağlayan bu örgüt, bir nedenle, hükümetten gizli ödenek istiyor. Ecevit de, ilk kez duyduğu bu örgüt hakkında bilgi talep ediyor ve örgütün varlığını öğreniyor.
Örgütün amacı, tahminen, sosyalizmin yükselişini engellemektir. Çünkü ikinci dünya savaşı ile SSCB yükselişe geçmiştir ve o dönemin düşünce dünyasında sosyalizm kitleselleşmeye başlamıştır.
ABD ile bu konudaki işbirliği, Türkiye’de en verimli topraklarını bulmuş olmalıdır. Çünkü, çatışma yaratacak epey malzemeye sahiptir. Mesela dinin muhafazakarlığı ile solculuğun din düşmanlığı, türk kürt gerilimi, alevi sünni ayrılığı gibi konular gayet iyi kaşınacak konulardır.
ABD’nin tek amacı sosyalizmin engellenmesi olamaz tabi. Çünkü emperyalist bir güçtür, Ortadoğu’da Türkiye’yi bir üs olarak kullanması ve gizli planlar yapması kesindir.
Ergenekon denen örgüt de, resmen ABD’den para aldığına göre, onun bir örgütü olarak, Türkiye’de solun gelişimine yönelik her türlü işi yapmış görünüyor. Aslında, ABD’nin Türkiye’yi üs olarak kullanabilmesinin yolu, bu ülkenin güçlü bir ülke olmasını engellemekten geçer. O nedenle, Ergenekon eliyle yasadışı olarak ve diğer yasal imkanlarla, ülkeyi sürekli destabilizasyona uğratmaya çalışmıştır. İstikrarsız kılmıştır yani. Bunu, Ergenekon örgütünü kullanarak yapmış olmalıdır. Ergenekoncular ise, belki de solculuğu iyi bastırıyoruz diyerek sevinirken, aslında daha derin bir stratejide ülkelerinin istikrarsızlaşmasına katkıda bulunmaktaydılar. Ülke güçsüz kaldıkça da ABD istediği gibi at oynatmıştır acılarımız ve kanlarımız üzerinde.
Burada, hemen, Ergenekon eliyle ABD için çalışan Türk vatandaşı ajanların mantığı akla geliyor, o da şu olmalıdır: “Ne kadar güçlü bir ABD o kadar güçlü bir Türkiye demektir.” Evet, bu şiar ile, bu örgütün yasadışı suçlarını daha rahat yerine getirmiş olmalılar. Çünkü, örneğin kendi vatandaşına yönelik bir suikast ya da katliam planlarken, daha uzun vadede Türklüğün çıkarını gözetiyor olmalıdır, direkt çıkarı için yapmıyorsa bunu.
Elbette, 1952’den bu yana bu örgüt aynı adla aynı yapıda sürüyor mu bilemeyiz. Belki, fraksiyonlara ayrıldı. Bu örgütten esinlenen, başka Ergenekonlar kuruldu bunları bilemeyiz.
Gelelim bugünkü Ergenekon soruşturmasına.
Bir kısım Türkiye’nin en önemli soruşturması yapılmakta diyor. Bir kısım ise bunun çok daha dar ve siyasal amaçları olan bir soruşturma olduğunu söylüyor. Rahatsız edici olan ve mantıksız olan, bu görüşleri savunurken insanlar, karşı tarafı suçluyorlar. Oysa suçlamak gerekmemektedir. Böyle olması, yine ülkemiz üzerinde alavereler ve dalavereler çevrildiğini düşündürüyor. Çünkü bu tür Ergenekon gibi örgütlerin işi suyu bulandırmak ve oradan balık avlamaktır, adamların tekniği bu olmalı. Unutmamalı ki, kendimizden sayıp da, bizi yönlendirmeye çalışan basından şurdan burdan, mutlaka bu örgütlere üye insanlar olmalıdır.
Oysa bu tezlerin ikisi de uydurmasyon. Soruşturmanın adının Ergenekon olması onun, hakettiği tarzda bi soruşturmaya tabi tutulduğunu göstermez. Çünkü biliyoruz ki, toplum mühendisliğinin tonla numarası vardır. Ama yine, bu örgütün bu soruşturma ile, kalın derisinden zar zor tutulmuş olması da mümkündür. Çünkü bir iki savcının eti ne budu ne?. Bunları, dava açıldığı zaman somut olarak görmek mümkün olacaktır dileriz.
Ergenekon adlı bir soruşturmada ilk sorulacak en önemli soru nedir sizce? Bana bu soru "1952 yılında bu örgütü kim kurdu?" gibi geliyor. Sonra da bu kişiler hala yaşıyorsa, sorguya çekilip, haklarında dava açılması ve ne yaptıklarının ortaya çıkartılması gerekir. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Bu soruyu sormayan ve bu işleri yapmayan bir soruşturma, Türkiye’nin en önemli soruşturması olamaz. Çünkü, bu Ergenekon başlığına indirgenmiş, Türkiye’deki yasal güçleri kullanarak çalışan, suç makinesinin kökeni son beş on yıla değil, 56 yıla dayanmaktadır. Mantıken böyle, hukuksal açıdan nasıldır onu bilemem. Bu sorunun sorulup sorulmadığını göreceğiz dava açıldığında.