- Kategori
- Siyaset
Ergenekon kılıfı altında gizli siyaset

Ergenekon terör örgütü adı altında hazırlanan iddianamelerin 25 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilmesinin ardından artık ülke gündeminde başarısızlıkların ve saklanmak istenen gerçeklerin önüne Ergenekon diye bir dosya ileri sürülecekti. Dosya olarak herkesin bildiği gibi Ergenekon devlet içinde devlet anlayışı olduğu söylenmişti. İncelemeler halen devam etmekte gündemden biraz düştüğü zaman hemen tekrar gündeme getirilmesi (darbe planları, suikast iddiaları) devletin bu dosyanın arkasına sığındığını gösteriyor.
******
<ı>Erzurum-Erzincan ve tarikatlar ı>
Derin devlet anlayışı olduğu öne sürülen Ergenekon terör örgütü diye bir yapılanmanın olduğu gerekçesiyle orduya ve emekli subaylar incelemeye alındı. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un sözlerinde de dile getirdiği gibi orduya karşı bir yıpratma politikası izledikleri apaçık ortadaydı. Fakat bu oyunun içinde olanlar kendilerine de zarar verdiklerinin farkındalar mı acaba? Hala diri tutulmaya çalışılan ve ilk günkü amacı aşan Ergenekon dosyasının arkasına sığınmak isteyenler kendi ideolojik faaliyetlerini bu dosyanın üzerine atarak gerçekleri gizlemeye çalışmaktadırlar. İktidar partisi olan Akp’nin ekonomideki istikrarsızlığı Ergenekon üzerinden gündemden düşürdüğünü asıl sorun olan işsizlik, üretim gibi sorunlar olması gerekirken kendileri dâhil boşa zaman harcıyorlar. İktidar partisinin ülke yönetiminden anladığı demek ki sadece gündemi değiştirmek ve Ergenekon kılıfı gibi bazı dosyaların arkasına sığınmak. Yaptığı işlerini açığa çıkaranları ise bunlara yataklık yapmakla suçlamak insanları gözleri korkutmak eğer yönetim tarzları buysa gerçekten çok başarılılar…
******
Erzurum ve Erzincan’da yaşanılan savcıların kendi arasındaki yetki kavgasının altındaki olayları incelemek devletin temel organları arasındaki zıtlığı ortaya çıkarmaktadır. Yasama (TBMM), Yürütme (Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu), Yargı (Bağımsız mahkemeler) birbirleriyle olan uyumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Yaşanılan son olaylar ile devletin kendi temel organları, kurumları arasında bir uyuşmazlık olduğu ortadadır. Bu uyuşmazlık Yargı’nın yani Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)’nın savcıların olaylarına müdahalesini bilinçli olarak geciktirmiştir. Neden? Devletin temel organları dediğimiz yasama, yürütme ve yargı arasındaki uyuşmazlık ve belirttiğim gibi iktidarın ekonomideki başarısızlığın üstünü örtmek için bir kılıf olarak kullandığını Ergenekon dosyasını yürüten savcıları bilerek el çektirilerek hükümet uyarılmıştır. Bir anlamda yargı, yürütmeye dur demiştir.
******
Olayları özetine gelirsek, kötü bir yönetimin durmadan arkasına sığındığı istediği zaman gündemi değiştirmek için kullandığı, asılsız iddialar, darbe ve suikast planları gibi oy kaygısı ile her seferinde Ergenekon kılıfını kullanan bir iktidar! Bütün bunlara zamanında dur demeyen yargı organları, geç müdahalesi ile dikkatleri üzerine çeken HSYK’nın ortaya çıkmasıdır.
<ı>Son söz;ı> <ı>“ Her şeye rağmen yargı olayları tarafsız bir şekilde inceliyorsa, Hukukta bir yerlere gelmişiz demektir. Eğer aksine bir durum var ise hala 1950’li yılların zihniyetindeyizdir.” ı>
<ı>Diğer yazılarım…ı>
<ı>ı>
<ı>“Düşünen insanlar”ı><ı> kategorisindeki yazılarım; http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1620936&GrupNo=10779ı>
<ı>* Orta Doğu teorilerim;ı> <ı>http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1620936&GrupNo=10928ı>
<ı>S&Sı> <ı>(Her Zaman Önde) ı>
<ı>SAMET SERBESTı>