- Kategori
- Siyaset
Ergenekon soruşturması sonrasında ortaya serilen ikiyüzlülük

Ergenekon sürecinde ilginç gelişmelere tanık olduğumuz şüphesiz.
Ve Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’da delil yetersizliğinden dolayı tahliye edildi.
Bu süreç sistematik olarak işlemektedir.
Sulandırmalarda şu veya bu şekilde kendisini göstermektedir.
Bir süreden beri dikkatlerimize nail olmuştur.
Egemen sınıf içi çatışma temelinde, devlet ve rejimin yeniden yapılandırılmak istendiği somut bir gerçektir.
Ne var ki özellikle AKP karşıtı düşünce ve medya kuruluşlarında, rejimin yeniden yapılandırılmasına yönelik tepkiler rezil bir seçkinciliğin ikiyüzlülüğünü gözlerimizin önüne sermiştir.
O ikiyüzlülüğün ta kendisi şudur.
“Devletin yüksek katlarında görev yapmış pek muteber şahsiyetler nasıl olurda polis baskınına muhatap olurlar?”
Saygın Generaller!
Saygın Proflar!
Saygın Hukukçular!
“Olur muymuş efendim bu pek saygın şahsiyetlerin evlerine polis baskını?”
“Gözaltı da ne demekmiş?”
“Cezaevlerine nasıl gönderilirler?”
Rezil bir ikiyüzlülük dedik ya.
“Böyle şeylere ancak “ayaktakımı” layık olur zihniyetinin kendisini dışa vurduğu anlar oldu devletin yüksek katlarına kamp kurmuş bu şahsiyetlerin maruz kaldığı hareketler.
Argümanların en garip olanı da nedir biliyor musunuz?
Güya soruşturma ve dava hukuki kurallara göre yürütülmüyormuş.
Soruşturmanın şekli ve şemaili sorgulanıyor.
Tabi gülünç oluyor bu gibi yaklaşımlar.
Neden mi?
Her türlü zulme maruz bırakılan geniş halk yığınlarının başına musallat olmuş hukuksuzluk belası kimsenin dikkatini çekmiyordu.
Kimsenin ilgisine nail olmadı Kürtlerin başına gelen hukuksuzluklar.
Ya alevilerin başına gelenler ve onca hukuksuzluğa muhatap olup da ilgisiz bir şekilde kenara itilmelerine ne demeli.
Azınlıkların uğradığı onca haksızlıkları göz ardımı edeceğiz.
Oysa toplumun bu kesimleri, onca hukuksuzluğa muhatap olurken, bu gün o iki yüzlülüğü sergileyenler, zamanında toplumun bu kesimlerinin uğradığı hukuksuzluklara alkış tutuyorlardı.
Seslerini çıkarmıyorlardı.
Hukuk sevdalısı dostların! ikiyüzlülüğünü gördükçe midem yerinden kalkıyor dostlar.
Bir sendikaya da baskın yapılmıştı ya.
Başkanı gözaltına alınmıştı.
Zihinlerdeki yerleşik duygu ve düşünceler “bir sendikaya yapılmış saldırıdır yapılanlar” gibisinden içi boş bir yaklaşımı da gözlerimizin önüne koyuverdi birden.
Bir haylide ayıp oldu.
Emekçi halk için mücadele eden doğru adres sendikalar varken, bu sendikanın ve başkanının emekçi hakkı savunduğunu düşünmek bile en basit tabirle son derece ayıp olmaktadır.
Hatta bu kesimin “sendikacı” kavramı ile yan yana gelmesi bile çok ayıp bir şeydir.
Tüm toplumsal muhalefet sindiriliyormuş.
Ergenekon bu sindirme hadisesinde son derece iyi bir araç olarak nitelendiriliyor.
Ve hükümet “cadı avına” çıkmış bile diyenler var.
Benim neden gözüme takılmadı böyle bir şey doğrusu merak ettim.
Bu kesimler mi toplumsal muhalefetin odak noktaları ve öncü ekibi de, toplumsal muhalefet bu anlamda sindirilmeye maruz kalıyor.
Yok efendim.
Geniş halk yığınları üzerinde seyretmekte olan baskılar ve sindirmeler her zaman aynen sürmekteydi.
Düzenin alaturka baskılarının neler olduğu bilinmektedir zaten.
Tekrar dile getirmeye hacet yok.
Ergenekon bahanesi ile geniş halk yığınları üzerinde baskının arttığını söylemek abartılı bir yaklaşım olur.
Kaldı ki düzenin geniş halk yığınlarına baskı uygulamak için Ergenekon gibi garip bir bahaneye de ihtiyacı yoktur.
Öyle değil mi?