- Kategori
- Siyaset
Ergenekon

NE ANLADIN?
5 yıldır süren, birçoğumuzun konu hakkında hala yeterince bilgi sahibi olmadığı, kimilerine göre yüzyılın davası, kimilerine göre “bağırsakların temizlenmesi” davası Ergenekon karara bağlanıyor. Bu davaya “taraf” olanlar var, sanık olan Genel Kurmay Başkanı var, tanık olan teröristler var, uzaktan izleyenler var, Türkiye’nin Kuzey Yarım Küre’de olduğunu bilmeyenler de var…
Nedir Ergenekon? Henüz Türklere mi Moğollara mı ait olduğu ispatlanmamış destan diye bilseydik mutluyduk biz. Okumaya pek hevesli milletimiz, sözlü destanın özünde olduğu gibi çekirdek bir olayı, abart, uydur, şişir, kulağa gelişine çak yöntemiyle Ergenekon davasını anlamaya çalışıyor.
Ben size sessiz çoğunluğun ne anladığını söyleyeyim; Ergenekon diye bir örgüt var, o kadar güçlü ve devleti ele geçirmek istiyorki, iki el bombası ve 3-5 süikast ile bu güce ulaşmaya muktedir gazeteci, cerrah, asker, politikacı vs. meslekleri icra eden insanlardan oluşuyor. Bu insanlar bir araya gelerek o kadar karışık işler planlamışlar ki 5 yıldır savcılar çözemiyor, milyon sayfa iddianame hazırlanıyor, birbirlerini cezaevinde ilk kez görecek kadar gizli planlar yürütüyor, kalp ameliyatı yöntemleri ile 1000 yıllık kanlı devrim yapacak güçteler, iki bin yıllık ordunun komutanı olabilecek nüfuzda ama terör içgüdüsü ile hareket edecek zavallılıktalar!
Ergenekon diye gizli bir örgüt var olabilir (söyledik artık gizliliği kalmadı)… Bugün sanık sandalyesinde oturan herkes üyesi olabilir, bir kısmı olmayabilir, hiçbiri de olmayabilir… Bu ülkede bahsedilen suçları, bahsedilen örgüt planlamış olabilir, uygulamış olabilir, tamamı bu insanlara komplo da olabilir… Bir Genel Kurmay Başkanı ile dünyaca ünlü kalp cerrahı profesör, gazeticleri de yanlarına alarak terör yaratmak istemiş olabilir, olmayadabilir…
Bugün her ne olmuş olursa olsun, hakimlerin vereceği karar üzümle sapını, kuru ile yaşı ayırt etmeli. Yarın başroller değiştiğinde bu dava tekrar gündeme gelmeyecek kadar adil bir karar çıkmalı.
Sessiz ama Kuzey Yarım Küre sorusuna doğru cevap verebilen topluluk der ki; “Geminin kaptanı ben olacağım, benim buyruğum ile yürüyecek bu gemi” kavgası sürdükçe, tayfalarda zarar görüyor, içerisinde ki malzemeler de, gemi hepten zarar görüyor, deniz bile şaşırıyor…