- Kategori
- Cinsel Sağlık
Erkeğin bilinmeyen ruhu

Ne kadar da alışmışızdır soyunmuş bir kadın üzerine konuşmaya. Onu ağzımızın suları aka aka seyretmeye. Göğsümüzü kabarta kabarta onları cinsel hayatımızın figüranları yapmaya. Küfürlerimizin bile vazgeçilmezleridir onlar. Dilimizden düşmeyen malum yerleri, küfür edebiyatımızın başrolünü oynar her defasında. Sövülen erkekte olsa, kullanılan malzeme aynıdır. Magazin programlarında, gazetelerin baş köşelerinde, paparazilerin fotoğraf makinelerinde ve ünlü moda defilelerinde hep kadınlar ön plandadır. Hatta defilelerde bayanların yaptığı iş kazası dikkat çeker. Nasıl bir cinsel açlıksa bu, kızcağızın açılan göğsü "az sonra" nidaları ile yapılan tanıtımlardan sonra, tekrar tekrar gösterilir.
Şimdi sıkı durun, birazdan hep beraber bir erkeği herşeyiyle masaya yatıracağız. Ben kolaylık olsun diye onu tamamen soydum. Biliyorsunuz biz erkekler böyle soyunuk pozisyonda pek dolaşmayı ve gündeme oturmayı pek sevmeyiz. Ama arkadaş beni kırmadı ve yandan fotoğraf almamı kabul etti. İlk önce doğadaki erkek görüntümüzü ele alalım. Yaşama ayak uydurabilme güçlüğü çekildiği eski tarihlerde, erkeğin vahşi ve savaşçı yanı ağır basarmış haliyle. (Şimdi de pek farkımız yok ya) Kuvvetli ve iri görünümüne, birde kabalığı eklersek, ortaya erkek gibi erkek bir tablo çıkıyor karşımıza bazılarının dediği gibi. Aç kalmamak için yiyecek bulan, yuvasını kendi yapan, kıyafetlerini kendi yaratan, kaba fakat en önemlisi bulunduğu ortama ayak uydurmak için çabalayan asil bir erkek.
Pekala ya günümüzün erkek modeli nasıl? Biraz evvel bahsettiğim ilkel davranışlardan, günümüzdeki erkek ruhuna miras olarak hangi yansımalar kalmıştır? Eğer bu bahsettiğim ilkellik şimdiki erkek duruşuna ters ise, yaşama şimdiki modern ve estetik erkeği sunan tanrısal güç neydi acaba? Erkek hala ilkeldir ve kabadır diyenlerinizi duyar gibiyim. Tabiki olabilir. Fakat benim sunmak istediğim ve size cazip geleceğine inandığım günümüz erkeğinin tarife pek uymayan aykırılıklardır. Bunların başında, ağlayabilen duygusallığını saklamayan yeni bir erkek modeli kalıbının yerleşmesi gelmektedir. Arkasından kadına hakim olmayı seven hükmeden erkeğin yanında, sevilmeyi isteyen, şefkat arayan ve hatta bazı özel noktalarının kadın tarafından keşfedilmesini bekleyen erkek modeli göze çarpmaktadır. Bu tip erkekler her geçen gün çoğalmaktadır aramızda. Çünkü o da bir insandır sonuçta. Sevmenin yanında sevilmenin de kutsallığını yaşamak ister doyasıya.
Kesinlikle bu söylediklerimi homoseksüellikle karıştırmayın lütfen. Çünkü homoseksüellik bir çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir kişilik karmaşasıdır. Olur olmaz yorum yapmak çok tehlikeli ve yanlıştır. Özellikle son günlerde televizyon ekranlarındaki ünlü sanatçıların gençlere ve çocuklarımıza yanlış örnek teşkil edecek davranışları kesinlikle tasvip edilemez. Bu programlarda eleştirilmesi gereken konu kesinlikle, sonradan kadın olmuş yaşlı bir sanatçının genç bir erkeğe aşkı değildir. Seyircilere baygın baygın bir nidayla " Bi dahhaa, haadii bi dahha" diye inleyerek seslenişi bile adaba aykırıdır bence. Sanatıyla bizleri kendilerine hayran bırakan bu insanların, kişilik kazanmakta olan çocuklarımıza zararlarını düşünmek bile istemiyorum.
İşte bunun içindir ki, erkek özündeki esnekliği, sanatsal estetiği ve duygusallığı tam olarak ortaya çıkaramamaktadır. İki arada kalmış, kimi zaman çok sert hatta vahşi, kimi zamansa olduğundan daha yumuşak ve estetik bir portre çizmektedir. Geçen gün kadındaki "g" noktası ile ilgili yazı yazdım. Siz zannediyormusunuzki erkekte "g" noktası yoktur. Alman jinekolog Grafenberg(1940) erkeklerde de bu hassas noktanın bulunduğunu, fakat yakın olduğu yer itibariyle erkeklerin bu bölgede uyarılmaktan hoşlanmadıklarını belirtmiştir. Demek istediğim kadın nasıl henüz tam olarak anlaşılamamış ve keşfedilememişse, erkeklerde aşağı yukarı aynı durumdadır. Evet bu konudaki yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. Çünkü anlatacaklarım bitmedi sevgi ile kalın.
METİN ÖZKAYA