Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1312
 

Erkek, kadın ruhundan anlar mı?

Erkek, kadın ruhundan anlar mı?
 

Konunun en güzel örneği. Bir kadın, bir erkek.


Ne dersiniz, zamanımızın erkeği kadın ruhundan anlıyor mu sizce? Bence pek anladığı söylenemez. Hani o eski İstanbul beyefendisi dediğimiz erkekler olsa günümüzde neyse de. Biliyorsunuz onların da soyu tükendi neredeyse. Günümüz yeni yetme erkeklerin ise kadının bir ruhu olduğunun bile farkında olduğunu sanmıyorum. Biraz ağır oldu galiba ama gerçekler acıdır. Zaten tüketim toplumu olduğumuzdan beri insanların yapısı değişti. Her şeyi pek kolay tüketir olduk. İlişkilerimizi, sevdiklerimizi bir çırpıda tüketiyoruz. Üretmek, kotarmak, yapmak şöyle dursun, tüketemediklerimizi de hemen kaldırıp çöpe atıveriyoruz. Yani huyumuz suyumuz değişti. Tabi, toplumsal değerlerimiz de. Bırakın kadın ruhundan anlamayı, büyüklerimize saygı göstermez olduk.

Gelelim konumuza! Bir kere her şeyden önce kadın ve erkek hem ruhsal hem fiziksel açıdan birbirinden farklı özelliklerle yaratılmışlardır. Yani birbirlerini tam olarak anlamalarını beklemek doğru olmaz. Ancak anlayış gösterip, saygıyla birbirlerini kabul etmeleri gerekir. En azından ben böyle düşünüyorum.

Şimdi kadın ve erkek farklı özelliklerde varlıklar olunca, her zaman uzlaşmaları mümkün olmuyor. Bence kadınları erkeklerden farklı kılan en önemli özellik ruhlarında gizlidir. Kadın ruhu daha duyarlı, sabırlı, duygusal ve dayanıklıdır. Erkek ruhundan daha hassas yapıdadır. O yüzdendir ki, doğurganlık gibi çok kutsal olan bir özellik kadına verilmiştir. Kadın, anne olma özelliği ve duyarlı ruhu nedeniyle erkeğe oranla bazı alanlarda farkındalığı daha yüksek bir varlıktır. Etrafına bakışı başkadır. Olayları ve insanları daha kolay algılar, farkına varır. Üstelik kadın ruhu acılara erkekten daha dayanıklıdır. Acısını içinde tüm hızıyla yaşar ama etrafına pek belli etmez. Ve erkeğe oranla daha kolay affeder. Fiziksel olarak narin yaratılan kadının ruhu da incedir. Anlaşılmak, ilgilenilmek, özen gösterilmek ister. O annelik özelliği gereğince hayatındaki erkeğe de korumacı yönüyle yaklaşır. Sahip çıkmak, besleyip, büyütmek ruhsal özelliklerinin içinde vardır. Erkeğin onu anlamasını karşılık vermesini bekler. Peki, erkek onu yeterince anlayabilir mi? Hayır. Çünkü erkek bu özellikleri kadın gibi yoğun bir biçimde ruhunda barındırmaz. O yüzden erkekler kadın ruhundan pek anlamazlar.

Erkekler doğaları gereği daha katıdır, serttir, incelikten biraz yoksundur. Onlar fiziksel olarak güçlü yaratıldıklarından, bu güçlerini kullanmayı severler. Hatta sayıları az da olsa zaman zaman zarif, kibar, anlayışlı erkeklerle karşılaştığımızda, “kadın ruhu gibi ince ruha sahip bir adam” demez miyiz? Deriz tabi. Çünkü alışılmadık bir durumdur. İşte bu nedenle erkekler kadınları zor anlarlar. Onlar biraz “höt höt” yapılı varlıklar oldukları için dıştan duyarlı görünseler bile özlerinde bu özelliği taşırlar ve yeri geldiğinde hemen kullanırlar. En efendisi, medenisi, eğitimlisi bile damarına basıldığında bu yüzünü gösterir. Gerçi şimdi diyeceksiniz ki kadınların içinde yok mu “höt höt” tipler? Var ama erkeklerle kıyaslandığında devede kulak kalır. Şimdi bu durumda nasıl beklersiniz “höt höt” bir adamın, ince ruhlu, zarif, narin bir kadını anlamasını? Bu biraz hayalcilik olmaz mı? Ama şunu da vurgulamak gerekir. Erkekler kadın ruhunu çözmek, anlamak için uğraş vermişlerdir. Özellikle sanatçı erkekler. Fakat tam olarak algılayamamışlardır. Dedim ya her iki cins farklı özelliklerle yaratılmış. Bence bu nedenle erkek kadını tam olarak anlayamaz. Tıpkı, kadının da erkeği tam olarak anlayamayacağı gibi. O zaman yapılacak en doğru iş, karşılıklı saygı ve anlayışla kabullenmektir. Yoksa sorun devam eder. Yani kavga, gürültü eksik olmaz. Zaten bu sürtüşmelerde de ezilen taraf, narin yapılı kadın ruhu olmaktadır.

Bence erkeği hep yöneten taraf olan kadının, bu durumu da kendisi çözmelidir. Yani “şu erkekler bizi niye hiç anlamıyor” demek yerine, “ onların bizi anlaması mümkün değil, iyisi mi biz idare edelim.” demesi lazım. Aksi takdirde kadın kendini boş yere üzer.

Şadan HERGÜNER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günümüzde yaşanan bir gerçek var. İnsan olabilmenin ne olduğu, aile de ve okulda öğretilemediği için bilinmiyor. Bilinen şey ise doğal biyolojik arzu ve isteklerin tatmininin şart olduğu görüşüdür. İnsani kişilik başkaca eğitim verilmemişse mizacı, içgüdü ve hormonları güdümünde oluşur. Her kişinin kendi mizacı gereği beklentileri farklı olacağına göre de anlaşılmak demek, karşı tarafın o kişinin kendi beklentilerine göre davranması anlamına gelir. Dolayısıyla bence ruhu, şunu, bunu es geçip eşlerin arzu ve beklentilerinin tatmininde öncelik sıralamasını, konuşarak karar vermelidir diye düşünüyorum. Böylece beklentiler sıraya konup tatmin edildiğinde de her iki taraf birbirini anlamış olurlar. Ne dersiniz? Selam ve saygılar.

akar 
 05.03.2010 14:21
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Tabii sizinki de farklı bir bakış açısı. Ben konuyu sadece eşler arası olarak olarak ele almadım bu yazımda. Daha genel açıdan baktım. Ama ben de sizin gibi düşünüyorum. Eşler evlilik kararı verip de buna girişince yapmaları gereken şey tabiki karşılıklı hoşgörü, empati, konuşarak anlaşma, beklentilerini karşılıklı olarak yerine getirmedir.  05.03.2010 20:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 4085
Kayıt tarihi
: 31.01.10
 
 

Merhaba. Ben işletme eğitimi almış ama kendini yayıncılığa adamış bir insanım. Yaklaşık 17 yıldır iç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster