- Kategori
- İlişkiler
Erkeklerin alyans allerjileri!

Alyans…
Kimine göre cendere, altın kafes… Kimisine göre de birçok değerli mücevherattan daha farklı bir yerde, kutsal bir bağlılık göstergesi…
Evlenme teklifine teşebbüs etmek için ilk adım olan bu yüzükler, alınması gereken beyaz eşya veya tutulması gereken ferah bir kiralık daireden daha önemlidir an itibari ile… Söz vermek demek olacaktır çünkü müstakbel hayat arkadaşına ve de aynı şekilde söz istemek karşısındakinden…
Bu anı hayat boyu unutmayıp, yüzüğü hiçbir zaman parmağından çıkarmayana ve yüzüğün ağırlığına yakışır birşekilde yaşayana diyecek bir şey olamaz, olmamalıdır zaten… Eski kuşakların ancak ve ancak evlada harçlık yollamak, bir borç kapatmak ve benzeri sebeplerle bu yüzükten vazgeçebilmelerinin, bunların dışında yüzüklerini parmaklarından çıkartmamalarının bir anlamı vardır.
Fakat alyans ile ilgili erkek ve kadın arasında bir takım haksızlıklar yaşanmaktadır, bu haksızlıklarda kadınh er zaman ki gibi mağdurdur ama en dürüst olması gerekendir. Lakin aynı dürüstlüğü karşısındaki erkekten beklemeyecek kadar yüce gönüllü olacaktır, hikâye hep böyledir.
Bir bakalım…
İlk tuhaflık ki en acıtıcısıdır; boşanmış bir kadın; çevrenin kem gözlerinden sakınmak, yolda rahat yürümek ve ya çevreden gelebilecek sorulara muhatap olmamak için ( AA! Şekerim alyansın nerde? Hayırdır ayrıldınız mı? Sorun neydi vs.) mevcut alyanslarını takmaya devam etmek zorunda bırakılan kadınlar… Köyden, kasabadan, çok tutucu dar çevrelerden söz etmiyorum, göğü delen binalarla dolu renkli ışıklı büyük metropollerde bu örneği çok yaşar kadınlar…
Bir diğer üzücü gerçek;erkeklerin çapkınlık marifetleri dolayısı ile bazı anlarda ve mekânlarda alyanslarını çıkartmaları ve evlerine döndüklerinde bu yüzüklerini tekrar takmalarının anlamsızlığını çözmek gayreti esnasında göze çarpar… Buna neden gerek duyarlar? Kimi kandırır o yüzüğü kaçamak esnasında çıkarmakla? İkinci kadını mı? Evde oturup kocasının toplantıdan eve dönüşünü (!) bekleyen karısını mı? Yoksa başroldeki kendisini mi?
İşin bir başka versiyonunda durum daha da acıdır; metresine evli olduğunu en baştan söyleyen bazı dürüst(!) erkekler, alyanslarını ne evde ne de dışarıda takmayarak; hem eşine hem dışarıdaki kadınlara kişilikli duruşlarını göstermiş olurlar. Eşine: Ben seni aldım, rahat ettiriyorum, bir yüzükle mi oluyor bu işler, boş ver benimy üzüğümü sen, akşama yemekte ne var?
Dışarıdaki sevgili adaylarına: Bakın sayın kadınlar; ben bağımsız biriyim, zamanında evlendik, e ne olmuş, herkes evleniyor… Ama ben erkeğim, istediğimi yaparım, hürüm… Merak etmeyin, evdeki anlar beni, nafakalarını eksik etmem çoluk çocuğun, sizi de memnun edebilirim, egom yüksek benim…
Bir başka gariplik, bu alyans materyalini kadın parmağından çıkardığında kıyamet kopmasıdır. —Aman hatun, sen ne yapıyorsun? Nerede yüzüğün? —Merak etme, lavabonun başında unutmuşum, sabaha takarım… Adam devam eden panikle; -Git hemen tak, unutursun falan şimdi… —Sonra kazayla lavaboya düşmesin… —Hem o kadar para verildi zamanında… Buradaki bu kadar lafı eden erkek; hele hele karısını aldatan, aldatırken de alyansını çıkartan birisiyse -suçlu psikolojisi ile- her alyansı çıkartanın aynını yaptığını düşünmekte olduğundan, hemen eşini sorgular alyansı cidden çıkarttı da takmayı mı unuttu? Yoksa başka biri mi var? Sorgulama sonunda asayiş berkemal ise eşinin dikkatsizliğini bir baba edası ile bağışlar ve hemen yüzüğünü takmasını salık verir…
Yukarıda bahsi geçen erkeğe ek olarak bir başka erkekte şöyle düşünmektedir; (bu erkeğin karısını aldatıp aldatmadığı ile ilgilenmiyorum bu safhada, her ikisi de olabilir) -Kadın! Git yüzüğünü hemen tak, çünkü seni yalnız, dul veya niyeti bozmuş görebilirler!Kocası ile arası açılmasın, şimdi yok yere adamın beyni bulanmasın diye, en okumuş takımından kadınlarımız bile gidip o yüzüğü takarlar parmaklarına…
Bu arada, -ben sevmiyorum alyans takmayı, kusura bakma- diyen bir azınlık kadın nüfusu olabilir, yok demek saçmalıktır. Ancak çoğunluğun içinde bulunduğu bu çifte standardı konu almakta olduğumdan, odaklanmak istediğim kadınlar tam da kocalarının sözünü dinleyip, alyanslarını parmaklarına hoşlanmasa da takıp, kavgayı önlemeye gayret gösteren kadınlardır. Ayrıca takı takmayı sevmediğini söylemenin küfür gibi algılanmasına aldırmadan -bu yüzüğü takmasam olur mu? Kendimi rahat hissetmiyorum hayatım… Diyebilen kadınlara diyecek laf yoktur.
Netice olarak; kadınlar hayatın içinde birer üniformalı görevli değildir, onlar da hayatı kendi tercihleri ile yaşayacaklardır… Yüzük takmadığı için hor görülen ve hemen başka anlamlar çıkartılmaya layık bulunan bu cins-i latif’ e hunharca baskı uygulamak yerine sahte yüzük oyunları ile onları aldatan vicdanları (!) toplum olarak eleştirmek çok daha yerinde olacaktır.