Ermeni meselesi... / Sertifika Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '07

 
Kategori
Sertifika Programları
 

Ermeni meselesi...

Ermeni meselesi...
 

Bugün bir mail aldım mail arkadaşım Hüseyin DÖNMEZ'den. Aşağıda tam metnini verdiğim Mailde Ermeni meselesine değinilmiş. Osmanlı döneminde bazı paşaların da ermeni olduğundan dem vurarak ermenilerden zarar gelmeyeceğini, onların 70 milyonluk ülkemizde 10 binlerle ifade edildiğini devede kulak olabileceklerini belirtmiş. Bir de hepimiz ermeniyiz demekle ermeni olunmayacağını, hepimiz filistinliyiz demekle arap olunmayacağını özellikle vurgulamış ve hoşgörüye davet etmiş.


Hüseyin DÖNMEZ kadeşim ya tarih bilmiyor, ya bu dünyada yaşamıyor ya da güncel olaylara kulaklarını tıkamış ve kendi dünyasında yazılar yazıp gönderiyor başkasına. Bu gün 17 ülke ermeni katliamı safsatasını tanımış, bu ülkelerden fransa "Ermeni katliamı olmamıştır" diyene ceza vermek için yasa çıkartmış. Hüseyin bey de bana hoşgörüden bahsediyor.


Hüseyin bey! Nerede yaşıyorsun bilmiyorum ama internet elinin altında. Uzağa gitmeye gerek yok. Yıl 1992 Azerbaycan Karabağ'da Ermeniler hamile kadınların karınını deşerek henüz doğmamış çocukları çıkardılar. Futbol sahasında azeri çocuğu keserek başıyla top oynadılar. İnsanları diri diri yaktılar evlerinde. Evet hoşgörüyü özümüzden alalım. Mevlana'da olduğu gibi, Yunus Emre'de olduğu gibi, Pir Sultan Abdal'da olduğu gibi, Hacı Bayram-ı Veli'de olduğu gibi. Ammaaa. Hak edene. Vatandaş olarak yaşayana. Ülkemde insanca yaşayıp, iki yüzlü olmayanlara. Ülkemde birlik beraberlik mesajları verip, dışarıda bizi şikayet etmeyenlere karşı hoşgörü. Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çeçen, Rum ayrımı yapmayanlara hoşgörü.


Sevgili Hüseyin bey. Ben bir emekli Asssubay olarak derim ki: Bu memlekete hizmetlerim bitmemiştir. Sizler yazdığınız bu yazılarla gençlerimizin beyinlerini yıkamaya çalışsanızda, 1915_1918'de Çanakkale'de 1919-1922'de Anadoluda, 1974'te Kıbrıs'ta olduğu gibi karşınızda yine bizleri bulacaksınız. Çünkü biz Türk'ler BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ. Bizim tek bir sevdamız var. O da TÜRKİYE sevdası.


Yanlışsınız hüseyin bey yanlışdasınız. Sizin gibiler nedeniyle TÜRKÜM demeye korkan bazı insanlarımız elimizde kalan bir avuç toprağı da kaybetmemek için susuyorlar. Bilmiyorlar ki sustukça ellerindeki o bir avuç toprak ta gidecek.


Şu andaki Ortadoğuya bir bakın 'Ben Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) eş başkanıyım' diyen başbakanın tavırlarına bir bakın. Çizilen haritalara bir bakın. Kızıldenizden Karadenize yani Rusyaya bağlantı kuruyor adamlar. Biz de bunları seyrediyoruz. EK-teki haritalara da bir bakın. 1915-1922 arasındaki ermeni olaylarına hatta ve hatta 1930 lu yıllardaki KÜRT isyanlarını bir inceleyin altından ne çıkıyor. ERMENİ MESELESİ ÇIKIYOR HEP. Yani. Yanisi yok. Adamlar bal gibi zaman mefhumu gözetmeksizin 1910 larda 1930 larda yapamadıklarını 1980 lerde 1990 larda 2000 lerde yapmaya çalışıyorlar. Biz de bunlara bireysel toprak satışıyla, Temel İşletmelerimizi, finans dünyamızı, damarlarımızdaki kanı satmaya devam ediyoruz.

Size bir şey sorayım. 1910 LARDA BAŞLAYAN BU HAREKET DURUR MU DERSİNİZ? Durmaz çünkü siz bile bunlara çanak tuttuğunuza göre durmaz. Aslında size en güzel cevabı Yılmaz ÖZDİL Sabah'ta vermiş ama yine de bir de ben söyleyeyim dedim. Ya yazıyı siz hazırlamadınız ve hiç de okumadınız, ya da kasıtlı olarak propaganda yapıyorsunuz. YANLIŞ YÖNDESİNİZ HÜSEYİN BEY. YANLIŞDASINIZ.

SAYGILARIMLA.

Duran SARIOĞLU

Emekli Jandarma Assubay Kıdemli Başçavuş

ANTALYA Temad.


Tarikatlar iktidar. Türkler azınlık. Hem Türk, hem laiksen, çare yok, tası tarağı toplayıp gideceksin bu topraklardan.

Bavulları hazırlayın... Yılmaz Özdil

'Hepimiz Ermeniyiz...' Alkış.

'Hepimiz Türküz...' Nazi.

*
Evet, Türk Tarih Kurumu Başkanı’nın lafları yakışıksız da... Öbürü şık mıydı?

*
Kürt milliyetçiliği yapıp, Türklüğü reddedenin Ahmet Türk olması, ayrı bir dram tabii...

*
Bakın, çıkıyor ağızdaki baklalar tek tek... 'Herkesi kucaklayacağım' diyen Başbakan, bi anda karakucağa daldı,

'benim seçtiğimi cumhurbaşkanı olarak tanımayan, vatandaşlıktan çıksın' deyiverdi...

Neden?

Ananı da al git, kesmedi.

Defol git’e geldi sıra.

Ondan.
*
Sezer’i yuhlamak, serbest...

Gül’e itiraz, vatana ihanet!

*
Ben size söyleyeyim...

Tayyip Erdoğan 'ya sev, ya terk et' dediği için, oyu en az 5 puan artmıştır...

Atatürk Türkiyesi, kendi halkı tarafından inkár edildi çünkü.

*
Böyle bundan sonra...

Tarikatlar iktidar.

Türkler azınlık.

Hem Türk, hem laiksen, çare yok, tası tarağı toplayıp gideceksin bu topraklardan.

*
Peki, yolculuk ne zaman?

İki küçük pürüz halledilir halledilmez...

*
Anayasa, madde 66.

'Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.'

Anayasa, madde 23.

'Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.'

*
Niye harıl harıl 'sivil' anayasa hazırladıklarını zannediyorsunuz...

Belli ki, bu iki madde burundaki 'sivilce...'

Sıkıp attıklarında, tamamdır!


HÜSEYİN DÖNMEZ'DEN ALINTIDIR

HIRAT DİNK VE İMPARATORLUK RUHU ÜZERİNE

Hemen hepimiz tarihten konuşmaya başlarken 3 kıtaya hakim olduğumuzdan, 72 millete egemenlik ettiğimizden, dünyayı titrettiğimizden bahseder ve mangalda kül bırakmayız.

İyide imparatorluk nasıl kurulur? Yüzlerce değişik, dil, din, ırka nasıl hükmedilir? Ya da bu kadar çeşitli etnik gruplar nasıl olurda yüzlerce yıl imparatorluk bünyesinde problemsiz yaşamaya devam eder?

Düşünün bir kere bir mahallede oturuyorsunuz kapı komşularınız Ermeni, Arnavut, Boşnak, Rum. Çatınızı tamir ettireceksiniz Ermeni’ye gidiyorsunuz, halı alacaksınız Rum’a.

Onlarda bakkal Mehmet Efendiye, nalbur Arnavut İlyas Efendiye gidiliyor. Ramazanda Hıristiyan komşular davet ediliyor. Paskalyada onlarda Müslüman komşularını davet ediyorlar.

Bu anlatılanların hepsi zamane neslimiz için hayal gibi değil mi? ama bu topraklarda, bu coğrafyada yüzyıllarca bunlar yaşanmış ve pek çoğumuzun hatıralarında hala taze anı olarak kalmıştır.

Bu ülkede Galatalılar yaşardı, Cenevizliler yaşardı. Bu ülkede Rumlar yaşardı, Bulgarlar yaşardı… Bu renkli mozaiğin siyah beyaz fotoğraflarıydı onlar… Peki ne oldu bu insanlara? Nereye kayboldular? Ya da bizim hoşgörü medeniyetimize ne oldu? Nereye kayboldu? Neden komşularımız, Agop iken Hırant iken Salomon iken bir anda Kayseri’den Mehmet efendi, Diyarbakır’dan Ali, Kastamonu’dan Hasan oluverdiler. Neden Şirketi Hayriye vapurları gibi kaybolup gittiler?

Kimileri Amerika’ya, kimileri Fransa’ya, kimileri Yunanistan’a ve hatta kimileri Arjantin’e gitmişler. Oralarını kendilerine yeni meskenler tutmuşlar.

Yıllardır kapı komşumuz olan beraber yaşadığımız bu insanlarla ne olduysa beraber yaşayamaz olmuşuz. Bir yerlerde hata mı yaptık? Ya da yapmaya devam ediyoruz?

Şimdi çoğumuzun aklından geçen “kendileri bu ahengi bozdu” gibi bir cümle olabilir. Şöyle dönüp bir bakalım arkamıza kendimizde hiç mi suç yok diye. Lozan antlaşmasından sonra Yunanistan’la nüfus mübadelesi yapmışız. Yüz binlerce Rum vatandaşımızı evlerinden yurtlarından ayırıp hiçbir zaman kültürlerine ait olmadıkları Yunanistan’a göndermişiz. Bu toprakların evlatları bu insanlar, uzunca yıllar bu kültür çatışmasını Yunanistan da yaşamışlar, her fırsatta Türkiye özlemleri ni dile getirmişlerdir. Olayın sosyal, kültürel boyutunun yanında ekonomik boyutu da ağır olmuştur. Nüfus mübadelesini takip eden yıllarda Türkiye’nin zeytinyağı ve halı ihracatı yarı yarıya düşmüş, daha pek çok kalem malda da kısmi üretim düşüşleri yaşanmıştır. Bunun nedeni de Yunanistan’a gönderdiğimiz Rum vatandaşlarımızın daha çok ticaret, imalat, sanayi, gibi ekonomik değeri yüksek işlerle uğraşmaları; Yunanistan’dan gelen Türk vatandaşlarımızın da daha çok, Türkiye’de nüfusun büyük bir kısmının yaptığı, tarım ve hayvancılıkla uğraşmalarıdır.

Bizler bu topraklarda sayısız devletler ve imparatorluklar kurmuş bir milletin torunlarıyız. Yaptığımız eylemlerde, devlet geleneğimizde uluslar arası ilişkilerde buna göre davranıp buna göre makro boyutlarda düşünmek zorundayız. 19. yüzyılda her milletin kendi ulus devleti olmalıdır savını savunan ve bunları Balkanlara Ortadoğu ya Kafkaslara ihraç eden, Amerika İngiltere gibi devletler, kendileri imparatorluk kurarak yayılmacı politikalarını ta o zamandan ortaya koymuşlardır. Günümüzde de bundan farklı bir uygulama görünmemektedir. Hoşlarına gitmeyen ülkeleri ve hoşlarına gitmeyen yönetimleri güçsüz kılmak için uyguladıkları yöntemler yüzyıllar öncesinde uyguladıkları yöntemlerle aynıdır. Bölgedeki milliyetçilik akımlarını desteklemek, başlarına diktatörler getirerek bu milliyetçiliği daha da pekiştirmek. Bu milliyetçiliğe karşı bölgedeki diğer milliyetçilikleri desteklemek ve sarmalı atomlarına ayrışana kadar devam ettirerek kendi varlıklarını sürdürmek. Tüm bunların üzerine, 50 yıldır serisi çekilen, başrollerindeki oyuncunun değiştiği ama konunun asla değişmediği, James Bond filmlerinde ki gibi bölgede bu senaryolar uygulanırken, Gazeteci yazar, Hırant Dink’in öldürülmesi tuz biber oldu. Ülkelerini çok sevdiğini söyleyen, ulusalcı, milliyetçi, mukaddesatçı, kardeşlerimiz şunu çok iyi bilmelidirler ki, Bu toprakların evladı, TC kimliği taşıyan, Hırant Dink ‘in katledilmesi hepimizin üzerine sürülmüş kara bir lekedir. Bunu tüm Türk milletinin yüreğinde hissetmesi, dosta düşmana karşı tek vücut tek yürek olması gerekir.

Ermeni azınlığımıza sahip çıkmamız gerekir.

70 milyonluk ülkede günümüzde sayıları on binleri bile bulmayan gene bu ülke vatandaşı, azınlıklar (onların kabul etmediği) mı bu ülkenin esas problemi?

Hepimiz Filistinliyiz demek ne kimseyi Filistinli yapar nede Arap yapar. Hepimiz Ermeniyiz demekte kimseyi Ermeni yapmaz ama bu yaralı insanlara tüm Türk halkının arkasında olduğunun moralini verir.

Osmanlı’nın armasını araçlarında işyerlerinde taşımanın gereği, bu armayı oluşturan tüm oluşumlara sahip çıkmaktan geçer. Kaldı ki, Ermeniler tüm Osmanlı tebaasında “ Millet-i Sadıka” yani sadık millet olarak anılır. Osmanlıda Maliye Bakanlığı bile yapmış Ermeniler mevcuttur. Şunu unutmayalım ki bölünerek büyüyen tek canlı “Amip” tir. Ama tek hücreli bir canlıdan da büyük bir organizma olmaz. Sadece mikroskopla görünürler.

Atalarımızın yıllar öncesinde oluşturduğu hoşgörü ve tahammül kurallarını, bugün Avrupa Birliği’nden değil kendi özümüzden alsak fena olmaz mı?

 
Toplam blog
: 3
: 3613
Kayıt tarihi
: 25.11.06
 
 

Jandarma Astsubay Emeklisiyim. Özel Güvenlik Eğitim Merkezi yöneticisiyim. Memleketsever öncelikle "..