- Kategori
- Spor
Ertuğrul Gazi Bursa'yı yeniden başkent yaptı!

Yaklaşık bir buçuk ay önce Bursaspor taraftarının bütün gücüyle dile getirdiği bir sloganı burada satırlarımıza taşımıştık.
“İstanbul, teslim ol!”
Yani şampiyonluk; bu uzun zamanlı, bilinçli bir devrim hareketi olarak gelişmiş, belli bir program dahilinde ilerlemişti.
Öyle ki üç puanla kapattığı her maç sonunda taraftarı tribünleri terk etmiyor, futbolcular uzun uzun dört bir yanı dolaşarak hep bir ağzıdan şampiyonluk provası yapıyorlardı.
Buna bir çeşit ritüel; ayin de diyebiliriz.
Kuşkusuz bir maç sonrasında böylesi görüntüleri izlediğimizde kendimizce bir yorumda bulunmuş; başrolünde Ertuğrul Sağlam’ın olduğu, futbolcularının hangi tribüne gideceğini kendisinin yönettiği bu ritüelin takımı erken havaya sokacağının uyarısını yapmış; haklı olarak da o tarihlerde okucudan tepki almıştık.
Yine o gün bir söz vermiş; eğer Bursaspor şampiyonluğa ulaşırsa, bilmeden yaptığım bu yorumu düzelteceğimi yazmıştım.
“Bursaspor’un o günlerde sahip olduğu ruhu anlayamamış olduğum, derinliğine yeterince hakim olamadığım için özelde okuyucumdan, genelde de tüm Bursaspor’dan özür diliyorum”.
Bursaspor, İstanbul’u teslim almayı kafaya koymuştu bir kere.
Bu tam 645 yıllık bir hesabın kapatılması; ödeşilmesiydi aynı zamanda.
Ertuğrul Gazi’nin torunu Orhan Gazi bundan tam 675 yıl önce Bursa’yı Bizansın elinden alıp, kurulmakta olan yeni devletin başkenti yapmış; ancak bu Edirne’nin 30 yıl sonra Osmanlıların eline geçmesine kadar sürmüştü.
Bursa şehri tam 645 yıldır işte tam da bugünü bekliyor gibiydi.
Şu rastlantıya bakın ki yine bir adı Ertuğrul olan bir kişi Bursa’yı İstanbul’un boyunduruğundan kurtararak tekrardan başkent yapacaktır.
Bursa şehrinin bu sene İstanbul’dan kazandığı puan sayısı;
Beşiktaş – 6 puan
Galatasaray – 4 puan
Fenerbahçe – 3 puan
İ.B.B. – 3 puan
Toplamda 16 puan almıştır. Kaybettiği sadece 8 puandır. İstanbul karşısında net, açık bir üstünlük sağlamıştır.
Yani; Bursaspor bütün puanları Anadolu’dan toplayarak şampiyonluğa ulaşmamıştır; aksine en çok da Anadolu takımlarına yenilmiştir.
Bursa şehrinin dün akşamüstünden itibaren görüntüsü görülmeye değerdi. Tam bir devrim coşkusu kutlanıyordu. Taraftar kendisini sınırlandıran hiçbir çizgiyi dinlemeden futbolcusuyla bütünleşiyordu.
Şehir tek yürek olmuş; güm güm atıyordu.
En güzel yeşilin günü yaşanıyordu.
Kupa kaptan Ömer’in ellerinde havaya kalktığındaysa etraf Bursa beyazı gibi aydınlanıyordu.
Sanırım, bu görüntüleri izleyen bir çok kişi o an “keşke şu an Bursaspor taraftarı olsaydım” şeklinde bir dilekte bulunuyordu.
Çünkü Bursaspor son kırk yıldır hiç görülmemiş bir ilki gerçekleştiriyordu.
Şampiyonluk yıllardır İstanbul’un tekeline o kadar girmişti ki artık hiç kimsenin Anadolu’dan beşinci bir takımın çıkabileceğine dair bir inancı kalmamıştı. Sadece hayallerde yaşatılan sonuna mutlaka bir “ama” bağlanan umutsuzluktur, Anadolu’nun şampiyonluğu.
Umutsuzluğa direnen; buradan yeni bir mücadele zemini hazırlayan şehrin eski bir başkent olması bu bakımdan anlamlıdır.
İstanbul düşmüştür!
Üstelik bu sefer üç cephede birden tam bir yenilgi almıştır.
Bu bir anlamda “bölünmüşlüğün,” zenginliğin getirdiği şımarıklığın ve kibrin sonucudur.
Ne mutlu bugün bu zaferi yaşayan Bursaspor’a.
Bursaspor; Ertuğrul Gazi’nin başlattığı bu çizgiden hareket etmeyi sürdürebilirse; yeni milenyumun ikinci on yılında bizi bambaşka bir serüven bekliyor olabilir.
İlk hedef bu takımın dağılmamasını sağlamak olmalıdır.
Kupa ve şampiyponluk kutlu olsun.
Şimdi yeni başkent Avrupa’nın devlerini bekliyor.
Uzay Gökerman
Ertuğrul "Sağlam" bir Bursaspor yarattı