Esas Mesele / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '17

 
Kategori
Sosyoloji
 

Esas Mesele

Esas Mesele nedir biliyor musunuz? Esas mesele Türkiye’yi kim idare edecek, hangi sınıf idare edecek, hangi sınıfın temsilcileri, hangi sınıfın içinden gelenler idare edecek sorusu ve cevabı. Efendim Türkiye’de sınıflar mı var ki? Evet bence var, en azından iki ayrı sınıf, isterseniz siz sınıf demeyin, grup deyin, kesim deyin veya başka bir şey deyin.

Birinci sınıfa kısaca aydın kesim diyelim. Çoğu üniversite tahsili yapmış, üniversiteyi bitiremese de üniversitede okumuş, lise mezunu olsa da kendini üniversite mezunlarının olduğu gruba ait gören, az çok okuyan, iyi derecede veya çat pat lisan bilen, akıllı telefon, iyi derecede veya az çok, bilgisayar kullanabilen, en azından bir iki defa yurtdışına çıkmış, en azından üç beş defa veya sekiz on defa viski içmiş, ama rakı balık keyfini bilen, balıktan da, mezelerden de az çok anlayan kesim. Tabii ki bu kesime avukat, doktor, mühendis, mimar gibi kendi mesleklerinde başarılı hatta çok başarılı serbest meslek mensupları ile çok değerli ilim adamları, doktor, doçent, profesör gibi akademisyenlerin çoğu da dahildir.

Bu kesim veya önemli bir bölümü, yukarıda saydığım ve ona benzer  özelliklerine ilaveten kendilerini, Cumhuriyet’i kuran ekibin varisleri addederler, açıktan veya kapalı, direk veya endirek, bilinçli veya bilinç altından, kendilerini Cumhuriyetin sahibi veya varisi veya kollayıcısı, gözeticisi ve gerekli durumlarda da gerekli ayarı verme ile görevlisi sayarlar. Bu ayar verme gücü bizatihi kendilerinde yoksa, zaman zaman veya gerekli gördükleri zamanlarda, direk veya endirek olarak, hiç olmazsa bu güçte olanları ayar vermeye davet etmeyi, onları bu göreve çağırmayı kendi üzerlerine vazife sayarlar.

 

İkinci kesim ise böyle iyi bir eğitime sahip olmayan, kılık kıyafeti, yaşam tarzı, hatta ekonomik durumu daha mütevazi olan, dini inaçlarını uygulama safhasına koyan, mesela namaz kılmaya sadece inanmakla kalmayıp namazını kılan veya kılamasa bile kılma gayreti içinde olan, çoğunluğu lisan bilmeyen, akıllı telefon veya bilgisayar kullanmayan hatta bunları almaya parası olmayan, hayatında hiç viski içmemiş vb yaşam tarzı olan kesimdir.

Kanaatimce işte bu ikinci kesim ilk defa olarak son 10-15 yılda ülkenin yönetimini birinci kesimden devralmaya teşebbüs etti ve bunda muvaffak oldu. Bu pozisyonun, bu gücün tadını aldı, avantajlarının farkına vardı, gururuna erdi. Öyle gözüküyor ki, bu gücü, bu iktidarı bırakmaya niyeti de yok.

Önümüzdeki referandum bir seçim değil, dolayısıyla bir iktidar değişikliği meselesi değil. Ama bana öyle geliyor ki bu referandum da, bu iki kesim arasında bir güç mücadelesi gibi geçeceğe benziyor. Ben Türkiye’nin içinde bulunduğumuz yıllarda çok büyük bir sosyolojik evrim (isterseniz siz devrim deyin) geçirmekte olduğu, tabir caizse kabuk değiştirmekte olduğu görüşündeyim.

Yukarıda yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerimdir. Ben bir sosyolog olmadığım gibi bu konuların uzmanı da değilim. Dolayısıyla yazdıklarım doğru veya isabetli olabileceği gibi tamamen veya kısmen yanlış ve isabetsiz de olabilir. Yazdıklarımı yanlış bulanlar lütfen bunları kaale almasınlar ve beni bağışlasınlar, bu yazdıklarımı cahil birinin düşünceleri olarak kabul etsinler. Sürç-ü lisan ettiysek affola.

 
Toplam blog
: 326
: 941
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..