Eskiden nasıldınız? / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
 

Eskiden nasıldınız?

Eskiden nasıldınız?
 

Yarışları, yarışmaları hiç sevemedim.

Bundan sonra sevebileceğimi de zannetmiyorum.

Aday gösterilmekten, birilerini desteklemek zorunda kalmaktan, kazanma umuduyla dolup, kazanamamaktan ve buna üzülmekten nefret ederim.

Sırf bu yüzden tavla bile oynamam.

Yarışmalarda değişir insan, karşısındakini yenebilmek için hırslanır.

Kazanmak için strateji belirler.

Uygular.

Rakiplerinin zayıf noktalarını araştırır.

Bulur.

İnsanları buralardan vurur!

Kanatır!

İki kuruşluk, yarın unutulacak başarı uğruna,

Duygusal tatmin uğruna, fırsatını da bulursa, yerle bir eder, üzerinden geçer.

Darmadağın bırakır!

Neden saklar sporcular madalyalarını?

Başarı öykülerini, ölümsüzleştirmek için mi?

Rakiplerini nasıl bertaraf ettiğini hatırlamak için mi?

***

Yarışlar insanların yumuşak tarafı!

Doğumla başlıyor ve ölene kadar devam ediyor.

Öğrenim hayatında, sınıftaki arkadaşlarını geçebilmek için yarışıyorsun..

Ardından iş hayatı başlıyor.

Terfi için yarışıyorsun, prim için yarışıyorsun. İncir çekirdeğini doldurmayacak, kazandığında hiçbir şey hissetmeyeceğin tırı vırı ödüller için yarışıyorsun.

"Aferin" için, göze girmek için, zeki görünebilmek, diğerlerinden farklı olabilmek için yarışıyorsun.

Bu durum, yarışmalarda kullanıldığını fark edene kadar devam ediyor..

Sonra bırakıyorsun..


***

Başkaları ile yarışmaktan vaz geçip, kimilerine göre havlu attığın zaman, dayağı yemiş, kaşı açılmış ringin bir köşesine otururken, bundan sonra yarışmayacak olmanın, kaybetmenin verdiği huzurla kendinden geçmişken, yarışmayacak olduğunu düşünüyorsan;

Kesinlikle yanılıyorsun;

Neden?

Başkaları ile start almaktan vaz geçen insan, kendinle yarışmaya başlıyor da ondan.


***

Bu aşamada, "eski sen" ve "yeni sen" olarak ikiye bölünüyorsun..

"Yeni sen", "eski seni" hiç sevmiyor.

Alay ediyor, gülüyor ve hatta bazen aşağılıyor.

Yeni sen, eski senden daha akıllı olmak istiyor, daha zengin, daha karizmatik, daha uçarı, daha sexi, daha olgun, daha başarılı daha... Daha... Daha.... Yenisi sürekli "daha"sını istiyor.


***

Sonra, tesadüfen eski dostlardan biriyle karşılaşılıyor.

Dostun "eski seni" tanıyor. Yenisini bilmiyor.

Uzun uzun dinliyor.... Konuşma bittiğinde

Yüzünde kafasında ki ünlem işareti ile.

"Darılma ama bir şey söyleyeyim mi ?" diyor..

Yüzünü buruşturarak ekliyor.

"Sen eskiden böyle değildin"

Foto:http://www.taf.org.tr

 
Toplam blog
: 1280
: 1114
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..