Evde, mikroplu, bakterili et ve gıdalardan kurtulmak için ne yapmalı?../ "Bes.Diyalektigi" (22) / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '10

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Evde, mikroplu, bakterili et ve gıdalardan kurtulmak için ne yapmalı?../ "Bes.Diyalektigi" (22)

Evde, mikroplu, bakterili et ve gıdalardan kurtulmak  için ne yapmalı?../ "Bes.Diyalektigi" (22)
 

Bu sabah baktım da, bu kadar siyaset, tarihten gelen sorunlar ve güncel sorunlarla ilgili yazılar kaleme almaya çalışırken, ''Sağlıklı Yaşam'' yazılarına iyice ara vermişim... Günceldeki ithal et rezilliğiyle ilgili bir yazı hazırlarken, baktım; ülkede Şap hastalıklı hayvanların iyice yaygınlaşmasıyla, Şap hastalıklı etleri ve bir de üstüne üstlük, bakterili yani Salmonella'lı, Listeria'lı etleri tüketmekle karşı karşıya kalmışız!...

Can'ın boğazdan geldiği gibi, boğazdan gittiğinin de bilincinde olan bir yurttaştım!... Yaşadığım kent İstanbul'da da AKP'nin değerli katkılarıyla sağlıkta yapılan reformlara rağmen hala bir şeyler düzelmiyor, hastalar ve ilaç satışları artmaya devam ediyordu...Ve de bu kadar hastanenin açılmasına rağmen hasta insan sayısındaki artışın önlenemeyişine de şaşırarak, ''testiyi kırmadan'' bir şeylerin yapılması gerektiğini bir kez daha düşündüm!...

Kabul; beslenme konusunda da eğitimsiz bir toplumduk!... Ancak bu kadar bütçeye ve o kadar nitelikli eleman istihdam etmesine rağmen, ne Sağlık Bakanlığı, ne de Milli Eğitim ve Kültür... Bakanlıkları, halk kitlelerini eğitme ve bilinçlendirme konusunda üzerlerine düşeni yapmakta, ya yetersiz ya da aciz kalıyorlardı!...

Gıda üretim sektöründeki tüketici ve insanlık karşıtı toplu trajedi bir yana, tüketici birey ve ailelerin tükettikleri gıda ve beslenme konusunda, bunca imkana rağmen bir türlü eğitilemediği, bir toplumda yaşıyorduk... Bizler, hijyen ve gıdaların çiğ ve pişirilmiş olarak korunmasıyla ilgili gelenekten gelen bir toplu bilgiye de sahip değildik!...

Medya, medyatik marifetli hanımlar aracılığıyla, TV kanallarında yemek programları düzenlerken, ev hanımlarına hijyen, aldıkları gıda maddelerinin pişirme öncesi ve sonrası sağlıkla korunması için hiç de ciddi şeyler öğretmiyordu!... Demek ki böyle bir talepin nesnel koşulları bir nedenle hazırlanamamıştı!...

Örneğin; ev hanımlarının % kaçı, pişirdikleri patatesli tavuk yemeğinin tehlikelerinden haberdardı?... Kaçı, sıra marketlerde, ucuz dana kıymaya tavuk sakatatı katıldığından haberdardı!... Et ağır çeksin diye içine kanserojen madde Bradmix katıldığından!... Ve ekmeği beyazlatmak için içine karbonat ve başka kimyasallar katıldığından, peyniri daha canlı ve beyaz göstermek için kireç katıldığından, kıvamlı yoğurtları daha katı göstermek için, içine sığır yağı jelatini katıldığından, kalitesiz bulgura renkli ve diri göstermek için sarıboya katıldığından!...

Ve çocuklarına ve de kendilerine aldıkları, şekerlemelere, çikolatalara, hazır dondurmalara, meyveli meyvesiz yoğurtlara, hazır pasta ve keklere, domuz ve benzeri hayvanların derilerinden, kemiklerinden, iç yağlarından ve kıllarından üretilmiş katkı maddeleri katıldığından!...

Afiyet olsun mu?...

Millet malını satmak için bu kadar takla atarken, çeşitli reklam araç ve gereçlerini kullanıp ve o iş için büyük meblağlar ödeyerek her tür malını bizlere satarken ve bu reklam paralarını da gene halktan çıkartırken(!), bizim bakanlıklarımız insan sağlığıyla ilgili bir gazete içi broşürü bile halkına ulaştırmaktan aciz kalıyordu!... Bunun için para da, yeterli paraları yoksa, çıkaracakları bilgilendirici broşürün arka kapağına sponsor da, bulabilirlerdi!... Ama bunu yapabilecek niyet ve zihniyeti nerden bulacaklardı?...

Neyse, anlatmanın sonu yok!... Biz şimdi sizlerin daha sağlıklı beslenip yaşayabilmesi için, beslenme ve hijyen konusunda sizlere küçük , uygulanabilir öneriler. Sunmaya çalışalım...

İlk uyarı: Alışverişinizi programlarken alacağınız gıda madelerini aylık, haftalık ve günlük olarak düzenleyip , bir alışveriş listesiyle yola çıkınız... Bu sizin gereksiz bazı şeyleri almanıza engel olabilir... Günlük tüketeceğiniz, et, süt, yoğurt, sakatat, balık ve şarküteri ürünlerini alışverişin en son zamanında alın ki, çanta ya da sepetinizde, ısınıp soğuk zinciri bozulmasın!... Zaten bunlar eve gidince, öncelikle buzdolabına bekletmeden koyulması gereken ürünlerdir!...

1- Öncelikle alışveriş yaptığınız market, manav , kasap, pazarcı sayısını, seçerek azaltmaya çalışın!.... Zorda kalmadıkça, her yerden ve herkesten mal almamaya çalışın. Elden geldiğince güvenilir marka ve firmaları ayıklıya ayıklıya bulmaya çalışın. Köy ve ilçe pazarlarından da alışveriş yaparken, çoğu malın sıra mal olduğunu unutmayın!... Satıcının gerçek köylü ve üretici olduğunu anlamaya ve ayırmaya çalışın!...

2-Süt, et ürünlerini aldığınız noktalarda soğutmanın iyi yapılıp yapılmadığına dikkat edin. Yoğurt, kaşar peyniri gibi aksiyona girdi diye, buzdolabı dışında gondollar ve sepetler dışında satılan süt ürünlerini kesinlikle almayın, market görevlileri ve zabıtayı uyarın!

3-Aldığınız etin ve et ürünlerini (sucuk ve pastırma ve kavurma dışında ki, onların da serin ve kuru yerde saklanmış olmaları gerekir...) market buzdolabında da olsa, buzdolabı cam kapağı yoksa, üstleri ayrıca örtülmemişse, açıkta duran et ve kesilmiş et ürünlerini satın almayın... Çünkü havada gezinen her tür bakteri açıkdaki etlerle hızla buluşur!...

4-Ambalajlı et , süt ve ürünlerinin , etiket bilgilerini dikkatle inceleyin... Özellikle son kullanma tarihlerine dikkat edin. Küçük bile olsa şeffaf dış kabı delik ya da yırtık ürünleri almayın... Çünkü o bölgeden hemen mikroorganizma üremesi başlayarak, hızla artacaktır!...

5-Balık ve diğer deniz ürünlerini sabahın en erken saatlerinde, güvendiğiniz balıkçıdan ya da marketden alın... Yaz aylarında soğutması güçlü ve doğru marketlerden balık alın!... Balık küçük ya da büyük kan kırmızı solungaçlara, parlak gözlere ve sert bir dokuya sahipse(Parmağını ete bastırınca içe girip kalmamalı...) satın alınmalıdır!... Buzdolabında kuru ve kapalı bir kapta en fazla iki gün saklayınız... Et yağsız ve canlı renkte olmalı!... Et'de buzdolabında, iki-üç günden fazla tutulmamalı, eğer çözülmemiş bir etse, kullanılmayacak kısmı, porsiyonlanıp naylon poşetler içinde derin dondurucuda korunmalıdır... Kıymayı bildiğiniz market ya da kasapdan kıyma alın.ve ''aynasını''aldırdıktan sonra çektirin!... Yani makinada eski çekimden birikip kalmış kıymayı!... Kıyma da en geç iki gün içinde, yazın ise günlük tüketilmeli!...

6-Her türlü konserve ve paketlenmiş gıdaları ve gazlı içecekleri elden geldiğince tüketmekten kaçının... Önce çocuklarınızın sonra sizin, sağlığa zararlı yağlarda kızartılıp paketlenmiş ürünlerin tüketiminden, bilinçle kaçınması gerekmektedir!... İlk yaşlardan, selülit, obozite ve kroner sorunlarına ve kansere davetiye çıkarmış oluyorsunuz!... Et, yumurta, süt, ekmek ve un mamülleri başta olmak üzere, çok pişirilmiş ve yanık yiyecekleri kesinlikle yememeye çalışın!...

7-Pirinç, bulgur ve diğer bakliyat seçiminde, taşlı, topraklı ürünleri almayınız..., Küflü, böcekli ürünleri de dikkat ederek almamaya çalışınız.

8-Meyvelerin iri ve gösterişli olanından çok, canlı, düzgün ve üzerinde mantar, leke, buruşukluk olmayanını seçiniz... İnce kabuklu bir portakalı, çekirdeksiz mandalinayı, unlaşmamış küçükçe elmaları, çok yumuşamamış muzu, diriliğini kaybetmemiş üzümü, parlak ve diri kirazı, yoğun ve sert ses çıkartan, sapı kuru kavun ve karpuzu tercih edebilirsiniz...

9-Sebzelerde canlı ve koyu renkler (yeşil-kırmızı) bir ön tercih nedenidir... Bol yapraklı ve yapraklarında siyahlık ve lekeler olmayan sebzeler tercih edilir... Patatesdeki yeşillik bir bozulma ve olası zehirlenme işaretidir!... Üzeri çillenmemiş ve buruşmamış, topraksız patatesi tercih ediniz... Fasulye yeşil ve gevrekse tercih edilir... Brokolinin sararıp, hafif çiçeklenmişi terdih edilmez... Havuç da diri ve parlak olmalıdır. Sert, çok büyük olmayan koyu renkli patlıcan ve salatalığı tercih ediniz.

10-Domatesin içi çekirdeksiz ve cıvıksa, patlıcanın içi süngerimsi ve çekirdeksizse, kabak da çekirdeksizse hormonal bir durum söz konusudur!... Aşırı büyük biberler, şekilsiz ve için kararma olan patatesler, çekirdek yerleri boşalmış karpuzlar hormonludur!..

Taze ve doğal domates ve kabak yemek için beslenmek için; 15 Ekim - 10 Kasım ve 10 Nisan -5 Mayıs tarihleri arasında domates ve 15 Kasım- 15 Mayıs arasında patlıcan, ve de 1 Kasım -15 Mayıs tarihleri arasında da kabak yenilmemelidir!...

11-Buzdolabında saklayacağınız çiğ ya da pişmiş yiyecekler mutlaka kapalı bir şekilde korunmalıdır!... Meyveler ve sebzeler çilek dışında, mutlaka yıkanıp kurutularak iğneyle birkaç delik açılmış sağlıklı bir poşet içersinde saklanmalıdır. Ve 3-5 gün içinde tüketilmelidir!...

12-Pastörize sütü, yazın bir gün, kışın en çok iki gün içinde tüketmelisiniz. Dayanıklı süt de iki üç gün içinde tüketilmeli...

13-Aldığımız paketlenmiş gıdaların arka yüzlerinde içeriğine ait bilgiler yer alır. Bu gıdaların gösterişli ve dayanıklı olması için, “E” kodlu bir takım katkı maddeleri katıldığı belirtir bu kodlar!... E102, E104, E110, E122, E129 ve E211 gibi... Ve bu katkı madeeleri çocuklarımızda ve bizde, hiperaktiviteden, astım sorunlarına, mide sorunlarından her türlü allerjilere kadar insande birçok sorunu yaratır ya da tetikler!... Elden geldiğince uzak durulmalı ve çocuklara da durum anlatılarak, bu bilinç aşılanmalı!...

14-Pirinç, bulgur, fasulye, mercimek gibi bakliyatı içine mümkünse kaba sofra tuzu karıştırarak, bez torbalarda saklayınız... Bu iş için, kullanılmış atlet ve fanilalar, pratikte biçilmiş kaftandır... Serin ve elden geldiğince az nemli havadar yerlerde korumaya alınız... Patatesi az nemli, ışıksız ve soğanı da kuru, havadar, ortamlarda saklayınız...

15-Pişen yemeği soğuturken tencerenizin kapağı açık olmasın ki, havadaki bakteriler içine üşüşmesin!... Mutfak tezgahınız ve kullandığınız alet edavat, hep yeşil prinalı sabunla ve sıcak suyla temizlenmiş olmalı... Et tahtanızın bir yüzü tavuksa bir yüzü kırmızı et de kullanılmalı ve mümkünse bu etlerde oluşan farklı organizmalardan dolayı farklı tahtalar kullanılmalı... Meyve, sebzede ve ekmekte de!... Aynı yöntemle temizleyin, arada bir az çamaşır suyu ile seyreltilmiş suda bir müddet tutup sonra bulaşık makinasında yıkayın!...

Daha çok anlatılacak şey var ama, okuyanı çok yordum... Gerisi artık bir başka zamana...

22.eylül.2010 / tarabya,

 
Toplam blog
: 392
: 4592
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..