- Kategori
- Edebiyat
Evli bir kadının başka erkeklerde sevgi araması

Bundan on yıl önce, yasal bir çerçeve içinde başlattığımız Demokratik Edebiyat Hareketi giderek gelişince edebiyatçılarımızdan ve edebiyatsever okurlardan yanıtlamamızı isteyen bazı sorular da gelmeye başladı . Bu sorulardan biri, ki benden soruluyor, "Romantizmin demokratik dönemindeki yeri ne olacak?"
Sorunun yanıtı için kısa bir giriş yapmam gerekyor. Romantizm, Fransızca bir sözcüktür. Duygu, coşku ve imgeye aşırı yer veren sanat akımı olarak bilinir. Victor Hugo'nun eserlerinde bu akımın kaba izleri var. Ama ben bu akımın daha belirgin izlerini Flaubert' in "Madame Bovary" adlı eserinde gördüm. Yazar, ahlaki kaygı taşımadan bir kadının duygularını bütün çıplaklığıyla ortaya sermiştir. Olayın kahramanlarından Madame Bovary , genç ve güzel bir kadındır. Akla göre değil, kapıldığı duygulara göre hareket eder. Sözgelişi, evli olduğu halde başka erkeklerin sevgisini bekler, kendini hayallere kaptırır; hayallerini gerçekleştirmeye kalkışır. Ancak aşkta her seferinde hayal kırıklığına uğrar. Öte yanda kocasını aldattığı için acıma duygusuyla kıvranıp durur. Vicdan azabı çeker. Dayanamaz intihar eder. Bu roman, 1857 yılında yazılmış olmasına rağmen şimdi bile dünya edebiyatının temel taşlarından biri sayılır. edebiyatın konusu her şeyden önce insandır, insanın bütün yönleridir. Geçmişteki edebiyat dönemlerinde insanların değişik duygularını yansıtan çok güzel ürünler sergilenmiştir.
Demokratik Edebiyat Hareketi, salt politik bir söylemle ortaya çıkmadığına göre elbette romantizme önem verecektir. Aşk, ayrılık, özlem, ölüm, doğa, hayvan sevgisi ve benzeri evrensel duygulardan kendimizi soyutlama saçmalığına düşmeyeceğiz. Kaldı ki edebiyatçıya bazı dayatmalarda bulunmanın da saçma bir şey olduğunu biliyoruz.
ŞEMSETTİN MURAT