- Kategori
- Aşk - Evlilik
Evlilik akıl mı, kader mi?

alıntıdır
Geçtiğimiz hafta sonu bu konu üzerine tartıştık. Sonuç itibariyle tezim çürümedi ve evliliğin kader olduğuna karar verdik.
Bazı şeylere müdahale edebilirken, olabilirliğini etkileyecek kararlar verirken evliliğin tamamen kader ile bağlantılı olduğuna inananlardanım.
Yapılan tercih kader ile orantılı. Şans ise kendi verdiğimiz kararların doğruluğu neticesinde kazandığımız bir yardım gibi.
Ne kadar tanırsak tanıyalım karşımızdaki ile ileride ne boyut kazanacağımızı adlandıramıyoruz.
Kimimiz bir evlilik kararından, kimimiz bir nişan arifesinden döndük. Neden? Çünkü anlaşamadık, kısmet olmadı, kaderde yoktu.
Ne kadar zorlarsak zorlayalım nasipte olmasının da rolü büyüktü.
Kaderciliğin her zaman kolaycılık olduğunu düşünürdüm oysa. Değilmiş.
Kaderin hükmettiği, yönlendirdiği o kadar çok şey olup bitiyor ki etrafta bazen şaşkın bir bakışla izliyoruz.
“Böyle yapmasaydım, böyle olacaktı” cümlelerinin çoğu ise bahane.
Bile, bile ladeslerimiz yok mu? Var. Onlar çok farklı.
Yönlendirebileceğimiz yerde elimiz kolumuz bağlı durup, sonra kader demekte düpe düz kaçış.
Ancak evliliğin doğası kader. Çok farklı tanıdığımız, yanında çok mutlu olduğumuz insanla zaman geçiyor yan yana bile durmak istemiyoruz.
Asla olmaz dediğimiz boyutlara geliyoruz.
Hiç böyle tahmin etmemiştik, diyoruz.
Birliktelik yazılı değilse, anlaşamamak için nedenler bahane.
Her ilişki kaderini yaşarmış bir yerde. Kiminin ki beraberlik, kiminin ki ayrılık işte.
Tercihler belirlerken akılcı davranmak, mantıkla hareket etmek her zaman olumlu sonuç vermiyor.
Mantığına uydu evlendin, daha sonra karşındaki mantığına uyan vasıflarını kaybetti (maddiyat mesela, olamaz mı? iflas etti) o zaman ne olacak?
Aşk hissetmediğin biri ile ne kadar aynı evi paylaşabilirsin?
Kaderinin oyunu başlar işte. Akılcı davrandığını iddia etsen de, kısmetin de yoksa bazı şeyler istesen de değiştiremezsin.