- Kategori
- İlişkiler
Evlilik ve kıskançlık

"Seven kıskanır, sevmeyen kıskandırır"
" Ben kıskançlık nedir bilmem" diyen nice gizli kıskançlar vardır... Bu duygu bir zaaf belirtisi olduğundan, başka davranışların içinde sergilenir. Eşler, birbirlerinin gönüllerinde özel yerlerinin olduğuna inanmadıkça, bu karmaşık duygu, hep yaşanacaktır. Eşinizin ufkunu, tamamen kapladığınızdan emin değilseniz, huzurunuz da yoktur. En iyisi olayı içtenlikle ortaya koymak ve eşlerin de kırmızı çizgilere saygılı olmalarıdır.
Kıskançlık konusunda herkesin yaşadığı farklı olduğundan, tavsiyelerin işe yarayabileceğine inanmıyorum. Ancak, doğru sanılan öyle yanlışlar yapılıyor ki; Belirtmeden de geçemeyeceğim:
Siz, siz olun sakın eşinize, " Ben senin ruhunu bilirim, o kadına ilgin var. Kadın görünce yağların eriyor... İçine düşeceksin... Hallerinden belli neyine güveneyim" demeyiniz. Elde kanıt yokken savrulan bu taşlar karşı tarafı yürekten yaralar. Dürüs bir eş, kendine vurulan ihanet damgasını asla unutmaz. Bu haksızlık bazen ters tepki de yapabilir. Bence en etkili yöntem: Bazı endişeleriniz olsa bile , "ben eşime güvenirim" diyebilmenizdir. Bu sözün yaratacağı manevi baskı ihanetleri önleyebilir.
Kıskançlık, ülkeler ve bölgeler arası farklılıklar gösterir. Bazı yörelerde genelde kadınların böyle bir duyguyu(maalesef) yaşama şansları yoktur. Duyguları hiç dikkate alınmaz. Erkeğe tek taraflı özgürlük tanınır. Bazen de erkeğin yaptığı ailenin gururu ! sayılır.
Hiç unutmam, "Mine Yenge" diye bir büyüğümüz vardı. Eşini kendi rızası ile çapkınlığa gönderirken, bir güzel de beslermiş. "Uşağum, kırardım oğo tereyağinda pi tava yomurta... Olur mi? oyle... Adamum gittuğu yerde beni mehcup etmesun!... Başka bir kadın sordu: Yenge hiç kıskanmadın mı? Aldığı cevap: " Ne olacak uşağım? Adamum, gene bağa, evune doneyi ya..."