​ Evlilikler, aldatmalar, aldatanlar ve aldananlar / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '10

 
Kategori
İlişkiler
 

Evlilikler, aldatmalar, aldatanlar ve aldananlar

Evlilikler, aldatmalar, aldatanlar ve aldananlar
 

Feminiz mi, Meninizm mi Kitabının Yazarı, Öner Samanlı, ilişkilerdeki aldatma üzerine yazdı...


Evlilik Hayatı ve Aldatan Eşlerin Kareografisi

APTALLAR;

İster kadını, ister erkeği hiç fark etmiyor.

Ne söyleseniz inanırlar. Böylece düşünme zahmetinden de kurtulmuş durumdadırlar. Söylediğiniz her şey bunların bir kulağından girip öteki kulağından çıkar.

Ne demiş ti, ismi Mustafa Kemal Atatürk’ün bile yaşadığı kadınlar arasında doğru yada yanlış olsa da anılan, Çek meşhur kadın akrist Zsa Gabor…

“Evleneceğim, evleneceğim, mutluluğu bulana kadar da evlenmeye devam edeceğim!”

Üstelik bu sözleri, 41 inci evlenmesi öncesinde kilisede söylüyordu.

GÜVENILMEZLER;

İster kadını, ister erkeği hiç fark etmiyor.
Öyle sahtekardır ki baksanız takma dişinde bile çürük vardır.
Sırtınızı sıvazlıyorsa dikkatli olun !

Yalnız bugün değil ki bugün okuduğum haber.

Bugünkü de, daha önce okuduklarımla tamı tamına olmasa da çok yönüyle örtüşüyorlardan birisi.

Ama bugün okuduğum haber beni çok şaşırtmasa da gerçekten çok etkiledi.

Meğer, “Günümüzde boşanmaların büyük bir bölümünün nedeni kocalarını aldatan kadınlar” mış.

KÖTÜ KADINLAR;

Adam, arkadaşına "benim karim bir melek" deyince zavallı diğer koca

"Ne kadar şanslısın benimki hala yaşıyor" demiş.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan, ekonomik gücü olan çalışan kadınlar boşanmaya çok normal bakıyormuş ve eskiye oranla boşanma davası açan kadın sayısında büyük artış varmış.

Erkekler aldatıyor, aldatır denilince bir eril olarak hep düşünürdüm. Acaba bu olayda aldatan kişi kiminle yapıyor bu işi! Erkeğin karısından başka bir ilişkisi varsa bu ikinci, üçüncü hatta dört, beşinci kadınlar anlamına geliyor.

KÖTÜ KOCALAR;

Banyodan çıktıktan sonra karının saçlarını okşamışsa banyoda havlu olmadığındandır. Çünkü gördüğü ilk tekneye halatın her iki ucunu birden fırlatma zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.

Erkeklerin tamamının genelevlere giderek karılarını aldattığını varsaymak biraz ahmaklık olurdu zaten.. Ben evinde tertemiz kadınını bırakıp da orada fener söndürme gailesinde olanların kendileri ile bir sorunları olduklarını yirmili yaşlarımdan bu yana düşünen bir erkek olduğumu da itiraf edebilirim.

Ama bu üçüncü, dördüncü kadınlar artık boşanma davalarıyla biraz daha aleni olmuşlar.

Kocasının bakımsızlığından ve sıradanlığından sıkılan kadınlar bakımlı ve sürprizlerle dolu erkeklerle yasak ilişkiyi cazip buluyorlarmış.

İşyerindeki arkadaşlarının içinden seçtikleri partnerleriyle daha mutlu bir ilişki yaşayan kadınların çok az bir bölümü bu ilişkiyi meşru ortama taşırken, çoğunun sonu ki özellikle evli bayanlarda boşanmayla sonuçlanıyor ve ikinci bir evlilik olsa dahi, yasak ilişkideki partnerle olmuyor.

Namus kavramı son yılların en çok yozlaştırılan ve değer kaybetmesi istenilen kavramlarından birisi oldu, artık sanki meşru olarak yoz bir kelime gibi algılanır oldu.

Yurt dışında bulunduğum ilk gençlik yıllarındaki bir süreçte, bir kızın evlendiğinde bakire olmasının çok ayıp bir şey olduğunu, o kızın deneyimsiz ve erkeğini mutlu edemeyecek çizgide algılandığını öğrenmiş ve bizimle ne kadar farklı bir kültür çizgileri içerisinde olduklarını öğrenebilmiştim.

Bekaretin önemsizliği, yaşanan her şeyin sadece bir tecrübe kabul edilmesi ve ders çıkarılmasının yeterliliği, insanların ilişkilerine bir bilgi, kuram gibi yaklaşarak yaşayarak öğrenmenin gerekliliği....vs gibi pek çok zırvanın asıl hedefi parçalanmış aileler ve dağılmış bir toplum olduğu gerçeğinde kendi örfümüz ile yabancı örf arasındaki uçurum arasında değerlendirebilmiştim.

Boşanma belki şartlar gerektirdiğinde yapılacak son çözüm olabilir; ancak aldatma yüzünden biten bir evlilik herhalde en kırıcısıdır. Ben bir bayan olarak karısını aldatan bir erkekle ya da kocasını aldatan bir kadınla evlenecek kişilerin çok da huzurlu olacağına inanmıyorum. Bu suçu geçmiş evliliklerinde yaşamış bir erkek olarak nedenlerini önce kendimde sonra aldatılan eşte arayabilme özverisini de fevkalade gösterebilenler arasındayım.

ESKİLERİN BİR HİKAYESİNİ SİZİNLE PAYLAŞAYIM:

Adamın biri samimi arkadaşını sık sık eve getirirmiş. Zamanla o yokken de eve gelmeye başlamış. Adam bir gün es kaza eve gelince ne görsün; karısı ve arkadaşı onu aldatıyor. Hemen ikisini de kovmuş, karısını boşamış, adamla bir daha görüşmemiş.

Adamın arkadaşı o kadınla evlenip uzak bir yere taşınmış, aradan bir zaman geçmiş ve adam eski arkadaşına hapishaneden mektup yazıp, af dilemiş. Adam evlendiği kadının kendini de bir başkasıyla aldattığını ve onları yakalayınca dayanamayıp ikisini de vurduğunu anlatmış mektupta.

Adam eski arkadaşına cevaben bir mektup yazmış ve demiş ki;

1) O kadından hayır gelecek olsa ben bırakmazdım,

2) Ben senin yaptığını yapsaydım şimdi ben hapiste sen öbür dünyada olurdun.

3)'ETME KULUM BİR GÜN BULURSUN.' Sözünü duydun mu?

SADIK, GÜVENİLİR, KANAATKAR, İYİ İNSANLARLA EŞ OLMANIZ DİLEĞİYLE....

 
Toplam blog
: 295
: 3087
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..