Evliyâ Hazretü’ş-Şeyh Abdulkâdir-i Geylânî (k.s) / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '14

 
Kategori
İnançlar
 

Evliyâ Hazretü’ş-Şeyh Abdulkâdir-i Geylânî (k.s)

Evliyâ Hazretü’ş-Şeyh Abdulkâdir-i Geylânî (k.s)
 

Ramazan ayında beşikte iken oruçluydu

Hava biraz bulutluydu

Oruç bitti mi belli değildi

Annesi süt verdi emmedi

Orucun bitmediği belli oldu

Okula giderken

Melekler onunla yürürdü

Melekler

Yer açın evliyadan bir zat geliyor

Dediklerini duyardı

Hiç kimseyi kapısından çevirmezdi

Çocuklarla beraber oynamak istediğinde

"Bana gel ey mübârek, bana gel."

Diyen bir ses işitir,

Korku ve heyecanla annesine koşardı.

Abdülkâdir Geylânî idi o mübarek

Nur yüzlü gülümseyen gülümseten

Bedeni nura boyanan

On sekiz yaşında Bağdat'a geldi

Buradaki meşhur âlimlerden ders almak sûretiyle

hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişti

Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri,

Bir müddet ders verip insanları irşâd ettikten,

Hak ve hakikatı anlattıkdan sonra,

Ders ve vâz vermeyi bıraktı.

İnzivâya çekilip, yalnızlığı seçti.

Sonra sahrâlara çıktı.

Bağdat'ın Kerh harâbelerinde yaşamaya başladı.

Bütün vaktini ibâdet,

riyâzet ve mücâhede ile

Nefsinin arzu ve isteklerini yapmamak,

İstemediklerini yapmakla geçirmeye başladı.

Buyurdu ki: 

Irak'ın sahrâ ve harâbelerinde

25 sene insanlardan uzak kaldım.

Benim kimseden,

Kimsenin benden haberi yoktu.

Bâzan uzun müddet yemezdim ve "açım açım" diye

İçimin feryâdını duyardım.

Bâzan üzerime öyle ağırlıklar gelirdi ki,

Bunlar bir dağın üstüne konsa, tahammül edemeyip,

Paramparça olurdu.

Bu sırada; "Muhakkak zorlukla berâber bir kolaylık vardır,

Şüphesiz zorlukla berâber kolaylık vardır."

meâlindeki İnşirâh sûresinin

Beşinci ve altıncı âyet-i kerîmelerini okuduğumda

Üzerimdeki ağırlıklar dağılıp, giderdi."

Şeytanlar çeşitli kılık ve kıyâfetlere bürünüp

Toplu hâlde yanıma gelir,

Beni yolumdan çevirmek için uğraşırlardı.

Kalbimde büyük bir azim ve direnç hissederdim.

İçimden bir ses;

"Ey Abdülkâdir! Onlarla mücâdele et, onlara galip geleceksin." derdi.

İçlerinde bir şeytan durmadan bana gelir;

"Buradan git, şöyle yaparım, böyle yaparım."

Diye beni tehdit ederdi.

Cân u gönülden,

"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm" okuyunca,

Onun tamâmen yandığını görürdüm. Dedi

Gönülleri huzura kavuşturur

Kötülükleri savuşturur

İnsanlar onunla bulurdu selâmet

Bir defâsında;

"İyi müridlerin hâli mâlum,

Ya kötülerinki ne olacak?" diye sorduklarında;

"İyi olanlar kendilerini bize adamışlardır.

Kötülere gelince biz de kendimizi

Onları kurtarmak için adadık." buyurdular.

Melekler saf saf yanına gelirdi

Onlara selâmlar verir

Hain şeytanı taşlar

allah huzurunda eğilsin başlar

Eğilmesin kaşlar

Zaman geçti

Dilimiz seni unuttu

Kaldık sanki dağlar başında

Kervan gitti yollar kapandı

İyiliğin yoluna çağıran

İyiliği gönüllere yerleştiren kalmadı

Dünyaya meyil verdik sonu gelmez sandık

Mala mülke gönül verdik murat almadık

Abdul Kadir Geylani

Bedeni Nur ile olan

Tüm bahçelere gül olan

Gül kokulu Resul yolunda koşan

Tüm gül bağının bülbülü

Hakka gider onun yolu

Hakka gider onunla tüm Allahın kulu

Dergâhında himmet var

Her anında hikmet var

Her gününde kapısında rahmet var

Evliyâ Hazretü’ş-Şeyh Abdulkâdir-i Geylânî (k.s) kapısında

Kul Mehmet der ki varamadık dergâhının kapısına

Gönlümüz açıktır yolunun yapısına

Günümüzde gidişimiz gelişimiz hep boş

Maşuk bulma ise pek zor istediğin kadar koş

Âşık bulur mu bilmem kişi

Gönül kapısı kitli olunca

Yaralar sarılmayınca kanar

Evliyâ Hazretü’ş-Şeyh Abdulkâdir-i Geylânî (k.s) kapısına

Gönül dergâhına varan şifayı dermanı kapar

Mehmet Aluç

 

 

 

 
Toplam blog
: 959
: 197
Kayıt tarihi
: 04.06.13
 
 

Ben Mehmet Aluç 1962 Malatya Doğumlu. Ortaokul mezunuyum. Çocukluğumda okuma hevesim Tarkan çizgi..