- Kategori
- Kitap
Evrim ve Yaratılışçılık

Michael Shermer'ın Evrim ve Yaratılışçılık adlı eseri
Evrimcilerle yaratılışçılar arasındaki kavga giderek büyüyor. Evrimciler, bilimsel verileri güncelleyerek, kanıt depolarına yeni kanıtlar ekleyip teoriyi güçlendirdikçe, yaratılışçıların da bu teoriyi çürütmeye çalışmak için verdikleri mücadelenin büyüdüğüne ve giderek yaygınlaştığına tanık oluyoruz. Kavga giderek büyüyor. O halde şu soru daha da önem kazanıyor: Peki, kim haklı? İşte bu sorunun yanıtını arayan bir başucu kitabı olmuş Evrim ve Yaratılışçılık.
Kitabın tutumunu anlayabilmek için yazarını biraz tanımak gerek herşeyden önce. Profesör doktor ünvanıyla Occidential College, California State Univercity, Los Angles College ve Glandale College'da akademisyen ve öğretim üyesi olarak çalışmakta, psikoloj, evrim ve bilim tarihi öğretmekte. Dünyanın sayılı saygın bilim dergilerinden Scientific American'da köşeyazarlığı, Sceptic adlı dergide de yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 8 kitabı bulunan yazarın, CBS'te halen devam eden bir de televizyon programı var; bilim üzerine dünyada yapılmış saygın yapımlardan biri olarak yayınlanıyor.
Kişisel bilgilerinden hareketle yazarın evrimi destekler noktada durduğunu söyleyebiliriz ancak kitapta, bağlı bulunduğu şüpheciler (sceptics) ekolünün izlerini görmekte ve yapılan sorgulamayı da gözardı edememekteyiz.
Kitap, üç temel bölümden oluşmuş. Giriş kısmında, bilim ve evrim ile yaratılışçılığın temel sav ve durumları özetlenerek, konuya yabancı olan okurlar için bilgisel anlamda bir kapı açılmış. Kaynakçanın güçlülüğüne dayanarak da, son derece nesnel ve homojjen bir bilgi yükü içerdiğini söylemek mümkün. İkinci bölüm, ki tartışmanın başladığı noktaya gelir, yaratılışçıların felsefi tezleri ile evrimcilerin bu tezlere yanıtlarını ortaya koymaktadır. Üçüncü kısım ise, son zamanlarda moda olan yaratılış bilimcilerinin bilimsel olduğunu öne sürdükleri bir takım savları, hem genel bilim açısından, hem de evrimsel anlamda sorgulamakta olduğu, kitabın en ağır bilgi yüküne sahip bölümüne erişilir.
Yaratılışçılarla evrim bilimciler arasındaki tartışmanın odak noktaları da, bu son iki bölümde açıkça irdelenmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, yaratılışçıların şu savını seçmek akıllıca olabilir:
Birbirine benzer yapılar (yarasanın kanadı, balinanın yüzgeci, insanın kolu), akıllı tasarımın kanıtıdır.
Buna yazarın yanıtı da şöyle olmaktadır:
Mucizeler ve özel ilahî takdir isteyerek yaratılışçılar, doğadaki herhangi bir şeyi Tanrı’nın işinin kanıtı olarak seçip alabilirler ve geri kalanı gözardı edebilirler. Birbirine benzer yapılar gerçekten özel yaratılış paradigmasında hiçbir anlam taşımaz. Neden bir balinanın yüzgecinde bir insanın kolundaki ya da bir yarasanın kanadındaki aynı kemikler olsun? Tanrı’nın sınırlı bir hayal gücü mü var? Tanrı, Tasarımlarının olasılıklarını mı test ediyor? Tanrı sadece onları öyle yapmak mı istedi? Kesinlikle gücü her şeye yeten akıllı bir tasarımcı daha iyisini yapabilirdi. Birbirine benzer yapılar, ilahî yaratımın değil değişikliklere uğramış nesillerin işaretidir.
İşte bunun gibi pek çok karşılaştırmanın yapıldığı kitap, konunun meraklıları ve evrim hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okurlar için, faydalı bir özet sunmaktadır.