- Kategori
- Aşk - Evlilik
Ey aşk!

Uzun zamandır kara bahtım kör talihim diye ortalıkta dolanıp, şansımın dipsiz kuyular kadar karanlık olduğunu düşünürken birdenbire bir ışık yandı ve ‘Aman Tanrım ne kadar şanslıyım’ diyebildim sonunda..
Biletleri tükenmiş olan bir jazz konserine tesadüfen bilet bulup gitme şansına nail oldum..
Harbiye açık havada ben dinledim Diana Krall söyledi..
Büyülenmemek elde değildi…
Son derece aşık ve bir o kadar çaresiz bir durumda konsere gidip, üstüne üstlük elele gelip yerlerini şirin şirin arayan çiftleri görünce iç geçiriyorsunuz tabi ister istemez..
Konserin başlamasını beklerken mırıl mırıl Sezen Aksu’nun ‘Tebdil-i mekanda ferahlık yoktur aslında, acının yüzölçümü yeryüzünden çoktur aslında’ dediği muhteşem şarkıyı mırıldanıp ‘Allahım bu kadın biliyor da yazıyor, söylüyor’ deyip of çekmek de cabası..
Uzun zamandır süregelen istikrarlı aşık olma halim, arkadaşlarımın tüm vazgeçirme çabalarına rağmen devam ediyor…
Yalnız olmak,sevgilinin elini tutamamak acı veriyor ama adam yoksa, yoğunsa elden bişey gelmiyor tabi... ’Seviyorum ama yokum, yoğunum’ söylemlerine karşı dudaklarıma kilit vurmaktan başka bişey yapamadım bugüne kadar..
Şu ‘bana emek vermiyorsa unuturum gider’ modundaki hatunlara hayranım gerçekten…
Bazen ben de acayip celalleniyorum... ’Seven erkek seviyordur kardeşim, işi ne kadar yoğun olsa da vakit ayırır’ diyerek bir hışımla ayrılık mesajları yazıp taslaklara atıyorum..
Ama yine de gönderemiyorum aşkı, ukala ukala etimi lime lime etmeye devam ediyor…
Yürekte aşk varken, hani o ‘rağmen sevmek’ denilen yüce sevgiyi kalpte taşırken, hiçbir şey beklemeden sadece ‘O’ olduğu için sevmek doğru mu yanlış mı?
Ben tamamen bu haldeyim işte, boğazda karşı kıyıya doğru hüzün gönderirken sevdiğim şarkının eşliğinde, hüngür hüngür ağlayarak ‘ne olursa olsun sen varsın yüreğimde’ diye sevgiliyle konuşurken kendi kendime, doğru mu yapıyorum yanlış mı?
Aşk nasıl birşey?
Git deyince gidiyor mu yürekten??
Sertçe kapıyı çarpıp, üstüne birde demir kilitler vurup ‘bitti artık’ deyip, kendi içinde yaşamak daha da mı fazla yüceleştiriyor aşkı ya da kendimizi?
Yoksa gerçekten umarsızca ve ‘cool’ bir şekilde ‘unuttum gitti yenisi gelsin’ mi demeli?
Aşk çok zormuş…
Ama pek de umrumda değil açıkçası... Canı nasıl istiyorsa öyle yaşamalı insan..
Acıysa acı, hüzünse hüzün, kimi kazanır kimi kaybeder…
Ben kaybettim mi??
Sanmıyorum..
Aşkı gerektiği gibi yaşamak, olması gerektiği gibi, hakkını vererek yaşamak kaybetmek değil..
Ne yapmalı peki?
Sonsuz acı içinde kıvranarak aşkın bizi delip geçmesine boyun mu eğeceğiz?
Evet!
Taa ki bu bizden kendi isteğiyle usulca çekip gidene kadar...
Aldıklarından fazlasını yerine koyarak, bir sonraki fırtınaya bir adım daha büyüterek hemde..
Aşkı seviyorum…
Verdiği acıyı da, hüznü de, hırçınlığı da, çaresizliğide, sevinci de, heyecanı da seviyorum…
Özlemekten can çekişirken, tam ‘düşeceğim’ derken bir el tutuşuyla sevgilinin sızlayan yüreğe güneş gibi doğması her şeye bedel değil mi?
Acil bir Sezen konseri lazım bana…
Yine sevgilisiz,ellerim yine boş,ben burada,sevgili uzaklarda…