- Kategori
- Şiir
Ey İstanbul

Ey İstanbul sana ne şiirler,
ne yazılar, ne destanlar yazıldı.
Sende ne aşklar,
ne ayrılıklar, ne savaşlar yaşandı.
Asırlardır ne işgaller,
ne kurtuluşlar, ne ihanetler görüldü.
Bugün ben seni seyrettim,
okuduklarımdan esinlenmeden seni dinledim.
Tepelerinin birisinden seni gözledim
o ince sokaklarındaki sesi işittim
o deniz yeşili git gellerini kokladım
o gök mavi entarini boynuma bağladım
senin o bahar kokunu saçlarıma doladım
eski yaşanmışlıkları ruhuma aktardım
zamanı boğazından çektim çıkardım
sana doya doya baktım.
Ey İstanbul
bugün seni her yerden izledim
koynuna, yatağına yatıp dinlendim
huzuru, aşkı bedenime sindirdim
senin yaşamını içime çektim
tüm saklı köşelerini keşfettim
Ey İstanbul
bugün nefesim senin havana karıştı
belki milyonlarca asırdır yine bana akıştı
belki senle daha önce tanışmıştı
bugün yine soluğunla şöyle bir bakıştı
Ey İstanbul
senden her gidişimde geride kalmıştım
sana her döndüğümde yine bana sarılmıştın
beni senleyken hayata adamıştım
beni sensizken nefessiz bırakmıştım
Ey İstanbul
bugün sana tependen baktım
yıllarımı, sonlarımı, başlangıçlarımı andım
gençliğimi, çocukluğumu, kadınlığımı hatırladım
senin koynunda neydim onu kavradım
ben senin yatağında ninninle uyandım
sabahı, akşamı, geceyi tattım
bu şehrin yaşanmışlığını kaderime kattım.
Ey İstanbul, İstanbul
sana sırlarımı anlattım
bugün sana tüm aşkımı aktardım
sarındın, kuşandın sırlarımla
savurdun, kavurdun rüzgârlarınla
o an be an değişen notalarınla
kulağıma sırrını fısıldayışınla.
Ey İstanbul
Sen benim güvenilir kadim dostum
Sen benim hayatım, nurum
Sen benim suyum, ruhum
Sen benim aşkım, kavuşumum
Ey İstanbul…
4 Haziran 2006
Carolina Isolabella Özgün