Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '15

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
277
 

Facebook = Sanal Psikolog

Facebook = Sanal  Psikolog
 

Teknolojiyi , doğru kullanabilme...


İnternetin yaygınlaşmaya başlaması, şunun şurasında on yıl kadar önceydi ülkemizde. Facebook için ise  henüz beş yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz.   Her  yeni buluş, bir gereksinimi karşılarken  adeta insan yaşamında daha önceden olmayan bir boşluğu  doldurma görevini yapıyor.  

Televizyon  henüz yaşamımızda yokken  eksikliğinin  hiç de farkında değildik ...   Günümüzde ise  onsuz yaşam düşünülmüyor. Oturduğumuz mekanların baş köşesinde, aynı zamanda da günlük yaşantımızın olmazsa olmazlarından...

Facebook 'dan önce insanlar MSN'le  iletişim kuruyorlar hatta sanal arkadaşlıklar  gerçeğe dönüşüyor, bu aşamadan sonra   evlilikler  bile olabiliyordu .   İnsanlar  internetin olmadığı dönemlerde, kendilerini ifade edebilecek  bir ortam veya imkan bulmakta zorlanıyorlardı  , bu yeni   teknoloji,  özellikle kapalı  toplumlarda bu yüzden çok rağbet gördü... 

Facebook'dan başka;  sosyal medya diye adlandırılan  iletişim dünyasının içinde, instagram, twitter gibi alanlar da var. Sanırım facebook kadar üyesi yok bu sitelerin ;  buralarda genç kesim  daha çok .  

Paylaşımlardan edindiğim gözlemlere göre;  büyük bir çoğunluk,  duygularını , iç dünyalarını  birilerine aktarmak  ,  adeta rahatlamak, deşarj  olmak  ihtiyacı içinde...   Hatta birilerine olan kızgınlıklarını,  ünlü kişilere ait olduğu belirtilen sözleri paylaşarak,  bir anlamda öfkelerini  dışa vurduklarını düşünüyorum :)...  Bu sözlerin altında da çoğunlukla, Mevlana, Hz. Ali gibi isimler oluyor.  Aslında  onların sözü falan değil  pek çoğu. Birisi onların adını kullanıp  daha çok paylaşım hedefliyor.

Gezilenleri, yenilenleri paylaşıyoruz. Facebook'da ... Çocuklarımızın  sevdiklerimizin, kendimizin  başarılarını,  becerilerini,  ürettiklerini paylaşıyoruz.  Örneğin  az sonra  bu yazıyı  koyacağım " face" e...  :))   Bu da bir , "Ben burdayım,  sesimi duyun"   çağrısı aslında ...  

Geçen gün  dolmuşta,  önümdeki koltuklara iki genç çocuk oturdu.  Birisinin saçından gözümü alamadım zira o kadar ilginç bir kesimi,  ilk kez gördüm.  Aşağı kısımlar normal tıraşlı, tepede ise  bir  bölüm saç  uzatılmış ve  lastikle  kuyruk yapılmış. Eşime anlatırken  "Bu  tür  "uç" tarzlar  dikkat  çekmek "beni fark edin"  duygusunun bir tezahürü müdür acaba?" dedim...  İnsanların özellikle de gençlerin; ailesinde ve yakın çevresinde yeterli eğitim ,donanım  yoksa veya  bunlar olsa bile ilgi, sevgi, şevkat  yoksunluğunun   bir sonucu olarak, böylesi "uç" örnekler sergileyip  "farklılıkla fark edilmeyi" hedefliyorlar , kanımca...

 Bu;   fark edilme  ,  değerli  olduğunun veya değerlerinin  bilinmesi  arzusu,  hepimizde var aslında...

 Herşeyde olduğu gibi  "normal" sınırlarda kalabilme,  önemli olan... Facebook veya diğer sosyal sitelerin, oyunların bağımlısı olup yokluğunda krize girecek  kadar  "hasta" olanların  yardım almaları gerekiyor aslında... Bunun dışında , normal sınırlar içinde kullanıldığında;  paylaşımlar ,  sadece rahatlatmakla kalmıyor  , bilgi birikimimize önemli katkı  sağlıyor...

Bundan yirmi otuz sene önce  psikolog veya psikiyatra gitmek söz konusu olduğunda "deli"  veya  en hafifinden "ruh hastası"  damgası   yapışırdı insanlara.Günümüzde ise  sınav problemi yaşayan, hiperaktif olan çocuklar, evliliğinde sorun yaşayanlar,  sürekli mutsuzluk içinde bocalayanlar  soluğu psikolog veya psikiyatrlarda alıyor...  Avrupa'da her bireyin  psikoloğu olduğunu duymuştum...Psikiyatrlar  doktor oldukları için  tedaviyi ilaçla yapıyorlar. Psikolog  ise  sizi dinliyor,  dinliyor...  Zaten  sorunun yarısı  böylelikle çözümleniyor :)  Sonrasında da , eğitim ve tecrübe  devreye giriyor,  yaşantınızdaki sorunu aşmanız için önerilerini sıralıyor...

Birilerinin bizi dinlemesini istiyoruz.... Etrafımızda bizi dinleyen dinlemeye hazır  birilerini bulduk mu, anlatıyor, anlatıyoruz. ...   Konuştukça  kendimizin de farkında olmadığımız  bazı gerçeklerle yüzleşiyoruz ...  İşte sanırım facebook,   bu amaca hizmet ediyor...  Farkında olmadan  ,  aktarıyor, paylaşıyor ve  rahatlıyoruz....  

      

Papatya Tarlası, Birsen yn bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilginin gün ışığı gibi yayılması,görselleriyle farkındalığı geliştirip insan bilincini daha da yükseltmesi çağımızın hızlıca değişim dönüşümüne katkı vermesi sevindiricidir.Paylaşımınız için sağolun sayın Eşmeli.Dile getirdiğiniz gibi:Facebook bir sanal psikolog görevindedir.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 01.05.2015 13:46
Cevap :
Çağımızın hızına ; bizler gibi belli dönemeçleri aşıp son virajları alanlar, yetişmekte zorlanıyor Abbas Bey. Gençler ise, daha konuşmaya bile başlamadan teknolojinin nimetleri ile tanıştıkları için hiç zorlanmıyorlar bu ortama ayak uydurmada...Her şeyde olduğu gibi aşırılığa kaçmamak , tümüyle sanal ortama bağlı yaşam sürdürmemek önemli olan.Eğer bilgi yanlış değilse; Google'ın sahiplerinin evlerinde internet yokmuş...Bizdeki bazı Çiftçilerin, hormonlu sebzeyi satıp doğal olanını ailesine yedirdiği gibi... Bilinçli ve uyanık olmak gerekiyor ama ne yazık ki, toplum olarak biraz hazımsız ve görgü yoksunuyuz sanırım...Araştırma ve sorgulamaya gerek duymadan "onda var veya o yapıyor" zihniyeti ile her gördüğümüzü almaya,yapmaya eğilimliyiz...Saygı ve selamlarımla...  02.05.2015 9:30
 

Değerli Nur Eşmeli, İnsan yapısı gereği mükemmel, işletim sistemi (yaşamı algılaması-bilgi-deneyimi- ile) basit varlıktır. Meraklıları bilecektir. Sümer kil tabletleri'ndeki insanın tanımı-beklentileri, son beşbin yılı dikkate aldığımızda nerede ise hiç değişmediği görülmektedir. Bunlarla beraber düşünürler asırlar öncesinden itibaren insanı uyarayak "Ey İnsan kendini tanı!" demektedir. Yine bu ifadeyi desteklyen bir Çinli düşünür, "Eğer, hem kendini, hem düşmanını tanırsan girdiğin yüz savaştan zaferle ayrılırsın!" diyerek insanı adeta uyarmaktadır. Konuya gelirsek; Kimi insan, "Susuz Toprak!" misalidir. Sürekli, "İlgi-değerlilik-kabul görme" ile (su ile) beslenmek ister. Ancak, "dökme su ile kuyu dolmamaktadır", Ve..."Arife tarif gerekmez!" diyerek, zülfü yare de dokunmadan, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.04.2015 10:59
Cevap :
Değerli yazarımız tespitlerinizde haklısınız. "Dökme su ile kuyu dolmaz" değirmen de dönmez... Kişi, ilgi görme, değerinin bilinmesi isteği kadar kendisi de değerbilir olmalıdır. Kendi doğruları dışında olan fikirlerden de "doğrular" çıkarmasını, onlarla da ilgilenmesini bilmelidir diye düşünüyorum.Kabul görülmek istiyorsak öncelikle; dürüst, objektif,bilimsel verilere bağlı, inançlara saygılı olmalıyız . Ki, değirmenimiz dönebilsin... Katkınız için teşekkürler,sağlık dileklerimle,hoşça kalın...  02.05.2015 9:45
 

Değerli Nur Öğretmenim, bundan birkaç yıl önce öğrencilerimi facebook konusunda eleştirir "benim facebookda sayfam yok derdim". Şimdi benimde bir facebook sayfam var. Yazdıklarınıza katılıyorum. Sevgilerimle..

Papatya Tarlası 
 28.04.2015 9:05
Cevap :
Değerli öğretmenimiz, ben de sizin gibi düşünenlerdenim... İlk önceleri, çok yadırgamıştım Facebook'u.Hatta zaman zaman da kapatarak "gereksiz" bir uğraş olduğunu kendime ve çevreme kanıtlamaya çalışmıştım. Yerinde ve ölçülü kullanmasını bildikten sonra yeniliklere açık olmakta fayda var diye, fikrimi değiştirdim sonradan...Gençlerin pek çoğu ne yazık ki,sınırları çok aşıyor. Aileler bu konuda kendileri örnek olmalı , bilinçli gözetim yapmalılar diye düşünüyorum. Sevgiler...  02.05.2015 9:53
 

Nur hanım merhaba, Amacı güzel eğerki biraz dikkat edilirse.Sayfada paylaşımlar.yararlı bilgiler. Başta Mevlana olmak üzere bir çok değerlerimizi paylaşıp öğrenmeye yöneldi. ve insanlar artık abartılı doğruluğu belli olmayan paylaşımlara haberlere daha dikkatli yaklaşıyor Sevgi ve selamlar.

Birsen yn 
 28.04.2015 8:58
Cevap :
Merhaba Birsen Hanım...Evet; benim de dikkatimi çekiyor, zaman zaman provoke edici, doğruluğu şüpheli paylaşımlar da oluyor . Sağlık konusunda da saçmalıklar göze çarpıyor. Seçici ve bilinçli olmak gerekiyor...Sevgiler...  02.05.2015 9:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 768
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 1372
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster