- Kategori
- Teknoloji
Facebook ve kalemtıraş...

Facebook, bizce büyük bir icat.
Bizce facebook'u bulan kişi, Edison'dan daha kocaman bir mucit.
Edison'unki ne ki?..
Bula bul bir ampul...
Sahicisi ışık veriyor; siyasete bulaşmış olanını ise, çevir düğmeyi sönmüyor.
Gelin görün ki, Facebook'u bulan kişinin önemini henüz yeteri ölçüde anlamış değiliz.
Facebook tırnak içindeki "çağdaş" insanın çözümlemesidir.
O insanın; maddelerin oluşturduğu, nesnelerin kuşattığı tüketim toplumu içindeki yalnızlığını, bedelsiz olarak tedavi eden dâhiyane bir buluştur.
Tırnak içinden çıkmayı aklına getirmeyen insan, kendisini ifade etme imkânını önüne sunulan sanal halının üzerinde yata/kalka/koşa/oynaya yakalamaktadır.
Kimse sözünü kesmemektedir.
Konuşmak için sıra beklemek yoktur.
Ne isterse söylemektedir.
Ne hissediyorsa, hiç değilse biraz, anlatabiliyordur.
Nereye mi gitmiş?..
Diyelim ki, kıytırık bir manzaranın yamacındasınız... Ya da oluşturduğunuz çilingir sofrasının kenarında üç-beş kişi ile berabersiniz…
Çekin fotoğrafını cümbüşünüzün… Atın sanal alemin torbasına…
Ruhunuzun ıssızlığı anında yok olsun.
Yazın altına göğsünüzü gere gere:
- Dün akşam falanca ve filancalarla beraberdik…
Aferin size…
İşte “çağdaş sosyallik” budur…
Facebook, sanal sosyalliğin gerçek sosyalliği boğup yok ettiği dipsiz bir kuyudur.
Burada önemli olan facebook "kişi"sinin gerçekte ya da gerçek olmayan bir zeminde yapıp ettiği şeylerin, söylediği sözlerin cümle-aleme ilanen [yazılı şekilde] tebliğ edilmesidir…
Ey Dünya!.. İşte bendeniz Kütahya'dayım.
Çilingir sofrasını şereflendirmekteyim.
Çocuğum doğdu, sevinçliyim.
Eniştem nezle oldu; biraz kederliyim…
Yani, "BEN!.." yaşıyorum. Ve buradayım.
Ve size bunu ilan ediyorum, açıktan açığa bildiriyorum.
Bu gerçek bir meydan okuyuştur.
Kendi bireyliğini, sosyal medya denen zımbırtı aracılığı ile topluma karşı ileri sürmektir!.. Deklare etmektir.
Buna cesaret etmektir.
Bireyliğinin [sanal âlemde de olsa] zeminini bulmak ve hatta o zemini bizzat yaratmaktır.
Hangi boyda, hangi renkte ve ne boyutta olursa olsun, [artık] fark etmez, düşünce ya da hissiyat açıklanmaktadır…
Biraz yakından bakıldığında gerçek bir psikiyatri seansıdır olup/bitenler.
Belki de bir grup-terapisidir.
Ne Edison, ne Freud, ne Young ve ne de Adler...
Bu buluş hem "çağdaş", hem "yeni-yepyeni" ve hem de bir kalemtıraştır...
Evet, bildiğiniz kalemtıraş... Ne olmuş yani?..
Ben de böyle ifade ediyorum kendimi; bir itirazınız mı var yoksa:
- İlla ki kalemtıraş!
www.haksal.av.tr
@farukhaksal42
www.soruyusormak.com