Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Farkındalık

Farkındalık
 

Arada sırada durun ki ruhunuz bedeninizi yakalasın..


Yaşamın içerisinde, tam da ortasında dururken hiç dışarı çıkıp da daha geniş bir perspektiften kendinize baktınız mı bugüne kadar ? Yani siz bir ekranın içindeyken, ekranda oynayan filme bakmak için dışarı çıkmayı denediniz mi ? Hepimiz o kadar doğruyuz, o kadar eminiz ki yaptıklarımızdan, en ufak bir eleştiri bile tüylerimizi diken diken ediyor. Olaylara bakarken nedense hep kendi açımızdan, kendi algımızla, kendi filtrelerimizle süzerek bakıyoruz, bakıyoruz da olaylar acaba gerçekten algıladığımız gibi mi ? Duygularımız mı yönlendiriyor bizleri yoksa mantığımız ya da aklımız mı ? Yoksa her ikisi birden mi acaba ? Peki arada bir denge var mı ? 'Hiç bir şey göründüğü gibi değildir' derler, doğrudur. Sizin gördüğünüz 'Kırmızı' ile benim gördüğüm 'Kırmızı'nın aynı renk olduğunu kim iddia edebilir ki ? Belki de sizin için yeşil olana ben kırmızı diyorum, ancak mutabakat sağladığımız için, yani her ikimiz de bu gördüğümüz rengin kelime karşılığı için 'Kırmızı'yı tayin ettiğimizden sorun yaşamıyoruz belki de, olabilir mi ?

Sadece başkaları tarafından bakabilmek midir acaba 'Empati', yoksa İngilizler 'in dediği gibi 'Walk in my shoes', yani 'Benim ayakkabılarımla yürü' diyerek çok daha geniş bir anlam mı ifade edilmek isteniyor ?

Sokak enteresandır. Sokağı yaşamayan bilemez, anlayamaz. Steril fanuslarımızdan kafamızı kısıtlı bir süre için dışarı çıkartmakla algılayamayız doğruyu. Algımız değişkendir, algımız aldanır. Bu sadece sokakta değil, hayatın tüm safhasında, tüm ilişkilerde ve toplumlarda yaşanır. Anladığımızı sanarken, anlattığımızı sanarken bakmışız ki ne anlatabilmişiz, ne de anlamışız..

Bence toplumun en dibindeki, en kökteki sorun burada başlıyor, 'İletişim problemi'.. Empati yok veya yok denecek kadar az, dinlemiyoruz, anlamıyoruz, anlatamıyoruz. İfade edemiyoruz kendimizi, derdimizi. Peki sizce kendini ifade edemeyen bir birey ne kadar bilinçli bir bireydir ? Kendi derdini anlatamayan, karşısındakinin derdini nasıl anlayabilir ki ? Bir toplum düşünün, öyle ki 'Hep bana !' diyen insanlardan oluşan, her sabah kalkan, koşa koşa işine giden, her akşam işten eve koşa koşa geri gelen, çok söylenen, az üreten, çok tüketen, kısıtlı sosyal, ortalama 80-100 farklı kelime kullanarak bir günü geçirebilen, kurulu makinalardan oluşan bir toplum.. Belki de bin toplum..

Azıcık duralım lütfen ! Kafamızı kaldırıp çevremize bakalım lütfen ! Sağda solda üç beş tane kalan ağaca, çimene, yeşile bakalım lütfen ! Çevremizdeki asık suratlı ve kurulmuş bir oyuncak gibi mekanik bir şekilde koşturan insanları fark edelim lütfen ! Derin bir nefes alalım, 'An'ı yaşayalım, ruhumuz da derin bir nefes alsın lütfen ! Biz bilinçli bireyler olarak ışıldadıkça, çevremize de bulaştırırız bu ışığı ve çevremizdeki insanlar de ışıldamaya başlar zamanla.. Bunu unutmayalım ve gerçekten ve lütfen ve azıcık.. 'Farkında olalım lütfen !..

 
Toplam blog
: 8
: 832
Kayıt tarihi
: 03.09.08
 
 

İşletme Yüksek Lisanslı Makine Mühendisiyim. 1995 yılından beri iş hayatındayım. Özel sektörde (Demi..