- Kategori
- Aşk - Evlilik
Farklılıklar…

Farklılıklar, bir araya gelme mi, yoksa uzaklaşma nedenleri midir sevenler için? Aslında kişiden kişiye değişir bunun cevabı… Kimilerine göre farklılıklar değil midir, insanları zenginleştiren… Kimilerine göre de farklılıklar değil midir, insanları yalnızlığa iten… Kendimce; birincisi güçlü insan işidir, ikincisi ise zayıf…
Aslında kişinin kendisidir sonucu ortaya çıkaran… Nereden, hangi niyetle ve de hangi açıyla baktığı önemlidir… Aslında, bizler yalnız karar veremeyiz. Daha da doğru söylemek gerekirse karar verdirttirilmeyiz nereden, hangi niyetle ve de hangi açıyla bakacağımıza… Ne kadar iddia etsek de kendimiz kendimiz olarak bakıyoruz diye, ‘baktırmazlar’… Sürekli yerimizi değiştirmemiz için çabalarlar… Kendimiz olmamızı istemezler… Sevdiğimizle aramızdaki ortak yönleri görmemizi engellerler, farklıymışız gibi gösterirler… Çünkü bilirler, bir kişiyi sadece ve sadece onu gerçekten sevebilecek bir diğer kişi kendisi olarak ortaya çıkarabilir, onu kırlarda koşturabilir ve tüm prangalarını kırdırabilir… Ona mutluluğun şiirini yazdırabilir…
Ne olur peki, kişi sadece farklılıkları görürse ve benzerlikleri göz ardı ederse? Ayrılıklar gelir, kavuşmalar gider…
Hem bu dünya’da kim tıpa tıp aynıdır ki? Var mıdır, böyle bir şey? Olmaz, olamaz… Aynı ebeveynlerden olma kardeşler dahi aynı değildir ki sevenler olsun… Kim söylerse inanmam, inanamam, inandıramazlar… İmkânsızdır… Ancak zamanla benzer insanlar birbirlerine, tabi ki o da ancak o ilişkide kendiler kendiler olarak kalabilmeyi becerebilirlerse, çevresel faktörlerin etkisi en düşük seviye kalırsa mümkün olur...
Önemli olan onu olduğu gibi yani âşık olduğun haliyle sevmek, onun, sende olmadığından etkilendiğin, hayranlık duyduğun, bağlandığın özelliklerini geliştirmesine yardımcı olmaktır, kendinden vermeden, kendine saygını yitirmeden… Ancak böylesi ortamlarda, sağlıklı bir yuva kurulur ve sağlıklı nesiller yetiştirilir… Yoksa boştur gerisi… Amaç onu kendine benzetmek de olmamalıdır, çünküüüüüü o durumda bir süre sonra senden farklı olduğundan, âşık olduğun, hayranlık duyduğun kişiyi değil de onun yerinde kendi kendini bulursun ve sıkılırsın…
Ne demişti adını hatırlayamadığım ünlü bir şairimiz: ‘Aşkı bulmak kolay değildir de… / Bulduğunda kaybetmemek ise hiç kolay değildir’… Burada anlatılmak istenen, âşık olan kişilerin çevresel faktörlerden ötürü karşılaşabileceği zorluklardı… Duygu adamları hep böyledir, aşkı yakaladım dediği anda hep bir şekilde kaybederler… Ancak hiç ‘neden?’ sorusunu sormazlar kendilerine… Sevdiklerini de suçlayamazlar, sadece ‘farklıyız’ derler ve geçiştirirler… Çünkü seviyordur O’nu zaten, sevmese böylesi sudan bahanelerin ardına saklanmaz… Duygu adamları hep böyledir zaten, kendilerine yalan söylerler, ihanet ederler, başkalarını mutlu etmek için… Bir çözüm bulmak gereklidir acilen; Evet, en doğrusu, âşık olunan kişiye, aynı ortamı o güne kadar paylaştığımız diğer insanları tercih etmektir… Çünkü en kolayı odur da ondan, ‘o zaten kaç gündür hayatımda ki’ derler ve kendilerine de acı çektirdiklerinin farkında olmadan, yeni bir limana varmak için demir alırlar, mutluluğu orada bulacakları umuduyla… Aslında, mutluluk zaten kendileriyle aynı gemide liman liman dolaşır, demir attıklarında beraber karaya çıkar… Sorun ‘mutluğu yakalayamamak’ değildir aslında, çünkü o oradadır… Önemli olan ‘hah tamam mutluluğu gördüm, şimdi yakalıyorum’ dediğimiz o andan sonra nelerin olduğudur… Nelerin mutluluğu yeniden göremez hale bizleri getirdiğidir… İşte bu noktada, acı bir tedavi dönemini başlatabilmelidir kişi… Ancak, bu, kişinin o acı dönemi yaşamaya gücünün olup olmadığına, isteyip istemediğine bağlıdır…
Aslında hastalığın ilerlememesi için yapılması gerekenleri de açıklamıştı o adını hatırlayamadığım ünlü şairimiz aynı şiirinde: ‘Âşık olduğunda / Hayatında bir defa olsun ben diyebilmeyi…/ Yani, bencil olmayı becerebileceksin…’
Hastalığın ileriki durumlarında da uygulanması gereken tedavi de yine o’nun mısralarında gizliydi…
Onu bunu bilmem kardeşim…
Dayanacaksın, seviyorsan
Dur diyeceksin, seviyorsan
Yaranı kanattırmayacaksın, seviyorsan…
Acıların değil de, mutlulukların şairi olmak istiyorsan
Sürekli arayan değil, bulduğunu kaybetmeyen olmak istiyorsan
İçindeki güzellikten insanları mahrum etmek istemiyorsan
En önemlisi de kendine ihanet etmeye devam etmek istemiyorsan
Bırakmak istemeyenlere
Vermek istemeyenlere
Paylaşmak istemeyenlere
Dur diyeceksin
İşte böyleeeeee; bizleri yönlendirebileceği iki yön vardır ‘farklılıkların’… Hangisini seçtiğin çok önemlidir… Çünkü sonunda iki farklı son ile biten iki farklı senaryo ortaya çıkar… Birisi sonsuza kadar mutluluğu arattırır, diğeri ise geçici bir süre acı çekme, çektirme hissi verse dahi, ki aslında yoktur öyle bir şey, kişiyi mutluluğa, güzele götürür… Aslında, bu mutluluk, bu güzellik herkes içindir… Yalnızca, sevip de kavuşamayanlar için değil, onları sevenler içindir de aynı zamanda….