- Kategori
- Siyaset
Federal Anayasa ve Başkanlık Sistemi, Türkiye'yi Problemlerinden kurtarabilir

Federal Türkiye Anayasası ve Başkanlık Sistemi dengeli ve adil olmalıdır.
Türkiye, şu an Fenerbahçe-Galatasaray derbisi ve mevcut tutuklamalarla gündem telaşı içinde giderken ciddi olarak Başkanlık sistemini tartışmaya başlıyor. Peki başkanlık sistemi olmalı mı?
Aslında tartışılması gereken konu madem başkanlık sistemi gibi devleti güçlü ve aktif bir yapı yönetecekse o zaman devlet'inde federal bir yapıyla idare edilmesi de konuşmak zorunda olduğumuzun farkında mıyız acaba?
Başkanlık sistemi gelecekse Türkiye federal bir devlet sistemine tıpkı Amerika, Almanya ve Rusya Fedrasyonu gibi geçmek zorundadır.
Türkiye Federasyonu, yada Türkiye Birleşik Devletleri yada Federal Türkiye adıyla anayasada yer alacak olan yeni devletin adı buyken aslında Anadolu zaten 7 bölgeye ayrılmışken bu bölgelere federal statü verildiği takdirde terör sorununun çözülmesinde de ciddi adım atılmış olacaktır.
Federal bölgelerin anayasayla sımsıkı birbirine bağlanması ise sağlanabilir, yeterki bölge farklılıklarını gözeten ve insanları tek tipleştirmeyen farklılıkları zenginlik sayarken ortak değerlerimiz olan başta inanç ve ortak tarih ve kültüre vurgu yapılması herkese rahat nefes aldıracaktır.
Fakat bunun ülkenin bölünmesine ve ayrılmasına yol açacağını düşünen bazı klasik ve geleneksel dar kafalı siyasetçi kesimi bilmelidirki mevcut sistem zaten 30 yaş altı gençlerin hafızasına ve bu insanların kalplerinde bölünmeyi işkencelerle, pislik yedirmelerle 2003 yılan kadar getirdi ve bunu tekrar toplayacak olansa yeni bir bakış açısı ve vizyon olacaktır. Bu olmadığı takdirde ülke kan kaybetmeye daha fazla devam edecektir.
Yeni Anayasa, başkanlık ve federal devlet sistemini kesinlikle getirmelidir. Bu hem Ankara'da ki çok başlılığı ortadan kaldırırken, halkta ise kendini ve değerlerini daha rahat ortaya koyma ve ortak devlet yapısına sahip çıkmayı gündeme getirecektir. Bu Anadolu'nun bölünmesini değil farklılıkların saygıyla karşılanarak hep beraber güçlü olmayı getirecektir.
Bu sayede eyalet sistemiyle her eyalet kendi kaynaklarını oluşturma, verimli kullanma, kendi eyalet valisini seçme, kendi eyalet yasalarını Federal Yasalara aykırı olmamak kaydıyla oluşturma, kendi sembol ve flamasını belirleme, kendi basketbol ve futbol liglerini oluşturup Federal Lige takım gönderme, Federal ortak dil yanında kendi yerel diliylede resmi yazışma ve eğitim sağlanması gibi hususlarda ek olarak sağlanmalıdır.
Marmara Eyaleti'nin başkenti İstanbul (Eyalet resmi dili Türkçe)
Ege Eyaleti başkenti İzmir (Eyalet resmi dili Türkçe)
Akdeniz Eyaleti başkenti Mersin (Resmi dili Türkçe Doğu Akdenizde Türkçe ve Arapça)
İç Anadolu Eyaleti başkenti ve Federal Başkent Ankara (Federal ve Eyalet Resmi dili Türkçe)
Karadeniz Eyaleti başkenti Samsun (Eyalet resmi dili Türkçe)
Doğu Anadolu Eyalet başketi Erzurum (Eyalet resmi dili Türkçe, Zazaca ve Kürtçe)
Güneydoğu Anadolu Eyalet başkenti Diyarbakır olmalıdır. (Eyalet Resmi dili Türkçe, Arapça, Zazaca ve Kürtçe)
Bunlar yapılmayacaksa Başkanlık sistemi despotik bir görüntü ve duygusal bölünmelerin hızlanmasından başka birşey getirmeyecek ve yıllarca süren terör ve etnik sorunlar Kürt nüfusunun Türk nüfusunu geçeceği ve tüm Anadoluya iyice yayılacağı zaman olan yaklaşık 2123 e kadar devam edecektir.
Ya şimdi herkes geleceği ve mantığı konuşturarak düşünerek adım atar yada herkes kafasını kuma gömmeye devam eder.
Halının altına daha önce süpürülmüş çok toz var.
Ben okuyucuya en son şunu hatırlatmak istiyorum, eğer Rusya, Amerika, Britanya ve Almanya FEDERAL yapıya sahip olmasaydı asla güçlü olamaz çoktan dağılırlardı.
Türkiye hala küresel bir güç olmak istiyorsa kendi içinde tutarlı FEDERAL ve BAŞKANLIK SİTEMİ olan bir yapıyla bunu gerçekleştirebilir.
(Şimdi siyaset bilimciler bu yazıyı alıp cesaretleri varsa kendilerininmiş gibi sempozyumda sunabilirler)