- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe - İ.B.B. maçından notlar ve arkaplan

Hürriyet.com
Göçek ve Çoban sarısı!
Fenerbahçe’nin Emre’siz, Topuz’lu, Belediye’nin üç forvetli, Okan Buruk’lu oyunu iki takım adına da orta saha etkinliğini düşürdü; maç, ilk yarısı itibariyle tenis maçı gibiydi; bu oyun, bol pozisyon getirmeye uygun bir oyun olsa da, bu gerçekleşmedi. Belediye’li oyuncuların önde yeterince becerili olamaması, Fenerbahçe hücumcuların arkadan etkin destek bulmaması, öndeki verimsizliği doğuran etkenlerdi. Belediye, bu oyun anlayışıyla, büyüklere karşı hep iyi oynayan ama kaybeden takım olur. Savunmacıları kötü: kalecisi, gol ile sonuçlanan serbest vuruş öncesi, topun başına dünyanın en özel frikikçilerinden birinin geldiğini düşünmüş olacak, doksana gitmesi muhtemel topa göre pozisyon aldı, bu nedenle kolaylıkla çıkartabileceği bir top, takımını yenik duruma düşürmüş oldu.
Topuz orta sahada Emre’nin işini yapamıyor; iki maçtır yapamıyor; hata yapmak istemediği için de saklanıyor; Daum bunu daha göremedi. Özer’in sakatlığının geçmiş olması Fenerbahçe için şans; çünkü Özer, bu görevi Emre’den de iyi yapabilir; bu seçim halinde, Emre’nin cezası Fenerbahçe için olumlu sonuç vermiş olabilirdi. Topuz, golü doğuran frikiği alan oyuncu; driplinge kalktı ve düşürüldü; çizgide, bu işi yapma olanağını daha fazla bulur, orta sahanın ortasının gerektirdiği esas beceri, topu, doğru ve düşünerek kullanabilmektir. Cristian, rakip orta sahasının yeterince güçlü olmadığı maçlarda oynatılmayabilir; Selçuk, hem kontenjan sorununu çözer ve Deivid’e yer açar, hem de duran toplarda gol silahı olur. Fenerbahçe’nin oyununa baktığımız da, duran topların takım için vazgeçilmez olduğunu görüyoruz. İkinci yarı, Fenerbahçe’li oyuncular’ın baskın ihtiyacı açık arama ihtiyacından ziyade, açık vermeme ihtiyacıydı. Manisaspor ve Twente maçlarında galibiyetin korunamamış olması, bu zihniyetle ilişkili olabilir; Bursaspor maçında Guiza- Deivid değişikliği de, rakip savunmaın arkasına sarkmak yerine topun takımın ayağında kalmasına dönük bir hamleydi; Daum’un bu anlayışı Fenerbahçe’nin başını derde sokabilir.
Daum, Kazım’ı şımartıyor; oyuncuya güven vermek ile oyuncuyu şımartmak arasında ince bir çizgi var; kötü oynadığı halde, hem Deivid’e, hem de Özer’e seçilmesi bir hata. Terim de bu hatayı yaptı; çok kötü oynadığı Estonya maçında, 60. dakikada oyundan alındığı için Terim’e tepki gösterdi; doğru tepki, teşekkür olmalıydı. 64. dakikada Kazım çıktı, Semih girdi; bu değişiklikle Santos taca çıktı; ama Daum oyuncuyu sahada tuttu; Belediye cezayı kesemedi ama kesebilirdi. Selçuk da Topuz yerine değil, Santos yerine oyuna girmeliydi. Topuz daha mücadeleci oyuncu, son dakika oyununu daha iyi oynayabilirdi. 89. dakikada Volkan, Bilica’nın kontrolündeki pozisyonda kalesini boşaltarak hata yaptı; benzeri hatayı bir dakika sonra da yaptı, havadan gelen topta, Bilica kaleciye pas düşünse, ki bu çok da yanlış bir düşünce olmazdı, kendi kalesine gol atmış olurdu: aşırı güven ile güvensizlik ikiz kardeş gibi. Bu galibiyet, Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ı geçmesini sağlayabilir; Galatasaray, Kasımpaşa maçında zorlanacağını düşünüyorum.
Belediye ile ilgili Beşiktaş ve Trabzonspor maçlarının ardından yaptığım analizlerde, Sivas’a benzediklerini yazmıştım; aynı görüşüm devam ediyor; bu maçtan sonra yapacağım ilave, doğru planlama yapmadıkları olacak. Tum, İ.Akın, Serhat, Taner, İskender, Gökhan’dan ikisi iyi bir takımın içinde yer alabilir; bu, kalitelerinden ziyade oyun karakterleriyle ilgili; önde bu kadar seçeneğe sahip olan bir takım, orta sahada Okan Buruk’a muhtaç olmamalı.
Hakem için çok kolay maç oldu; oyun hiç sıkışmadığı için, onu zorlayıcı bir pozisyon yaşanmadı. Tek tük yanlışları olsa da, kabul edilebilir düzeydedi. 81. dakikada, Metin Depe’ye gösterdiği sarı kart, literatüre Çoban sarısı diye geçecek; geçen hafta kıssasından hisse çıkarmış.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır