​ Fenerbahçe'de Mehmet Topuz devrimi / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '10

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe'de Mehmet Topuz devrimi

Fenerbahçe'de Mehmet Topuz devrimi
 

Geçtiğimiz yıllarda özellikle son üç sezon Fenerbahçe hücum ederken rakip alanda görebileceğimiz atak oyuncu sayısı üç futbolcuyu geçmezdi. Bunlardan bir tanesi Kezman-Güiza olur, diğeri onun hemen arkasındaki Alex, hücum eğer soldan yapılırsa o kanadın, yok eğer sağdan yapılırsa da orada kim oynuyorsa diğer kanadın oyuncusu kameranın kadrajına girerdi. Daha kalabalık hücumu ancak duran top organizasyonlarında yapardı sarı lacivertli formayı giyenler. Fenerbahçe yıllarca Alex’in de yardımıyla duranla toplarla rakibi çözen bir takıma dönüşmüştü.

Oysa dün akşam televizyonumuzun bize sunduğu çerçeve içinde hemen hemen beş adet Fenerbahçeli futbolcuyu her an bir arada görebilme şansı yakaladık. Üstelik bu oyuncular tek paslarla sürekli birbirleriyle yardımlaşırken ilk defa merkezden yapılan atak organizasyonlarının bu kadar etkili olabildiğine şahit olduk.

Stoch, Dia, Niang, Emre çok iştahlı oyuncular… Sürekli atağı düşündükleri için de takımı ister istemez ileriye taşıyorlar. Onlara Semih’in de eklenmesi bir bakıma Konyaspor için zor olan maç imkansıza dönüştürdü.

Bugün sanırım bütün futbol kamuoyu Mehmet Topuz’u konuşuyor olacaktır.

Kemalettin’den bu yana Fenerbahçe’nin o bölgedeki futbolcusu güçlü fiziği, dayanıklılığı ancak düşük tekniği ile ön plana çıkardı.

Ön libero bölgesi için bir parantez açalım; yukarıda çok bariz özelliklerini saydığımız bir futbolcu için takımdaki en ideal yerdir. Çünkü temel görev sınırları çok geniş olsa da rakip ataklarının takım savunmasına ulaşmadan ve zaman kazanmak adına ilk müdahalesiyle sınırlıdır. Zaten o adamını kaçırsa bile gerideki son oyuncular müdahalede bulunsalar bile yine görevini yapmış gözükür. Genel olarak orada oynayan futbolcudan oyunu kurması ve gol atması beklenmez. Çünkü yanında ya da önünde o işi gereğince yapacak bir başka yetenek zaten vardır. Öyle olduğu için de dikkat edin bu bölgede oynayan futbolcular takımları için kalıcı olurlar. Ernst’in Beşiktaş için ne ifade ediyor olduğunu tarif etmeye gerek bile yoktur.

Mehmet Topuz, Kayserispor’da orta sahanın merkezinde oyun kurucu olarak oynuyordu. Ancak Fenerbahçe’de o bölgede fazlasıyla adam olduğundan sağ kanatta oynatıldı. Mehmet Fenerbahçe’de geçirdiği bu süre boyunca kanatlarda fazlasıyla etkili olamadı; beklenen oyununu ortaya hiçbir zaman koyamadı. Fakat Selçuk Şahin’in talihsiz sakatlığı sonrasında, tahmin ediyorum ki bütün Fenerbahçelilerin takımda görmek istemediği Cristian’ın Aykut Hoca’nın gözünden düştüğü bir ortamda ön libero bölgesini devralmak zorunda kaldı.

Ve bu belki de yepyeni bir futbol anlayışının oturmasına neden olabilecek milli takım teknik direktörüne farklı bir alternatif sunacak hamleydi.

Mehmet Topuz Konyaspor maçını mükemmel oynadı.

Aykut Kocaman, Rijkaard ve Schuster’in düştüğü hatayı tekrarlamadı. Bu konuyla ilgili geniş yorumumu yarına erteliyorum. Galatasaray ve Beşiktaş savunmasını ileri çıkartınca, savunma gerisine atılan toplar iki büyük takımın sonunu hazırlarken Fenerbahçe geri dörtlüsü kendi sahasının yarısından ileri orta sahaya doğru hiç yaklaşmadı. Hatta Konyaspor’a ikinci yarı göbekte sadece Emre ve Mehmet Topuz’un olduğu geniş bir alan bile bıraktı. Mehmet Topuz rakip hangi kanattaysa defansına yardıma gelince evsahibi takımın atakları Fenerbahçe ceza sahasına giremeden sona erdi. Geriye de uzaktan şutlar kaldı.

Fenerbahçe bu sezon bol gol atıyor. Beşiktaş ve Kayserispor maçlarını bir kenara koyduğumuzda neredeyse maç başına dört gollük bir ortalamaya ulaşıyor. Üstelik attığı gollerin önemli bölümü futbolcuların kişisel becerilerinin ötesinde yardımlaşma ve kurguya dayalı olması ciddi bir fark yaratıyor. Öyle olduğu içinde bu maçta Niang gol üretememiş olsa da takım dört gole yine de ulaşabiliyor.

Sezona çok kötü başlayıp, geç form tutan Fenerbahçe giderek daha oturmuş bir takım karakterine bürünüyor.

Konyaspor için futbol adına çok iyi şeyler söylemek kolay değil. Bulunduğu pozisyon zaten oynadığı futbola karşılık geliyor.

Abdullah Yılmaz’ın cesaretsiz bir hakem olduğu ortadadır. Bu maçta çok bariz penaltı kararları vardı. Veremedi. Oysa Bünyamin Gezer çok daha azına bu hafta düşünmeden penaltı düdüğü çaldı.

Özer'in sakatlanması kendisi adına büyük talihsizlikti. Özeri'in bu kadar sakatlanması sanırım onun fizyolojisinden kaynaklanıyor. Bu da Özer'i kırılgan bir sporcu yapıyor, devamlılığını ortadan kaldırıyor. Bu şekilde Fenerbahçe gibi takımda kalıcı olabilmesi çok zor.

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..