- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe-Galatasaray: Şükrü Saracoğlu Stadı’nda düğün var!

Galatasaray, Spor Toto Süper Lig’de iyi bir “ayar tuttur”du.
Fenerbahçe’ye 9 puan fark atması, bunun kanıtı.
Süper Final olmasaydı, bu fark olur muydu?
Soruyu onaylayacak bir yanıt vermek o kadar kolay değil. Çünkü Süper Final havasının, kimi takımların umutlarının sonraya taşımasına yol açtığını göz ardı edemeyiz. Rakiplerin kendi aralarında ikişer kez karşılaşacak olması, umudunu Süper Final’e taşıyan takım/lar için bir “avantaj” olabilirdi. Bunun tersi de, bütün gücünü/ enerjisini Lig Grubu’nda tüketen takım/lar için geçerlidir.
Özellikle Aykut Kocaman’ın Süper Final’de bütün maçları kazanacaklarını, şampiyon olacaklarını söylemesi, umudunu “o ikişer maça” bağlamasının göstergesiydi. Aykut Kocaman, umudunu son maça taşıdığına göre, Fenerbahçe’nin gücünü de göz önünde tutarsak, bir bakıma gerçekleştirmiştir.
Fenerbahçe “6’da 6” demişti; ama şu ana kadar “6’a 5 yapma” olasılığı var.
Buna “fırsat” da, “şans” da diyebilirsiniz.
Fenerbahçe, “6’da 6” yapamadı, ama Galatasaray, TT Arena’da tam 7 puan yitirerek, Fenerbahçe’ye “umut ışığı” verdi.
Görüldü ki, Süper Final’e, her yönden “en iyi” hazırlanan takım Fenerbahçe. İtiraz edecek olan da olsa, söylemek gerekiyor, Fenerbahçe’nin 3; Galatasaray’ın tek rakibi vardı. Bunun son kanıtı, TT Arena’da şampiyonluğu kutlama umuduyla gidenlerin, buna futbolcular ve yöneticiler de dahil, kulaklarının Trabzon’da olmasıydı.
Beklenen neydi?
Fenerbahçe yenilecek, Galatasaray yenecek; iş tamam!
Trabzonspor cephesi, futbol oynanmasını, takımlarının kazanması sağlayacak ortamı sağlayacaklarına, “futbol dışı” yollarca, “kaba kuvvetle”, “korku salarak”, Fenerbahçe’yi yenmeyi düşündüler.
Oysa Fenerbahçe, her maçta olduğu gibi, “direniş öyküsü” yazıyordu.
*****
Trabzonspor’dan beklediğini bulamayan, kendi sahasında “havlu atan” Galatasaray, “Bir beraberlik yeter” anlayışıyla Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’na gidiyor.
Gelmesine gidiyor da, “kaygı”, “bahane” yüklü gidiyor.
“Kaygı”, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda yıllardır kazanamamadan kaynaklanıyor. Ancak bu kez, “kazanmak” o kadar önemli olmayacak, kaybetmemek, ayrı bir deyişle, berabere kalmak yetecek.
O beraberlik ki, Galatasaray’ı şampiyon yapacak.
“Bahane” ise, şampiyonluk uçarsa, “Hakkımız yendi”ye kadar uzanacak. Taraftar, başını yastığa koyduğunda, “Kendi sahanda 9 puan yerine 2 puan alırsan...” diyecektir.
Ya Fenerbahçe?
2006’da, 2011’de son maçta 1-1 beraberlikle giden şampiyonluğu, “çekirge” misalinin tersinin olacağını düşünür olmalı. Düşünmek, sadece futbolculara özgü değil.
Tribünleri dolduracak taraftar, iyi düşünmeli. Ne de olsa, en umutlu/ beklentisi en yüksek, onlar.
Şampiyonluk kimin olur?
Böylesi maçlarının skorunu tahmin etmek zor. Maçın kazanılmasını, önceden, "taktikler"e, "kadrolar"a bağlamak olmuyor. Başaralı bir kadro, bakıyorsunuz, bir başka maçta, bekleneni veremiyor. Maç bittikten sonra, "taktikler"i, "kadrolar"ı konuşmak, sonuca göre konuşmak ise, boş!
Söylenecekler, ancak, “niyet”ten öteye geçmez.
Son söz:
Süper Final’le bir “ilk” yaşanacak.
Unutmayalım, bilinen bir gerçek diyelim, Fenerbahçe “ilk”leri sever!
*****
12 Mayıs’ta şenlik/ düğün var.
Yeri belli; Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı...
Davetliler, Fenerbahçe taraftarı olacak; kuşkusuz aralarına karışmış, renk vermeyen, az da olsa, Galatasaray taraftarı da...
Ama “gelin”, “damat” belli değil!
Hoş, “kupa”yı aldıktan sonra...
“Gelin” de olsan, “damat” da olsan, ne değişir?
Önemli olan, “şampiyonluk kupası”nı almak!
“Hak eden kazansın” demek, gerçeği/ olanı yansıtmaz. Futbol bu, içi “şans” dolu. Onun için şampiyon olacağa şimdiden alkış!
İyi seyirler!
Futbol seyredelim yeter!
TURGUT ÇELİK/ Mersin
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır