​ Fenerbahçe ve evrensel gerçekler II / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '10

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe ve evrensel gerçekler II

Bir önceki yazımızda evrensel futbolcu, teknik adam, taraftar ve yöneticilerin kanımızca nasıl olması gerektiğini basit olarak açıklamaya çalışmıştık. Kaldığımız yerden futbolun tarifiyle devam edelim. Aslında ilk yapmamız gerekendi.

Futbol; şekli ve ağırlığı belirlenmiş bir topla, en çok ayakla ve vücudun diğer organlarıyla oynanan (aslında en çok kafayla! oynanması gereken) oldukça basit bir takım oyunudur. Basittir ve hatta o kadar basittir ki, hemen hemen tüm erkeklerin en sevdiği (belki kadınlar bu yüzden pek haz etmezler) üzerinde çokça düşünüp, ayaküstü fikir üretebildiği bir oyundur. O nedenledir ki herkesin bilebildiği bu oyunda eylemden daha çok, yazı, fikir ve dedikodu vardır (Kim demiş erkekler dedikodudan hoşlanmaz). Örnek ; Rıdvan’ın bitmiş bir maç üzerine 2 saatten fazla konuştuğu görülmüştür. Aslında futbolu karmaşık yapan, tam da bu basitliğidir.

Bu kadar basit (aslında karmaşık) oyuna Fenerbahçe neden başarılı (evrensel ve kalıcı) olamamaktadır?

Tüm bu karmaşayı sadeleştirirsek, futbol takımı 4 ana temelden oluşur. 1)Taraftar 2)Yönetici 3) Futbolcu 4) Teknik Kadro.

Başarı(kalıcı) ancak Evrensel kriterlere sahip oyuncu, teknik adam, yönetici ve taraftarla olabilir (bakınız bir önceki yazı). Taraftar doğru yöneticiyi seçecek o yönetici doğru teknik adamı seçecek o teknik adam da doğru oyunculardan kurulu bir takım oluşturacak. Taraftar da mutlu olacak.

Fenerbahçe’ye dönerek soralım; yanlışlık nerede? Fenerbahçe bu temelin hangi ayaklarında yanlışlıklar yapıyor?

Değiştiremeyeceğimiz ve çok da eleştiremeyeceğimiz yanlışlıkları 1.taraftar (bilinçli taraftarın oluşması ancak ve ancak bilinçli toplumların oluşmasıyla mümkün) ve 2.yönetici (bu iş çok para gerektirdiğinden taraftarın yönetici belirleme şansı yoktan belki biraz fazla) kısmını hızla geçerek (başka zamana bırakarak), en azından düzeltilmesi nispeten kolay olan teknik direktör ve futbolcu yanlışlıkları üzerinde duralım.

Fenerbahçe 2006’da, 3 Mayıs da Türkiye kupasını Beşiktaş’a kaptırmış 14 Mayıs ta da Denizli deplasmanında berabere kalarak Galatasaray’ı şampiyon yapmıştı. Teknik direktör Daum’du ve derhal işine son verildi.

Fenerbahçe 2010 sezonunda, önce Trabzon’a yenilerek Türkiye kupasını, ardından ligin son maçında Trabzon’la berabere kalarak Bursa’yı şampiyon yaptı. Teknik direktör Daum’du ve işine son verildi.

1. Daum döneminde üst üste 2 şampiyonluğa rağmen Fenerbahçe sık sık kötü futbolundan dolayı eleştiriliyor, aynı teknik adam ve 3 yıl sonunda neredeyse aynı futbolcularla devam eden kadroya rağmen neden bir türlü güzel futbol oynanamadığı gibi haklı sorular soruluyordu. Zaten anlaşılan, bilinen aslında hemfikir olunan yetersizliklerine rağmen Daum’la 2. defa anlaşma yapıldı. Sonuç zaten kesindi, ancak ders alınamadı.

İlk Daum döneminden sonra takım 2 yıl boyunca futbolcu kariyeri süper ancak teknik adam kariyeri belirsiz Zico’ya teslim edildi. Bu dönemde, takımda zaten çok sayıda bulunan Brezilyalı oyuncuların özellikle evrensel maçlarda performanslarının üstüne çıkmasıyla, şampiyonlar liginde ilk defa çeyrek finale kalındı. Ancak bu başarılara, sürekli ve devam eden disiplinli çalışmalar neticesiyle değil de daha çok, anlık performanslarla ulaşıldığından başarılar kalıcı olamadı ve unutuldu.

Sonraki dönemde takıma, İspanya’yı o sene tarihinde ilk defa Avrupa şampiyonu yapan Aragones geldi. Başarısını İspanya takımının iskeletinde yaptığı değişiklere bağlayan teknik adam nedense Fenerbahçe’ye geldiğinde aynı değişimi, yeniliği ve dinamizmi getiremedi. Doğal olarak çok başarısız geçen sezonun ardından gitmek zorunda kaldı.

Elbette incelediğimiz yalnızca son 7-8 sezona değil, daha eski sezon performanslarına da bakıldığında da değişen teknik direktörün çok fazla (son 20 yılda yaklaşık 25) ama başarısızlıkların kalıcı süregeldiğini belirgin olarak görmekteyiz. Başka takımlarda evrensel başarılar kazanmış teknik direktörlerin Fenerbahçe’de çok da başarılı olamadıklarını hatta çok başarısız olduklarını defalarca gördük, görmekteyiz. Yani teknik adam yetenekli, istekli ve kariyerli bile olsa konu Fenerbahçe (aslında diğer takımlarımız da farklı değil) olunca başarısızlık adeta kaçınılmaz oluyor.

Sürekli değişen teknik adamlar bu kalıcı başarısızlığa yeni halkalar ekliyor, yeni gelenin bir miktar değiştirdiği oyun yapısı ve oyuncular tam da bu nedenle oturmuş saha içi düzenini bir türlü sağlayamıyor, bu da yine yeni değişimleri beraberinde getiriyor o değişimlerde aynı sonucu doğuruyor. Komik bir çıkmaz.

İlk değişmesi gereken sorun tam da budur. Yani bir futbol takımı bu kadar değişimi kaldıramamakta, taraftar, yönetim, teknik adam ve futbolcu arasında bir uyum, bir hedef, bir kader birliği sağlanamamaktadır. Yani teknik direktör ve futbolcu kadrosunda az değişim gereklidir.

Yazımızda futbol takımının, aynı düşünen, aynı hareket eden, aynı hedeflere yönelmiş ve bir beraberlik ruhu oluşturmuş teknik adam ve oyunculardan oluşması gerektiğini belirtmiştik. Bu durumun tam tersi aslında çok uç şekilde Real Madrid tarafından test edildi. Takıma alınan bir sürü dünya yıldızına rağmen ne kendi liginde ne de Avrupa liginde herhangi bir başarı sağlayamayarak büyük hayal kırıklığı yarattı. Nedense, çok açık şekilde ders alınması gereken bu olgu yalnız Fenerbahçe için değil, diğer takımlar tarafından da pek yorumlanamadı. Yani takımdaki çok sayıdaki yıldız futbolcu, başarı garantisi vermiyor hatta tam tersine bile sebep olabiliyor. Dolayısıyla başarılı takım olmak, çok yıldızlı bir kadrodan değil takım olma ruhundan geçmektedir. Yönetimler her yıl (aslında taraftar da) yaşanan başarısızlıkların ardından, ismi büyük yıldız isimler peşine düşmekten ve başarıyı yine anlık performanslarda aramaktan vazgeçmeli, teknik adamın önerileri doğrultusunda takım ihtiyacına göre transfer yapmalıdır. Bu da değişmesi gereken bir diğer olgu.

Daha transferinin başındaki teknik adamdan ve futbolculardan taraftar, yönetim ve özellikle de basın, hemen büyük başarılar bekliyor baskı oluşturmaya başlıyor ve bu aslında karşılanması zaten imkansız beklentiler hemen karşılanamayınca da takıma bu seferde taraftar, yönetim ve basın tarafından negatif enerji pompalanıyor. Daha henüz serüvenin başında bir şeyler kaybediliyor. Sabır da değişmesi gereken bir diğer olgu.

Burada elimizden geldiğince zaten bilinen sorunlardan bahsetmeye ve çözümleri üzerine ama özellikle günlük olaylardan uzak, bir yazı yazmaya çalıştık. O yüzden bu yazımızda takımın şu anki durumunu yakından inceleyemedik o da bir sonraki yazımızın konusu olacak.

 
Toplam blog
: 22
: 660
Kayıt tarihi
: 26.12.08
 
 

1970 İstanbul doğumluyum, Ege Üniversitesi İstatistik bölümü mezunuyum. İstanbul da yaşıyorum ve şu ..