- Kategori
- Futbol
Fenerbahçeyi eleştirmek...

Fenerbahçe, Fenerbahçe, Fenerbahçe…
Kiminle oynarsa oynasın, yensin, yenilsin, berabere kalsın, her televizyon, her gazete ondan bahsediyor.
Resmen ve alenen Reyting aracı gibi görülüp, kullanılıyor!
Fenerbahçe - Antalya Spor maçı Fenerbahçe maçı 2-0 alıyor. Tarihi farkı kaçırıyor. Hele, hele Antalya Spor 10 kişi kaldıktan sonra birbiri ardına, kaçırılması atılmasından daha zor pozisyonlar ardı, ardına geldi ve kaçırıldı!
Bakıyorsunuz Televizyon yorumcularına, efendim nasıl olurda ligin son sıralarındaki Antalya’ya sadece iki gol atabilirmiş, niye basket maçı gibi olmamış!
Bu yorumu yapan beylerin unuttuğu bazı maç sonuçlarını hatırlatmakta yarar görüyorum. Mehmet Özdilek Antalya Spora Teknik Direktör olduktan sonra oynadığı 5 maçın ikisini kazanıp, üçünde berabere kaldı! Yani yenilmedi. İstanbul’da Galatasaray ile berabere kaldı! Yani böylesi bir takımla mı basket maçı(!) yapılacak?
Aynı Fenerbahçe ligin sonundaki takımları zar zor(!) yeniyor da, adına üç büyükler denilen ve bu takımlardan ikisi olan Galatasaray ve Beşiktaş’ın da akıbetleri aynı olmadı mı?
Bu maç sonuçlarına göre; ikide bir, dört bir yanı hüzün sarmıyor mu?
Yani Fenerbahçe kimse yararlanamıyor. Yense, niye daha farklı yenmiyor, berabere kalsa, bu takımı nasıl yenemezsin? Hele birde yenilirsen, ortalık bayram yerine dönüyor! Saray medyasının Ali Kemalleri hemen ortaya çıkıp, kalemleri ile döktürüyorlar!
Biraz da Fenerbahçe’den söz etmekte yarar var. Bunu bir kısa hikâye ile anlatmak en güzeli!
Ahmet amca 67 yaşında hala dinç! Emekli, kendi işini kendisi görüyor. Oğlu Musa için para lazım olunca, yıllar önce aldığı bir arsanın satışı söz konusu oldu. Birisi ile pazarlık edip, el sıkışılarak, önünden kaparo alındı. Tapu Dairesine, tapu devri için gidince yaşı 65'i geçtiği için doktordan akıl sağlığı yerindedir diye rapor getirirseniz o zaman tapu devrini yapabiliriz diyerek geri çevirdiler. Mecburen bir Sağlık Ocağına gidip, doktorun abuk, sabuk sorularına cevap vererek, raporu alıp, tapu devrini yapabildi!
Bu hikâyeyi niye anlattık? Luis Aragones’in bu gün sahaya sürdüğü 11 i görünce, tıpkı Ahmet Amca gibi raporluk olduğu aklımıza geldi! Malum yaşı ortada. Kalli'nin yaşını eleştirenler, Aragones'i hiç eleştirmiyorlar(!)
Sakat oldukları gerekçesiyle Kiev’e götürülmeyen Emre ve Colin Kazım, ne zaman düzeldi de ilk 11 de maça başladılar?
Ayrıca Guiza’nın bir ayrıcalığı mı var ki? İlk 11 de hep oynayıp, mücadele etmeden, mücadele eder görünüp, bir sağa, bir sola koşup, topa vurmaya geldi mi gücü bittiğinden olsa gerek, top kale yerine taca gidiyor!
Ya değiştirilen oyuncular? Tam bir felaket!
Gelelim Defansın göz bebekleri(!) Edu ve Lugano’ya; ilk yarının sonuna bir maç kaldığından olsa gerek, zorla Sarı Kartları görüp, bir hafta önce taktile girmeye hak kazandılar!
İşte bu tip oyuncular ile bu günlere geldik.
Bundan sonra da bu oyuncalar ile yola devam edilecek mi?
Bu oyuncular ile yola ve yolmaya devam edilecekse, kulübün geleceği bu yolma olaylarından dolayı karanlık görünüyor!