- Kategori
- Güncel
Filler sevinince ağlarmış...

Aynı şey...
Ağlamanın hayatta kalma stratejilerinden biri olduğu söylenir.
Bu doğruysa eğer (ki bence doğru), o zaman alın size "en son ağlama açılımının stratejisi"
Unutulma, terk edilme, dışlanma hatta suçluluk duygu ve korkusu içinde bocalayan beceriksiz kişileri bilirsiniz.
Onların türlü türlü çare arayışlarını da...
Bu arayışların amacı 'oldum olası'; muhatap veya göze kestirilen ve/veya hedef alınan kişilerin (toplumun) iyi niyet duygularını sömürerek nemalanmanın devamını sağlamaktır.
- Bu nasıl mı olur?
Başlangıç için önce bir bahane aranır...
Bahane seçiminde yaşam ve kültürler dikkate alınır, analiz edilir.
En iyi bilinen, en kolay ve en çok pirim yapan yollardan biri olan "ağlamak" ta tereddütsüz karar kılınır...
Bilindiği gibi:
Aslında ağlayacak olanların ağlamayı başlatacak olan bahane ile uzak/yakın bir bağları yoktur.
- Olmasa da olur(!) …
Ama ağlanacak diz çok hassas olduğundan mecburen 'ilgili' görüntüsü verilir. (Buradaki ilgi; ağlamanın karşılığı yukarıdaki beklentidir)
Buna, ağlayarak veya ağlıyor görüntüsü vererek 'savunma', hatta 'korunma' talep edilişi de dahildir.
"Ağlama" nın yerinde kullanıldığı zaman; rakip görülenlere yöneltilmiş iyi bir silah olduğu...
Bilinir.
Ağlayabilen insanın merhametli ve sevgi dolu; dolayısıyla da tanrıya daha yakın olduğunu düşünülür.
Bu bizler için 'kanma noktası', onlar için 'kandırma noktası' dır.
Yani kandırmacada istenilen kıvamın tutturulmuş olduğu andır...
Artık gerisinin çorap söküğü gibi geleceği gerçeği su götürmezdir.
"Ağlamanın merkezi de beyinde gizli olduğundan, bu gizlilik çerçevesinde ama öyle/ama böyle gözlerden yaş süzülür...
Bu aşamada çoğu kez vicdandan bahis edilse de, kesinlikle söz konusu değildir.
İşte böyledir ve bu yüzdendir "ağlaklık halleri".
Hissiz.
'Esnerken gözden gelen yaş' gibi tiksindirici…
Konunun özü:
"Filler sevinince ağlar" mış.
Not: Uzun süre ağlamak beyni uyuşturur, ağlama nedenini unutturur...