- Kategori
- Futbol
Finişe 3 kaldı...

Kaldı 3
Güneşli bir bahar akşamında arkasına aldığı 50, 000.- taraftarıyla ve şampiyonluk şarkılarıyla çıktı belalısı Denizli’nin karşısına Fenerbahçe.
Son zamanlarda Colin Kazım’a yer açmak amacıyla Deivid’i sola göndermişti Zico. Fakat sol tarafta ilk defa Vederson’un yokluğunda Boral ve Deivid ikilisi ile çıkmıştı bu maça. Ancak bu ikili ilk defa birbiriyle oynayınca sol taraftan hiç atak gelişmedi ilk yarı boyunca. Birkaç maçtır Vedersonla solda oynayan Deividin bu bölgeye henüz uyum sağlayamadığı yine bu maçta da net bir şekilde görüldü.
İlk yarı’nın başlarında Denizli’nin oyuna önde basan ve presli futbol düşüncesi Alex’in milimetrik paslarıyla bozulurken, sağ taraftan Kazım’ın da bindirmeleri destek olmaya başlamıştı. İşte tam da bu sıralarda yıllar önce Beşiktaşlı kaleci Fevzi’nin ıskasını bize hatırlatan bir ikram geldi kaleci Süleyman’dan. Fakat bu ikramı boş kaleye atamayarak geri çevirdi Kezman. Böylece 17.Dakikada hem Kezman’ın hem de tribünlerdeki seyircilerin morali bozulmuş oldu.
Fakat, Maldonado yerine Selçuk’lu orta saha hem çok dirençli hem de daha ofansif bir yapı içindeydi. Üstelik Alex’de oldukça istekli ve formdaydı. Beklenen gol, topu boş kaleye atamayan Kezman’ın yakaladığı üçüncü pozisyon’dan gelirken tribünlerde şampiyonluk türkülerini yakmaya başlamışlardı.
İkinci yarıya Zico etkisiz gözüken sol tarafı canlandırmak amacıyla Deivid’i daha fazla içeri kaydırmış ve Boral’ı da daha çok ileri çıkartmıştı. Boral’da hocasından aldığı cesaretle, daha da üzerine gitmeye başladı rakibinin. Bir anda Sevilladaki Boral’ı seyretmeye başlamıştık. Bunun da meyveleri peş peşe gelmeye başladı. Deivid, Uğur’un sol taraftan kestiği birbirinden güzel toplardan birine, “işte gol böyle atılır” dercesine vurmuş ve skoru 2-0’a getiren golü atarak taraftarlarını rahatlatan adam olmuştu.
Burada maça ilk onbirde başlayan Selçuk’a da bir parantez açmak gerekir. Bana göre maçın en iyilerinden biri olan Selçuk birkaç maçtır yedek soyunmasına rağmen, bugün hem ofans, hem de defans da ne kadar faydalı olduğunu göstermiş ve derbi öncesi formayı Zico’dan zorla kapmıştır. Evet, Selçuk top kaybı yapıyor ama, bunu da sorumluluk alıp takımı hücuma sokabilmek adına yapıyor. Zaten biz de Maldonadoyu hücum’a çıkmıyor ve risk almıyor diye eleştirmiyormuyuz ?
Maldonadoyu rakip ceza sahasında veya rakip kaleye şut atarken henüz görmedik. Kolay kolay da göremeyeceğiz sanırım.
2-0 dan sonra Fenerbahçe oyunu iyice domine etti. Özellikle ikinci yarının 45 ile 65.dakikaları arasında rakip sahaya oyunu iyice yıkıp müthiş bir paslaşma ile bu maçı kazanacağını rakibine hissettirmiş oldu.
Zaten Fenerbahçe, bu sezon birçok maçta oyunun belli dakikalarında bu şekilde yüklenerek ve oyunun temposunu arttırıp yüksek pas yüzdesiyle oynayarak birçok maçı lehine çevirmiştir.
Türkiye Süper Liginde rakip ceza sahası önünde bu kadar pas alışverişi yapabilen ve organize ataklar düzenleyebilen başka da bir takım yok. Bu da doğal olarak, rakiplerinin moralini bozmasını ve oyun içinde strese sokmasını sağlıyor. Üstelik bunu geriye düştüğü maçlarda da yapabildiğini birçok kez gösterdiler.
Bu nedenle Türkiye Süper Liginin en iyi oynayan takımı, finişe 3 kala derbiye favori olarak gidiyor.
İyiler mutlaka kazanırmış…
Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
19 Nisan 2008