- Kategori
- Futbol
Forma rekabeti ve puan bereketi

Fenerbahçe Oftaşspor karşılaşmasını kayıpsız geçti.
Fenerbahçe – Oftaşspor maçına dair önce şu tespiti yapalım. Sarı-lacivertlilerde mevcut kadro yapısının beraberinde getirdiği forma rekabeti, aynı zamanda takımın klasmandaki yerinde de önemli derecede etken olmaya başladı. Önce Kezman sakatlandı, Semih takımını sırtladı sonrasında Semih’in sakatlığı bu kez Kezman’ın yükselişe geçmesiyle sonuçlandı. Tıpkı daha önce Aurelio ve Deniz’in eksikliklerini Kemal ve Selçuk’un başarıyla yamaması gibi, Kezman da formanın pahalı olduğunu anlayınca performansında sıçrama yaptı. Lig, kupa ve Avrupa gibi çoklu hedefleri aynı anda kovalayan takımlarda bu uzun maratonun yıpratıcı etkileri göz önünde bulundurularak geniş bir kadronun kurulması alışılagelmiş bir yönetim tandansı. Ancak geçmişte pek çok örneğini gördüğümüz üzere, büyük takımların kalburüstü futbolculardan kurdukları geniş kadrolar ahenk içinde yönetilemediğinde zaman zaman iç isyan boyutuna gelen huzursuzluklar ve antrenman sahasının dışına taşan forma mücadelesi takımlara köstek de olabiliyor. Zico’nun teknik direktörlük vasıfları -kimi zaman haklı gerekçelerle de olsa- ülkemizde yoğun eleştiriler alıyor. Bu eleştirileri bir yana koyarsak, Brezilyalı teknik adamın bu forma rekabetini hakça yönettiğini söylemek de olaylara nesnel bakan tüm futbol yorumcuları için doğru bir tespit olsa gerek. Fenerbahçe’de artık futbolu göz ucuyla takip edenlerin bile ezbere sayabildiği bir kadro şekillenmiş durumda. On bir kişilik bu maç kadrosunun dışında kalanlar ise sabırla bekleyip buldukları ilk fırsatta performanslarını ortalamanın üzerine çıkarmayı ve forma rekabetini Fenerbahçe’nin menfaatine kullanmayı seçiyorlar. Doğal olarak takımın sergilediği bu ahenk ligdeki puan grafiğine de yansıyor.
Oftaşspor karşısına çıkan Fenerbahçe’de Lugano’nun yerine Yasin, Selçuk’un yerine Maldonado ve Semih’in yerine de Kezman forma giydiler. Bu üç futbolcu da maç içinde sergiledikleri performanslarla boşluklarını doldurdukları oyuncuları fazlaca aratmazlarken; Kezman hırsı, mücadelesi ve golü arayan futboluyla taraftarlarından bolca alkış aldı. Esasen karşılaşma birbirine benzer taktik anlayışlarda oynayan ve orta sahayı kalabalık tutarak savunma güvenliğinden taviz vermeyen iki ekibin mücadelesini ve dolayısıyla kısır bir maçı vaat ediyordu. Fenerbahçe kalede Volkan, defansta Gökhan, Yasin, Edu, R.Carlos; çift ön libero Aurelio ve Maldonado, sağda Deivid solda Uğur, tek santrfor Kezman’ın gerisinde ise Alex’le sahaya yayıldı. Rakip Gençlerbirliği Oftaşspor ise kaleci Recep’in önüne Murat, Giray, İlhan ve Orhan’dan dörtlü defans bloğunu kurmuş ve bu bloğun önüne Tozo ile Olgay’ı yerleştirmişti. Sol kanatta Bülent Kocabey ve sağda Serkan Atak ile kanatlarını çiftleyen kırmızı-siyahlılar, Sandro’yu da ileri uçtaki İbrahim Şahin’e yakın oynattılar. Takımların bu beşli orta saha düzenleri oyun kurma zorluğunu da beraberinde getirdi. Üstelik her iki takım defans bloklarını alan daraltmak amacıyla öne çıkarınca orta sahada top yapmak bir kat daha zorlaştı. Bu orta alan mücadelesinde Oftaşspor’un silahı genç ve mücadele gücü yüksek bir ekip olmalarıydı. Buna karşılık Fenerbahçe ise presi kırabilecek usta ayaklara ve hücum zenginliğiyle sonuçlanan kanat akınlarını organize edebilecek bir oyun liderine sahipti. Oyun içinde sarı-lacivertlilerin kanatlardan geldiği her pozisyonda Oftaşspor kalesinde bir tehlike yaşandı. Tabii bu pozisyonlarda başrol her zamanki gibi Alex De Souza’nındı.
Takımların dar alanda oynaması aynı zamanda Kezman için de bir avantaj oldu. Sırp golcü geniş alanlara yatkın sprinter bir futbolcu olmadığından Oftaşspor defans bloğunun ve dolayısıyla tehlike bölgesinin içinde kaldı. Üstelik kaybettiği toplar da çoğu kez Fenerbahçe orta sahası tarafından toplandı. Her iki takımın tandemleri arasındaki mesafe düşünce Aurelio da zaman zaman Alex’e yakın oynadı. Aurelio topla oyuna girince de Fenerbahçe’nin bahsettiğimiz kalabalıktan topu sıyırıp kullanması kolaylaştı. Oftaşspor içinse söylenecek fazla bir şey yok. Defansif kurguları mükemmele yakın olmasına karşın hücumda aynı etkinliği sergileyemiyorlar. Fenerbahçe karşısında tek puan alma şansları devreye 0–0 girmeleriyle mümkündü. 29.dakikada Alex’in ayağından yedikleri penaltı golü 3 puanı onlar için Kaf dağının ardında bıraktı.
Son olarak Fenerbahçe’nin yeni transferi Maldonado’dan bahsedelim. İlk kez içinde yer aldığı takımda ve bir maçlık performansıyla yorum yapmak peşin hüküm vermek olur. Bu maçtaki yüksek pas yüzdesi dikkat çekici ancak Şilili oyuncu çoğu kez topu yanlara ve geriye oynadı. Zorluk derecesi yüksek maçlarda gördükten ve takıma tam anlamıyla uyum sağladıktan sonra yapılacak değerlendirme kuşkusuz çok daha sağlıklı olacaktır.
Oftaşspor karşısına çıkan Fenerbahçe’de Lugano’nun yerine Yasin, Selçuk’un yerine Maldonado ve Semih’in yerine de Kezman forma giydiler. Bu üç futbolcu da maç içinde sergiledikleri performanslarla boşluklarını doldurdukları oyuncuları fazlaca aratmazlarken; Kezman hırsı, mücadelesi ve golü arayan futboluyla taraftarlarından bolca alkış aldı. Esasen karşılaşma birbirine benzer taktik anlayışlarda oynayan ve orta sahayı kalabalık tutarak savunma güvenliğinden taviz vermeyen iki ekibin mücadelesini ve dolayısıyla kısır bir maçı vaat ediyordu. Fenerbahçe kalede Volkan, defansta Gökhan, Yasin, Edu, R.Carlos; çift ön libero Aurelio ve Maldonado, sağda Deivid solda Uğur, tek santrfor Kezman’ın gerisinde ise Alex’le sahaya yayıldı. Rakip Gençlerbirliği Oftaşspor ise kaleci Recep’in önüne Murat, Giray, İlhan ve Orhan’dan dörtlü defans bloğunu kurmuş ve bu bloğun önüne Tozo ile Olgay’ı yerleştirmişti. Sol kanatta Bülent Kocabey ve sağda Serkan Atak ile kanatlarını çiftleyen kırmızı-siyahlılar, Sandro’yu da ileri uçtaki İbrahim Şahin’e yakın oynattılar. Takımların bu beşli orta saha düzenleri oyun kurma zorluğunu da beraberinde getirdi. Üstelik her iki takım defans bloklarını alan daraltmak amacıyla öne çıkarınca orta sahada top yapmak bir kat daha zorlaştı. Bu orta alan mücadelesinde Oftaşspor’un silahı genç ve mücadele gücü yüksek bir ekip olmalarıydı. Buna karşılık Fenerbahçe ise presi kırabilecek usta ayaklara ve hücum zenginliğiyle sonuçlanan kanat akınlarını organize edebilecek bir oyun liderine sahipti. Oyun içinde sarı-lacivertlilerin kanatlardan geldiği her pozisyonda Oftaşspor kalesinde bir tehlike yaşandı. Tabii bu pozisyonlarda başrol her zamanki gibi Alex De Souza’nındı.
Takımların dar alanda oynaması aynı zamanda Kezman için de bir avantaj oldu. Sırp golcü geniş alanlara yatkın sprinter bir futbolcu olmadığından Oftaşspor defans bloğunun ve dolayısıyla tehlike bölgesinin içinde kaldı. Üstelik kaybettiği toplar da çoğu kez Fenerbahçe orta sahası tarafından toplandı. Her iki takımın tandemleri arasındaki mesafe düşünce Aurelio da zaman zaman Alex’e yakın oynadı. Aurelio topla oyuna girince de Fenerbahçe’nin bahsettiğimiz kalabalıktan topu sıyırıp kullanması kolaylaştı. Oftaşspor içinse söylenecek fazla bir şey yok. Defansif kurguları mükemmele yakın olmasına karşın hücumda aynı etkinliği sergileyemiyorlar. Fenerbahçe karşısında tek puan alma şansları devreye 0–0 girmeleriyle mümkündü. 29.dakikada Alex’in ayağından yedikleri penaltı golü 3 puanı onlar için Kaf dağının ardında bıraktı.
Son olarak Fenerbahçe’nin yeni transferi Maldonado’dan bahsedelim. İlk kez içinde yer aldığı takımda ve bir maçlık performansıyla yorum yapmak peşin hüküm vermek olur. Bu maçtaki yüksek pas yüzdesi dikkat çekici ancak Şilili oyuncu çoğu kez topu yanlara ve geriye oynadı. Zorluk derecesi yüksek maçlarda gördükten ve takıma tam anlamıyla uyum sağladıktan sonra yapılacak değerlendirme kuşkusuz çok daha sağlıklı olacaktır.