- Kategori
- Deneme
Franz Kafka'ya dair bir özet

İnt alınmıştır
İnsanlar teker teker harflerle alfabeyi, onlardan kelimeler üretmeyi, kelimelerden de cümleler üretmeyi öğrenirler. Cümlelerden küçük metinlere geçerler, mektup kompozisyon derken beyinde oluşan düşünceyi tutarlı yazılara dönüştürmeye başlarlar.
Her insan düşüncenin iz düşümü olan yazmayı farklı amaçlarla kullanır ancak çok azı yetenekleriyle iç dinamikleriyle yazıyı niteliğe dönüştürmeye ulaşabilmektedir.
Nedense insanların çoğu şiir yazmayı dener ama hikâye, öykü, roman aşamalarına geçenler giderek azalır.
Sorgulayan, nitelikli yazı üretmeye başlayanlar; bir başlığı irdeleyen DENEMELER yazar, sonra genellikle benzetme olarak bilinen fakat bir sorunu bir şeyi başka şey ile benzetmeye, kıyaslamaya, anlatmaya yarayan mecazlar METAFORLAR üretmeye geçerler ve sonra da bir konuyu bir bütün anlatabilen öz(et)ler AFORİZMALAR yazmaya geçerler.
Ben KAFKA’YI aforizmalarıyla tanıdım. Onu iki kere okudum ve sonunda; KAFKA zor anlaşılan ama her okunduğunda farklı şeyler düşündüren bir yazar olarak kafama yerleşti................Kadri KANPAK
KAFKA’YA dair yazılmışlardan toparladığım kısa alıntıları da ilginize sunuyorum.
1883–1924 yılları arasında çok da uzun bir ömür sürmemiş olan Kafka Dünya Edebiyatı’nda önemli bir yer edinmiştir. Sembolik yaklaşımları her zaman ilgi çekmiş ve çeşitli yorumlara neden olmuştur. Özellikle hayvanları insanlaştırmış, insanları hayvanlaştırmış ve birçok yapıtına mitsel bir hava vermiştir.
Kafka:“Ailemle yaşıyorum ama iyi, sevecen insanların arasında bir yabancıdan daha yabancıyım” demiştir.
Hayatına giren; Julie, Milena ve Dora ile yaşadığı sonu hep hüsran aşklar… Babayla bitimsiz hesaplaşmalar, Freud okumalarının etkisiyle kendi yaşamına dair yaptığı çözümlemelerdir, Kafka’yı KAFKA yapan.
Kafka yazdıklarının yazılmamış, yaşadıklarının yaşanmamış olmasını diliyor ve bu konuda güvenebileceği tek adam olan Max Brod’dan yardım talep ediyordu. Max Brod, halen tartışıldığı biçimde kendisine adeta yalvaran Kafka’nın sözünü tutmamış, elindeki belgeleri yayımlamaktan çekinmemiştir.
Aşk, hastalık, cinsellik, memurluk, yaratıcılık, edebiyat, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı, aile… Kavramlarıyla bir ömürden daha fazlası olan Franz Kafka için en yakın dostu Max Brod “amanımızın en büyük yazarı” ve “yazdığına pişman yazar” notunu düşer.
Kafka,entelektüel toplantılara fazla girmeyen, yaşadığı sürece ülkesinde aşırı bir şöhreti bulunmayan, (özelikle otoriter bir babaya karşı istemeden boyun eğmenin getirdiği iç çalkantılardan kaynaklı) psikolojik durumunun yanında sürekli hastalık çeken, ama yazma ateşiyle yanan bir kişiliğe sahipti. Güncelerinde, yazmak ve çalışmak arasında nasıl bir kıskaçta olduğunu belirtiyordu. Yazılarında başarılıyken işte başarısız, işinde başarılıyken yazdıklarında başarısız olduğunu söylemesi de hiç şaşırtıcı değildi.
Fischer, KAFKA için şöyle der: Çoğu yazarlar çalışma sürecini, aşırı enerji harcamaktan kaçınarak, her gün belirli bir bölümünü tamamlayabilecekleri bir akışa dönüştürebilirler; başka bazı yazarlar da ancak iç gerilimlerini bir doruk noktasına vardırarak her türlü ölçünün dışına çıktıkları bir konumda üretebilirler. Kafka bu yazarlar arasında yer alır.
Garaudy, Kafka’nın eserlerini ölümsüzleştiren önemli bir konuya parmak basıyor: “Kafka'nın derdi tekilin genelle, bireyin bütünle kesişme noktasını bulmaktır.”
Psikolojik açıdan yaklaşılınca, babasına anlatamadıklarını aktarmaktadır. Hatta annesi ile olan uzaklık fikri de açıkça görülmektedir. Sıkıntılar ve ona karşı fikirlerle birlikte de olsa en fazla destek kız kardeşten gelir. Aslında bu “yazış”, kendi yaşamı ve aileye bakış açısıdır.
Üzerinde çok konuşulmasına neden olan unsurlar arasında, böceğe nasıl ve neden dönüştüğünün, nasıl bir böcek olduğunun bilinmemesi ilk sırada yer alıyorlar. Ayrıca, hep yaptığı gibi metaforik bir yaklaşım kullanması çeşitli yorumlara yol açıyor.
Son olarak,KAFKA: “Bu yaşama inanılıp inanılamayacağı, yaşamın bir amacının olup olmadığını sormakta sorgulamaktadır.”
Kadri KANPAK – 03.08.2013 - GALATA