​ Frig şehirleri geçmişten günümüze-2 / Arkeoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '08

 
Kategori
Arkeoloji
 

Frig şehirleri geçmişten günümüze-2

Frig şehirleri geçmişten günümüze-2
 

FRİG ŞEHİRLERİ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE-2

PESSİNUS

Ankara - Eskişehir karayolunda yol alırken Ballıhisar'a uğruyoruz. Hititlerin ünlü inanışına göre Kibele’nin ilk görüldüğü yerdir. O zamanlar adı Kubaba’dır.

Frigler zamanında da önemli bir ticaret ve din merkezidir. Kent Lidya ve Pers egemenliğine girdiğinde de önemini yitirmemiştir. Rahiplere şehri yönetme yetkisi verilmiştir. Bölgeye gelen Galatlar ise şehri başkent konumuna taşımışlardır.

Bergama krallığına bağlandığında ise rahiple tarafından yönetilen bağımsız bir prenslik konumuna gelmiştir. Ve dönemde altın çağını yaşamıştır.

Roma döneminde ise altın çağın yaşamı devam etmiştir. Kral yolu üzerinde bulunması da kenti ticaretin önemli merkezlerinden biri yapmıştır.

Bizans zamanında ise önemini yitirmiş. Hatta kenti Bizansların yaktığı söylenir. Kent taşları Sivrihisar kalesinin yapımında kullanılmıştır. Bu kale de günümüzde yıkılmıştır. Geriye yalnızca su sarnıçları, yer altı depolarının kalıntıları kalmıştır. Pessinus’ta ise Roma ve Bergama döneminden kalan tapınağın oturma yerleri ve anıtsal merdiven bile o dönemlerin ihtişamını anlamaya yetecektir. 1967’de şehrin tiyatrosu ve birçok mimari yapı ortaya çıkarılmıştır

Anadolu'nun en eski tanrıçası Kibele'nin kutsal şehri olan Pessinus, Sivrihisar ilçesinin 16 km. güneyine kurulmuş bir Frig kentidir Anadolu'nun ilk ticaret yolu olan Kral Yolunun da geçtiği kent, Friglerden sonra değişik medeniyetlere yurt olmuş ve Hellenistik Devir'de Bergama Krallığına bağlanarak en parlak dönemini yaşamıştır. M.Ö. 25'de ise Roma hakimiyetine girmiştir.Tiyatro stadyum nekropol su kanalı ve Ana Tanrıça Kibele'nin tapınağının da bulunduğu antik şehrin üzerinde, bugün Ballıhisar Köyü bulunmaktadır.

GORDİON

Sakarya nehrine akan Porsuk çayından güneye inelim. Porsuk ve Sakarya birleşir sonra tekrar birbirinden ayrılır. Bu ayrılış Frigya’nın başkenti Gordion’u kucaklamak içindir.

Frigya’nın başkentidir ve imparator yolu olarak bilinen kalıntılar üzerindeki en muhteşem duraktır.

Kurucusu aynı zamanda devletinde kurucusu olan Gordion’dur. En parlak dönemi kral Midas zamanıdır.

Kent kalıntılarını örten kocaman höyükten kraliyet ailesinin gömülü olduğu tümülüsler görülür.

Höyükte 1950'lerde Amerikalı arkeologlar tarafından yapılan kazıda bu dönemlerin askeri gücü ve görkemi ortaya çıkmıştır.

Eski bir Hitit yerleşmesinin yıkıntıları üzerine kurulmuştur, kalın ağaç gövdeleriyle desteklenmiş güçlü taş duvarlarla çevrilmiştir. Taş kalelerin arasında oldukça içeride kalmış güzel bir kale kapısı ortaya çıkarılmıştır.

Kapıdan sonra göz alıcı kamu yapıları gelmektedir. Bunların bir kısmı şekillerle süslü mozaiklerin çok erken örnekleriyle döşenmiştir. Kral Midas bu şehirde oturmuştur. Saray bahçesinde güller yetiştirmiş ülkesine barış dağıtarak dönemin altın çağını yaşatmıştır. Kimmerlerin saldırısı ile de barbarca yağmalanmıştır. Bundan sonra ise çeşitli kavimlerin istilasına uğramıştır. Persler döneminde yapılan kral yolu ile önem kazanmış. İskender’in kılıcı ile de tarihe farklı harflerle adını yazdırmıştır.

Galatlardan sonra ise yine altın çağını Romalılar zamanında yaşamıştır. Uzun süre basit bir köy olarak ayakta kalmayı başaran Gordion sonunda muhteşem bir şehir haline gelmiştir.

Günümüzde ise Polatlı yakınlarında bir köy durumundadır. Sakarya vadisinden bakınca düzenli toprak koniler (25 tane kadar) çok uzaklardan görünerek o dönemlerin ihtişamını anlatmaya çalışır, sessiz haykırışlarla…

Gordion’daki kalıntılar:
Kent Höyüğü: 350x500 metre ölçüsündeki yassı bir höyük durumundaki Frig kenti, Sakarya ırmağının hemen doğusunda yer almaktadır. Arkeologlar, anıtsal bir kapı ile birlikte kral ailesine ait bir çok yapı, evlere ve kent duvarlarına ilişkin kalıntılar ortaya çıkarmışlardır. Bunların tümü Frig krallığının en parlak dönemine (MÖ 725-667) tarihlenmektedir.
Kent Kapısı: MÖ.VIII.yüzyılın sonunda yapılmıştır. Yumuşak kireç taşından 9 metre yükseklikteki kısmı günümüze kadar korunmuş anıtsal bir yapıdır. Kente asıl giriş 9 metre genişliğinde ve 23 metre uzunluğunda üstü açık bir koridorla sağlanıyordu. Kapının iki yanında yer alan kulelerin kente açılan birer kapısı vardır. Tamamı kazılan kuzey avlu depo olarak kullanılıyordu.Güney avlusu ise Pers kapısının büyük güney duvarının korunması amacıyla kazılmadan bırakılmıştır.

Kent Merkezi: Höyüğün orta kısmı saraylara ayrılmıştır. Kerpiçten bir duvar, dört yapıyı içeren sarayın birinci avlusunu kent kapısından ayırmaktadır. Daha kalın bir duvar iç avluyu kuzey, batı ve güney yönlerinden çevirmektedir.Büyük olasılıkla bu duvarlar saray yapılarının doğu yönünce de uzanmakta ve böylelikle onları dışarıdan tümüyle ayırmaktadır.

Saraylar: Birinci avludaki iki yapı birer megarondur. Megaron 2, geometrik desenli bir mozaik ile döşenmiştir. Bu mozaik, bilinen en eski çakıltaşı mozaik örneğidir ve bugün bir kısmı Gordion Müzesi’nde sergilenmektedir. Megaron ise, günümüze kadar Gordion’da çıkarılmış en önemli yapıdır. İç avluda yer alan yapı Frig akropolünün en büyük binasıdır. Yapı, iki sıra ahşap direkle bir ortave iki yan nefe ayrılmıştır. Arkeologlara göre orta bölüm tek katlı ve yüksek bir salondu. Yan kısımlar ise iki katlı ahşap galeriler şeklindeydi. Megaron 3, MÖ.VIII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş en eski yapılardan biri olmalıdır.Terasın batı kesiminde her biri 11x14 metre ölçülerinde yan yana sıralanmış 8 adet megaron yer alır.Bunların hepsinde de ortada bir ocak ve yanlarda direklerle desteklenen ahşap galeriler bulunmaktadır. Büyük olasılıkla bunlar sarayın günlük işlerinin görüldüğü yapılardır. Megaron 3’ün yanına yapılan bir merdivenle yeni oluşturulan terasa geçiş sağlanmıştır.

 
Toplam blog
: 28
: 4265
Kayıt tarihi
: 06.12.07
 
 

74 Eskişehir doğumluyum, Eskişehir'de yaşıyorum. Eskişehir Anadolu Lisesinde kimya öğretmeni olarak ..