- Kategori
- Futbol
Futbolun Tarihten günümüze gelişimi

Dünyada kitleleri yıllardır en çok peşinden sürükleyen aktivitelerin başında kuşkusuz futbol gelmektedir. Bununla ilgili olarak çok çeşitli gerekçeler ortaya konabilir. Futbolun globalleşen dünyada, neredeyse tüm yerkürede kabul görmüş bir olgu olmasının altında yatan sebeplerden birisi, birçok spor dalına göre daha basit bir oyun olması olarak nitelendirilebilir. Günümüzde endüstriyelleşmenin de etkisiyle bazı karmaşık kurallar getirilse de, futbol uzun yıllar çok basit kurallara dayanan ve herkesçe anlaşılabilir bir spor dalı olmuştur. Bunun yanı sıra 2 kişinin bile bir araya geldiği anda mekan veya teçhizat gerektirmeksizin oynanabilir olması da futbolu sevdiren bir unsurdur.
İşin yapma kısmından seyir kısmına geçtiğimizde ise, futbolun sunduğu seyir zevkinden öte, sonucu zor tahmin edilebilir bir oyun olması, diğer spor dallarına nazaran, sürprize daha açık olması sevilmesinde mutlaka etkendir. Ancak günümüz takım sporları arasında en eskilerden olması ve özellikle İngilizlerin sömürgecilik yaptığı dönemde askerleri vasıtasıyla, ayrıca ticari gemileriyle de gemi çalışanları aracılığıyla dünyanın farklı bölgelerine tanıttıkları günümüz futbolu, daha hızlı yaygınlaşmış ve kabul görmüştür.
Futbolu İngilizler kendilerinin icat ettiği bir spor dalı olarak lanse etmekte ve Ada, futbolun beşiği olarak dillendirilmektedir. Ancak futbolun sözlük anlamının ve açıklamasının ayak ve topla oynanan bir takım oyunu olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, futbolun tarihi MÖ.2700 yıllarına uzanmaktadır. Dönemin Çin İmparatoru Ti Huang’ın askerlerinin savaşa hazırlık amacıyla Tsu Chu adıyla yaptıkları sporla günümüz futbolu çok büyük benzerlik göstermektedir. Bu konuda yazılı tarihi belgelere göre, Tsu Chu deriden yapılan yuvarlak bir cismin askerlerin diktikleri arasında belirli bir açıklık olan 2 mızrağın arasından geçirmesiyle oynanan ve sadece ayakların kullanıldığı bir spordu.
Yine çeşitli araştırmacıların bulgularına göre futbola benzer sporlar Sümerler döneminde Mezopotamya’da yapılan bir spor türü ya da oynanan bir oyundu. Mısır’da bulunan yine 4000 yıldan eski mezarlarda ayakla ve topla oynanan bir oyunu anlatan resimlere rastlanmıştır.
Günümüzdeki haline en yakın futbol ise gerçekten de İngilizler tarafından oynanmaya başlanmış gibi görünmektedir. Hatta genel kanının aksine, 19. yüzyıldan çok önce, 12. yüzyılda yapılan bu sporun 14. yüzyıl başlarında Britanya Kralı II.Edward tarafından yasaklandığı ve 17. yüzyıla kadar adanın çeşitli bölgelerinde ve özellikle de alt tabaka halk arasında gizli gizli oynandığı bilinmektedir. Bu durum Kral II. Charles(1630-1685) dönemine kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra serbestçe oynanabilen bir oyun olmasına karşın, özellikle İngiltere’de 17. yüzyılda yaşanan iç savaşla oyuna olan ilginin azaldığı tahmin edilmektedir.
Futbolla ilgili ilk yazılı kurallar ise 1863 yılında Londra Futbol Birliği tarafından konulmuş ve uygulanmaya başlanmıştır. 1904 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te FIFA’nın kurulmasına dek İngilizler futbol oyun kurallarında belirleyici olmuşlardır. Londra’da, Great Queen Stree’teki Free Mason Meyhanesinde ilk federasyonun temelini atan kulüp yöneticileri, futbolu sadece topun 2 direk arasında ayakla geçirilmeye çalışılan bir oyun olmanın ötesine taşıyan adımları atarak, futbola bugün dahi geçerli kurallar getirmişlerdir. 1882 yılında ise, daha sonra FIFA’nın bir bölümü haline gelen International Board’u kuran Britanyalılar, bu kurumda özellikle kurallar ve anlaşmazlıkların çözümü konusunda çalışmalar yapmışlardır.
İlk oyun kurallarında, atılan her golden sonra takımlar kale değiştirmekteydi. Bugünkü ofsayt’a temel oluşturan kural ise, topun ilerisine geçen oyuncunun oyun dışı kalması kuralıydı.(Atak yapılan yönde) O tarihlerde golü önlemek için rakibe müdahale serbestti. Ancak örneğin formasından çektiğiniz rakibinize, ayrıca şarj yapamaz, çelme takamazdınız. İlk kale direkleri ise 5 metre iken, daha sonra 1,80 metreye çekilmişti. İlk hakem ise, International Board’un kurulmasından hemen önce, 1881 yılında kullanılmıştı. Ancak takımların hakemin kararlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmesindeki sıkıntıların, International Board’a ihtiyaç duyulmasına sebep olduğu sanılmaktadır.
İlk profesyoneller ise 1800’lerin sonlarında kulüplerin kurulmaya başlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu dönemde kulüpler başarılı olmak amacıyla, daha yetenekli gördükleri futbolculara ücret ödemek suretiyle takımlarına dahil etmişlerdir.
Aradan geçen yaklaşık 150 yılda, futbol kurucuları ve kural koyucuları 11 takımdan oluşan federasyondan, milyarlarca kişinin ilgisini çeken ve her yıl çok büyük paraların döndüğü bacasız bir sanayiye dönüşmüştür. Profesyonellik gelişmiş, başarı önem kazanmış, bazen üstünlük unsuru, bazen ezilmişlerin isyan noktası olmuştur. Özellikle futbolun Afrika’da yaygınlaşması, yoksullukla mücadele eden Afrika ülkelerinde, insanların umut kapısı olmuştur. Yine İspanyolların kendilerinin tanıttığını iddia ettiği Brezilya’da futbol gün gelmiş siyasi bir güç, gün gelmiş yoksulluktan kaçış aracı olmuştur. Futbolla birçok Avrupa ülkesinden çok sonra tanışmasına rağmen Brezilya’nın dünya futbolunda en başarılı ülkelerden birisi, belki de birincisi olmasının sebebi; ülkemize futbolun gelişi, ilk Türk futbolcusu; ilk kıtalararası maç gibi konular ise bir sonraki yazıda…
Görüşmek dileğiyle…