- Kategori
- Güncel
G-20 Zirvesi'nde, Türkiye'nin Suriye Raporu da konu edilecektir...

Bu, geriye dönüşü olmayan bir karardır...
ANKARA'IN HAZIRLADI ĞI "SURİYE RAPORU"NDA, TÜRKİYE'NİN "KIRMIZI ÇİZGİSİ" DÜNYA LİDERLERİNE BİR KEZ DAHA HATIRLATILACAKTIR...
Eğer, bu "kırmızı çizgi" aşılırsa, Türkiye'nin "müdahale hakkı" doğar...
x x x
Kısa bir hatırlatma...
Bundan 15-20 gün önce, Kuzey Suriye Kürt koridorunu kontrol altında tutmaya çalışan PYD'nin silahlı gücü YPG bunu test etmeye çalıştı...İki botla, Cerablus'a sızmak için Fırat'ın batısına geçmeye teşebbüs etti.. Ancak, Türk Hava Kuvvetlerine ait jetler anında yaptığı bir operasyonla bu iki botu, içindekilerle birlikte Fırat Nehri'nin dibine gönderdi...
Kimsenin gıkı çıkmadı... Ne Suriye'den, ne ABD'den ne de Rusya'dan bir ses geldi...
Çünkü, ABD ile Türkiye arasında "PYD, Fırat sınırını aşamaz" konusunda geçtiğimiz Ağustos ayında bir "protokol" imzalanmıştı...
Türkiye'nin, Kuzey Suriye'de "Azer-Cerablus hattının ve bu hat arasında kalan bölgeyi" bir "güvenlik meselesi" olarak gördüğünü ABD'nin bildiği ve kabul ettiği gibi, bölgeye sonradan müdahil olan Rusya'da bilmektedir... Yani bunu bilmeyen yok gibi...
Aslında, Türkiye bu "kırmızı çizgi" konusunda da fazla "katı değildir"...
Suriye'nin kuzeyinde oluşacak bir yönetimin, yalnızca Kürtlerden değil; Türkmenlerden, Araplardan, etnik yapısı, dinsel ve mezhebi tercihleri farklı diğer halklardan oluşmasını istemektedir.
Zaten yukarıda değindiğim ABD ve Türkiye arasında imzalanan protokolun maddelerinde, bu konuya da açıklık getirilmiş ve Kuzey Suriye'de "oluşturulmak istenen bölgenin demografik yapısının bozulmaması ve göçe zorlanan halkın geri dönmesi" şartı da bulunmaktadır...
Bu şartın gerçekleşmesi, bana göre, Türkiye'nin, Fırat'ın batısına geçme yasağı olan "kırmızı çizgisini" sarartabilir ve "Cerablus hassasiyetini" azaltabilir; belki de ortadan kaldırabilir...
x x x
G-20 Zirvesi ve Suriye Raporu...
Önümüzdeki hafta, dünya liderlerinin katılımı ile Antalya'da, toplanacak G-20 Zirvesi'nde, medyadan edindiğimiz kadarı ile, Türkiye, bu geniş kapsamlı zirveyi fırsat bilerek Suriye konusunu da gündeme getirecek ve bu konuda hazırladığı raporu sunacaktır...
Medyada, Ankara'nın hazırladığı ve "zirvede" konu edilecek "Suriye Raporu" içeriğinden de bazı ipuçları verilmiştir...
-- Türkiye, Esad'ın "sembolik" olarak var olacağı "geçiş formülüne" fazla tavır koymak istemiyor; ama Suriye rejiminin eskisi gibi devam etmesinin muhalifleri ikna edemeyeceğini...
-- Rusya'nın, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını garanti etmesi kaydıyla Esad'sız formüllere ikna edilebileceği...(Bu konuda yazdığım diğer bloglarda, Rusya'nın bölgeye müdahil olmasının altında yatan tek isteğinin bu olduğunu yazmıştım.cd.)
-- PYD'nin silahlı kolunun Fırat'ın batısındaki "kırmızı çizgiyi" geçerse, Suriye'den yönelecek tehdide karşı "meşru müdafaa hakkını" kullanacağı gibi...(Türkiye, bu yönde daha önce Birleşmiş Milletler'e de bildirimde bulunmuştur).
x x x
Bu konuda yazdığım bloglarda sık sık kullandığım bir ifadeyi bir kez daha tekrarlayayım... Büyük harflerle yazayım da, hafızalarda kalsın...
SURİYE'NİN KUZEYİNDE DÜŞÜNÜLEN HER TÜRLÜ "SİYASİ OLUŞUM", TÜRKİYE'NİN ONAYI ALINMADAN GERÇEKLEŞEMEZ...
Zirveyi bekleyelim... Devamını da yazarız...
cdenizkent
NOT: Blog yönetiminden ricam, bloğumda koyu ve italik harflerle vurguladığım yerlerin aynen çıkmasıdır...Teşekkürler.