Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '10

 
Kategori
Güncel
 

Gaipten Gelen Ses

Gaipten Gelen Ses
 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk


Lider yetiştirmek zor iştir. Dünyayı sarsacak türde yenilikleri yapabilecek bir lider yetiştirmek her millete nasip olmaz. Bu konuda millet olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Nitekim tarihimiz birbirinden kıymetli liderlerle dolu. Ancak lider yetiştirmek gibi çok mühim bir meziyetimizin yanında bir meziyetimiz daha var: Yetiştirdiğimiz liderleri yok etmek!

Lider yetiştirme ve o lideri yok etmedeki maharetimizden bahsettim. Şimdi yavaş yavaş konunun derinine nüfuz edelim. Birçok lider yetiştirdik, bir o kadarını da yok ettik… Şüphesiz yetiştirdiğimiz liderlerin en büyüğü Mustafa Kemal’dir! Ve korkarım ki o büyük lideri, yok ettiğimiz en büyük liderler arasına da sokmaya kararlıyız… Bu ülkede herkes ona hayrandır! Çünkü onlarca yıl ona hayran olacak şekilde bir eğitim aldık. Gelgelim neye, niye hayran olduğunuysa kimse bilmiyor! Çünkü bize puta taparcasına tapmamız öğretildi âdeta! Oysa Mustafa Kemal’in isteyeceği en son şey bu olsa gerek, körü körüne bağlılık…

Yaptığı o kadar büyük işler var ki onca zamana rağmen yaşıyor ve yaşayacak… Fakat bazı şeyler de değişti. Dünya dönüyor ve hızla değişiyor. Devrimci bir adam, kendisinin yaptığı değişikliklerin tümünün sonsuza kadar korunmasını istemez. Çünkü değişmeyen tek şeyin ne olduğunu bilir! Mustafa Kemal de öyle devrimci bir adamdı ki hatalarından dönmesini hep bildi. Zaten böyle Atatürk oldu. Yani hata yapmayarak değil, hatada ısrar etmeyerek!

Ben, bize verilen eğitimin aksine Mustafa Kemal’in de hatalar yaptığını, yapabileceğini düşünüyorum. Çünkü hatalarımız, bizim insan yanımızdır. Mustafa Kemal bir kurtarıcı, bir büyük devrimci, üstün yetenekli bir varlık… Ve bir insan! Onu yüceltmede sınırları aştığımız zaman ona olan sevgi ve saygı göstermelik bir putperestliğe döner! Ve bu durum Atatürk karşıtı nankörler için bulunmaz bir fırsattır… Varımızı yoğumuzu borçlu olduğumuz bir adama bu kötülüğü yapmaya, onu putluk konumuna itmeye, savaştığı zihniyetin mevkisine çıkarmaya dahası …izmlere karşı olan bir adamı …izmlerin meşalesi yapmaya hakkımız yok.

Atatürk’ün ölüm yıldönümüne iki gün kala bütün bunları bana düşündüren, geçen hafta sosyal paylaşım sitelerinde ve televizyonlarda dolaşan bir videodur. Atatürk’ün hiç bilinmeyen görüntüleri veee…. Ve gerçek sesi! Sözde Atatürk hayranı olduğumuz için video resmen müthiş bir heyecan yarattı… Sanki gaipten bir ses gelmişti… Memleketteki her şey unutuldu ve Atatürk’ün sesinin kalın olmasına sevinildi… Bir Allah’ın kulu da çıkıp bu sesin gaipten değil, manavdan geldiğini söylemedi!

Bu arada bilime inanan bir insanım ama Atatürk’ün gerçek sesinin o kadar kalın ve müşfiklikten uzak olduğuna inanmıyorum. Bu inançsızlığımı körükleyense, ona ait olan görüntüleri bu güne kadar arşivlemenin değil de manavdan çıkan görüntülerin düzenlenmesinin bilimmiş gibi gösterilmesidir. Bu ülkede bilim, bilim olsaydı o görüntüler manavdan çıkmazdı! Ancak Atatürk’e ve yaptıklarına sözde hayran olan herkes; insanları yaptıklarıyla değil sesiyle-soluğuyla, türbanıyla-bıyığıyla değerlendirecek kadar şekilci olduğumuzu ispatlarcasına bu görüntülere sevindi. O video, ona olan özlememizi bir parça giderdi belki. Ama nelerle meşgul olduğumuzu gözler önüne sererek Atatürk’ün kemiklerini de sızlattı!

 
Toplam blog
: 103
: 409
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..