​ Galatasaray-Antalyaspor: 2-1 / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
 

Galatasaray-Antalyaspor: 2-1

Galatasaray-Antalyaspor: 2-1
 

Kaynak: internet


Fenerbahçe ile Kadıköy'de oynanan maçtan sonraki son yazımızda "Hagi bize Galatasaray'ın isterse yenilmeyeceğini gösterdi. Ancak bence asıl sınav; yenmek zorunda olduğunda ne yapacağıdır? Galatasaray nasıl gol pozisyonlarına girecek, nasıl goller bulacak, nasıl galip gelecek, öne geçtiğinde nasıl gol yememe telaşına düşmeyecek, nasıl kontrollü oynayabilecek? Hagi'den ilk yarı sonuna kadar mucize beklememek gerektiği de unutulmamalıdır. Yükseliş, Hagi Galatasaray'a takım olmayı ve "yenmeyi öğrettiğinde" gerçekleşecektir." demiştik.

Antalyaspor maçının ilk dakikalarıyla beraber oyuna fırtına gibi başlayan Galatasaray'ı izledikçe "acaba fazla mı ihtiyatlı konuşmuşuz?" diye düşünmekten kendimizi alamadık. Oyunu rakip yarı alana yıkan, sahanın her bölgesinde pres yapan, "coşkun oynayan", gol pozisyonları bulan ve mücadele isteği yüksek takım Galatasaray'dı.

(Belirtmeden geçemeyeceğim; Lig TV'de maraton programına bağlandı, Şansal Büyüka kelimelerini tam hatırlayamadığım şöyle bir giriş yaptı: "10 dakika tempo yapan Galatasaray, 80 dakika oyunda daha etkili oynayan Antalyaspor izledik". Ben ya başka maçı izledim ya da gerçekten futbolu bilmiyorum)

Antalyaspor ilk karambolünü 15. dakikada yarattı, ilk gol pozisyonunu ise 18. dakikada Tita ile buldu. Bunun dışında Galatasaray kalesine ilk geldiği dakika 38, ilk gol pozisyonunu bulduğu dakika ise 44. "Goller hariç", ilk yarıda Galatasaray'ın gol pozisyonu sayısı 5, Antalyaspor'un ise 2.

Maçın ikinci yarısı ile beraber "fazla" ihtiyatlı konuşmadığımızı anladık. Skor üstünlüğünü ele geçiren Galatasaray'ın yediği golle beraber kontrollü oyunu henüz beceremediğini, "takım" olma konusunda daha alacak çok mesafesi olduğunu gördük. Golden sonraki 10 dakika tam bir panik vardı takımda. Saçma sapan golü yiyen Galatasaray skor üstünlüğünü koruma stresine girince oyunda daha etkili olan takım Antalyaspor'du. Sanırım Şansal Büyüka ikinci yarının, belki de son dakikaların etkisinde kalmış olmalı. Yine de ikinci yarıda kötü oynamasına rağmen Galatasaray'ın etkili gol pozisyonu sayısı 4.

Dediğimiz gibi Hagi'den mucize beklemek gerek. Ancak bu maçın 90. dakikasında Ali Zitouni'nin altı pastan vuruşunda olduğu gibi futbol şansı yanında olur ve liderle arasını çok açmazsa, ikinci yarıda orta sahaya (oyunu çift yönlü oynayan, teknik ve mücadele eden) ve forvete yapılacak iki takviyeyle ve TT Arena faktörünü de düşündüğümüzde ligi iyi yerlerde bitirebilir. Takımda direkt oynayan sakat ve cezalı "kilit oyuncuların" da sahada olmadığını düşünürsek Hagi'nin daha iyisini yapacağına inanıyoruz.

Bu akşam kalede Ufuk oynadı. Aykut sakat olduğu için değil, Galatasaray'ın birinci kalecisi olduğu için oynadığını umut ediyorum. Yoksa FB maçında kalesine doğru dürüst top gelmediği için maçı gol yemeden tamamlayan Aykut'un iyi kaleci olduğu falan sanılmıyordur umarım. Aykut'un asla birinci kaleci olmadığı defalarca tescil edildi. Ufuk'tan hiç olmazsa böyle bir beklenti var.

Ufuk kalesinde güven veriyor ancak zaman zaman tehlikeli işler yapıyor. Örneğin maçın 33. dakikasında pres altında sağ beke verdiği bir pas vardı ki çok riskliydi. Rakip bu topu kapmış olsa yine Ufuk'un takımı yaktığı konuşulacaktı. Bu bir bakıma iyi, kendisine güveni olduğunu gösteriyor, ancak böyle bir hatayı basın çok abartacaktır. Biraz endisine oynamalı. Topu her eline aldığında hemen oyunu okumaya çalışıyor, sahada boş arkadaşını arıyor, top nerede olursa olsun oyunun içinde. Bunun dışında 18. dakikada Tita'nın, 45+1'de Uğur'un şutlarında boyuna rağmen oldukça çevik olduğunu yine gösterdi. Golde yapabileceği bir şey yoktu, kaleci şanssızlığı vardı.

Pino nihayet attı, çok mücadele ediyor, istekli ve ayakta kalıyor. Attığı golle beraber daha güvenli oynayacaktır.

Emre Çolak geleceğin yıldızı olacak diyenlere hala gülüyorum. Umarım bir gün onlar da bana gülerler. Bu haliyle ligdeki hiç bir takımda ilk 11'de oynayamaz.

Sabri, ciğerindeki tüm oksijeni kullandı bu akşam. Geçen yıllardaki iticiliğinden kurtulduğu bu son iki sezonda takdiri hak ediyor. Daha önce "mutlaka satılmalı" diye yazı bile yazmıştım. Ama hakkını da gerektiğinde teslim etmesini bilmeliyiz.

Misimovic hala beklediğimiz gibi değil. Ancak yine de biraz kıpırdanma gösterdiğini düşünüyorum. Özellikle 87. dakikada (ofsayt pozisyonunda yakalanan) Pino'ya verdiği pas olağanüstü güzellikteydi. Bu tür oyuncular böyle bir hareket yapar ve oyunun kaderini değiştirirler. Maçın 88. dakikasında orta sahada yaptığı presle topu kaparak Pino'yla beraber gol pozisyonu yaratması, ardından dönen topu bu kez sağ taç çizgisinde yaptığı presle tekrar kapması olumlu göstergelerdi. Ancak yine de henüz yeterince güçlü değil, bazı toplara koşamadı.

Gelelim maçın hakemine. Onun için ayrı bir blog açmakta yarar var, pes dedim artık...

 
Toplam blog
: 293
: 1063
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

Sporun bir kavgadan çok; ahlak, mücadele, eğitim, zeka ve dürüstlük olduğuna inanıyorum. Doğaya, ..