- Kategori
- Spor
Galatasaray dağılıyor mu, dağıtıyor mu?

Dünkü yazıda transferlerin takımlar üzerindeki etkisinden söz etmiştik. Bugün konuyu biraz özelleştirelim; gündemde sıkça konuşulmaya başlanan Galatasaray’ın içinde bulunduğu karmaşaya doğru odaklanalım.
Tamamlamakta olduğumuz sezonun başında ve ortasında Galatasaray dışarıdan bakıldığında çok güçlü ve favori gözüken ancak içeriğinde fazlasıyla kırılgan bir takım kurdu.
Bu takımın kırılganlığı iki temel unsurdan oluşuyordu.
Birincisi; adı sakatlıklarla fazlasıyla anılmış futbolcuların çokluğuydu. Gökhan Zan, Baros, Kewell futbol yaşamları boyunca her sezon sakatlık yaşamış futbolculardı; üçü birden sezonu neredeyse tribünden izlediler. Bir de bunlara Sabri, Servet, Arda’nın sakatlıkları ekledi.
İkincisi; kiralık futbolcuların sayısının sezon boyunca artmasıydı. Caner, bonservisi nedeniyle kiralanmıştı; sezon ortasında da Jo ve Santos kadroya dahil edildi. İster istemez bu oyuncuları diğerlerinden ayrı bir yere taşıdığı; hatta taraftar bile bu oyunculara bambaşka gözle baktı.
Zaman içinde tali unsurlar da oluştu.
Bunların bir kısmı Rijkaard ile yaşanan uyumsuzluklardı. Servet, Ayhan yedekte kaldıkları zamanlarda fotoğraf karelerine bu yüz ifadelerini verdiler.
Sezon başında Fenerbahçe başkanının satın almak üzere kulübün kapısını çaldığında Adnan Polat Arda’yı merkeze alarak, takımı onun etrafında kuracağını ilan etmişti. Aynı zamanda kaptanlık da Arda’ya verildi. Arda, Galatasaraylılık duruşunun sembolü olacak, eskiden Hakan Şükür, Hasan Şaş’ın yaptığı, zor zamanlarda takımı toparlama görevini üstlenecekti.
Arda bu gazla sezona başladıktan sonra özellikle dünkü yazımızda ifade ettiğimiz gibi Galatasaray’daki uyumun tamamen dağılmasından sonra bir anda taraftar tarafından ıslıklanan bir adam haline geldi ki o da buna tepki gösterdi. Böylece Arda sezonun ikinci yarısında bir taraftan sakatlıklarla boğuşurken, diğer taraftan Galatasaray taraftarı ile arası açıldı.
Arda’nın özel hayatının da fazlasıyla medya önüne çıkması bu anlamda kendisine ve Galatasaray’a ciddi sıkıntılar yaşattı.
Galatasaray Mondragon’dan sonra kaleyi kime teslim ederse etsin verim alamadı. Franco hep konuşuldu, tartışıldı. Sonunda adı maç satan adama çıktı.
Keita ve Barış bu sezon gördükleri anlamsız kırmızı kartlarla takımlarını en zor günlerinde yalnız bıraktılar.
Bütün bunların arasında futboluyla ismi ön plana çıkan bir futbolcu vardı; Mehmet Topal.
Yukarıda ismini saydığımız futbolcuların büyük bölümünün gelecek sezon takım kadrosunda olmayacak olma ihtimalleri ne demek istiyor olduğumuzu çok net bir şekilde özetlemektedir.
Jo hafta içinde zaten uçağa atlayıp ülkesine giderek sezonu kapatmışa benziyor. Santos’u Rijkaard istiyor, yönetim bir taraftan maliyeti diğer taraftan da futbolculuğu konusunda kararsızlık yaşıyor. Servet, Rijkaard yüzünden takımdan ayrılmak istiyor. Ayhan kendisine iyi bir alternatif yaratsa hemen gidecek. Kewell’la büyük bir ihtimalle yollar ayrılacak. Caner’in durumu fazlasıyla belirsiz; Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın devrede oldukları çoksesli olarak konuşuluyor.
Gerçek midir bilinmez, Rijkaard Arda’nın satılması yönünde rapor vermiş; yönetim de hayırlı bir kısmet beklemeye başlamış durumdadır. Kuşkusuz Arda’nın en iyi talibi olsa olsa Aziz Yıldırım olur.
Ancak burada konuşulması gereken; bir sene içinde Arda’nın satılabilir hale gelmiş olmasıdır. Bu durumda bütün taraflar açısından en hayırsının Arda Turan-Semih Şentürk takası gözüküyor. Ancak Türkiye’de hiç kimse bu derecede profesyonel değil.
Şaşırtıcı gelişme ise Mehmet Topal’ın transferidir.
Topal, bu kargaşadan kendisini bir an önce dışarı atmışa benziyor. Kendisi açısından kuşkusuz çok önemli bir beyaz sayfa açılmıştır. Başarılı olmasını yürekten istiyorum. Oynadığı bölge itibarıyla bunu yapabilecek; fazlasıyla forma bulabilecek bir oyuncudur. Transfer olduğu takımın adı da önemlidir. Nihat ve Emre’den sonra en önemli transfer olduğunu düşünüyorum.
Burada sormamız gereken soru Galatasaray yönetiminedir.
Nasıl olur da böylesi yetenekli ve takım için önemli bir oyuncuyu bu kadar kolaylıkla, basit bir pazarlık yaparak satabilmişlerdir?
Galatasaray, Mehmet Topal’ın boşluğunu hangi futbolcu ile doldurabilecektir? Bunun için kaç para harcayacaklardır?
Bütün bu sorduklarımızın Galatasaray yönetimi tarafından gözardı edildiği asla düşünmüyoruz. Fakat sezonun verdiği başarısızlığın da etkisiyle bir dağınıklık içinde olduğunu bunun da dağılmaya neden olduğunu görüyoruz.
Bir takımı oluşturan dört unsur; futbolcular, teknik heyet, yönetim ve taraftarların birbirlerinden bambaşka duygular ve düşünceler içinde ayrı tellerden çalıp konuşuyor olduğunu söylememiz gerekiyor. Bir de buna medya baskısı eklenince Galatasaray yönetiminin işi iyice zorlaşıyor.
Yani?
Böyle zamanlarda hedef şaşırtan ve gündem değiştiren şey bomba transferler yapmaktır. Önümüzdeki günlerde Galatasaray’ın yine her önüne geleni transfer etmek isteyeceğini, yararlı olup olmayacağına bakmaksızın yeni isimlerden bir takım kuracağını bekleyebiliriz.
İzleyeceğiz...
Uzay Gökerman