- Kategori
- Basketbol
Galatasaray’ın Euroleague macerası

Galatasaray, Euroleague'de gruplara kalmayı başardı
Galatasaray –o zamanki adıyla Galatasaray Cafe Crown- geçen sezon Beko Basketbol Ligi’nde final oynayarak 2011-2012 sezonu için Euroleague önelemeleri oynamaya hak kazanmıştı. Galatasaray’ın öneleme oynadığı grupta Lietuvos Rytas, Asvel, Cibona gibi Euroleague tarihinin en önemli birkaç takımı yer alırken, maçların da Rytas’ın salonu olan Siemens Arena’da oynanması önemli bir dezavantajdı.
Bu bölümü fazla uzatmayalım. Galatasaray sırasıyla PAOK’u, Asvel’i ve ev sahibi Lietuvos Rytas’ı eleyerek Euroleague D Grubu’na düştü ve Türkiye’yi Euroleague’de temsil edecek olan üçüncü takım olmaya hak kazandı.
Türk medyasında neredeyse her kur’adan sonra yazılan ‘’Lokum gibi kura’’ başlıklarını sevmem ve bu grup için ‘’lokum gibi’’ de diyemeyiz. Diğer taraftan, Euroleague’deki üç gruba baktığımızda, bu grubun nispeten kolay olduğunu söylememiz de gerekir. Galatasaray’ın rakiplerinden Barcelona ve Montepaschi Siena dışındaki üçü Unics Kazan, Union Olimpija ve Asseco Prokom, Galatasaray’ın yenemeyeceği takımlar değil.
Kadrosundan Ricky Rubio’yu gönderip güçlü bir gard (Marcelinho Huertas) ve geçen sezon Euroleague’in en değerli ikinci oyuncusu Chuck Eidson’u alan Barcelona ile sağlıklı ve formda Bo McCalebb’li Montepaschi Siena’nın liderlik mücadele yapmasını beklemek son derece normal olur.
Gelelim gruptaki diğer dört takıma… Bu dört takımdan ikisi bir üst tura çıkacağı için özellikle aralarındaki maçlar çok önemli. Geçen sezon dört galibiyetli Rytas gruptan çıkarken, önceki sezon üçer galibiyet alan Cibona ve Zalgiris dörtlü averajda tur atlamışlardı. Aynı grupta Barcelona ve Siena’nın tepede olduğunu düşünürsek bu gruba çok benzediğini de söyleyebiliriz.
Kısacası, dört galibiyet bu gruptan çıkmak için yeter, üç galibiyet bile yetebilir ama dört galibiyet Galatasaray’ı TOP16’e taşıyacaktır.
Galatasaray’ın Siena ve Barca’ya içerde ve dışarıda yenildiğini düşünürsek altı maçı kalıyor. İstanbul’daki üç maç ile deplasmandaki üç maçtan birinin kazanılması durumunda Galatasaray tur atlıyor ki bu da bence hiç zor bir ihtimal değil.
Rakiplere bakalım…
Unics Kazan, Rusya’nın en güçlü takımlarından birisi. CSKA Moskova’dan sonra Euroleague’deki ikinci Rus ekibi. Geçen sezon EuroCup’ı kazanarak güçlerini bir daha gösterdiler. Takımın temel oyuncuları olan Terrell Lyday-Kelly McCarthy-Vladimir Veremeenko üçlüsünü korurken Hırvat Marko Popovic’i Zalgiris’e, Polonyalı Maciej Lampe’yi de Caja Laboral’e gönderdiler. Yeni transfer edilen isimler ise yakından tanıdığımız Henry Domercant, NBA’de çeşitli takımlarda oynayan oyun kurucu Marcus Williams, geçen sezon Partizan’da Euroleague tecrübesi edinen Nathan Jawai, daha önce Galatasaray forması da giyen Mike Wilkinson ve son olarak da iki sezon Fenerbahçe Ülker’de oynayan Lynn Greer. Unics Kazan geçen sezon fırtına gibi esti ama bu sezon özellikle Popovic’in yerini nasıl dolduracaklar merak ediyorum.
Bir sonraki rakip Slovenya’nın Union Olimpija takımı. Sloven ekibi Slovenya Ligi’ni 20 yılda 15 kez kazandı, tabii bu bir ölçüt değil. Euroleague’e neredeyse her sezon katılan Union Olimpija önceki sezonlarda nal toplarken geçen sezon Efes Pilsen’i de altına alarak Euroleague D Grubu’nu ikinci bitirmeyi başarmıştı. –Bu arada, iç sahada beşte beş yaptıklarını da hatırlatalım.- Top16’de beklendiği gibi son sırayı aldılar. Olimpija’da da bu sene çok şey değişti. Ilievski Anadolu Efes’e transfer olurken, Kenny Gregory, uzun pivot Shermadini ve Saso Ozbolt da takıma veda ettiler. İki yıldır NBA’de oynayan forvet Danny Green ve tecrübeli pivot Ratko Varda takıma gelen önemli isimler
Son olarak da Polonya’nın Asseco Prokom takımı. Polonya’nın Prokom takımı 2009-10 sezonunda çeyrek finale kadar çıkmış ve burada da Olympiakos’tan bir galibiyet koparmıştı. Tabii ki o kadrodan bugüne çok şey değişti. O kadronun en önemli ismi Qyntel Woods Rusya’ya gittikten sonra geri geldi, pivot pozisyonuna ise NBA’e draft edilen genç Litvanyalı Donatas Matiejunas’ı aldılar.
Şimdi takım karşılaştırmaya gelelim…
Galatasaray’ın Jaka Lakovic gibi Euroleague tarihinin en önemli isimlerinden birini almasının yanında Darius Songaila gibi dış şutu da olan NBA patentli bir uzuna sahip olması, Preston Shumpert, Luksa Andric, Ender Arslan, Jamon Lucas Gordon gibi Euroleague tecrübesi fazla olan isimleri sahip olması Galatasaray’ı bu takımların önüne taşıyor. Kadro kalitesiyle Galatasaray bu üç takımı da yenecek potansiyele sahip. Ama soru şu; bu takımlardan hangisi en çabuk ‘takım’ olur ve kimi deplasmanda yenebiliriz? Union Olimpija kadro kalitesi açısından soru işareti yaratsa da özellikle iç saha performansıyla Siena ve Barcelona’yı da yenebilecek potansiyele sahip. Prokom, seyirci olarak diğer takımlardan geride ve Galatasaray’ın gözüne kestirebileceği bir takım. Unics Kazan ise kadro kalitesiyle bu ikisinden daha iyi ve iç sahada da dikkatli olmalıyız.
Galatasaray’ın bu gruptan çıkması hayal değil. Prokom-Olimpija-Kazan üçlüsünden ikisini altımıza almamız zor iş değil. Ama tabii ki basketbol kağıt üstünde oynanmıyor. Geçen sezon CSKA Moskova’nın düştüğü durumu hatırlayalım. Galatasaray önce Prokom deplasmanına gidecek, sonra Unics Kazan’ı konuk edecek. Bu maçlarda alınacak iki galibiyet tur için anahtar olabilir.