- Kategori
- Efsaneler
Garâib Yakup Baba
Garâib Yakup Baba’nın geçmişte bir cami imamı olduğunu bazı araştırmalarım sonucu öğrendim. Gerçek ismi Yakup’tur. Babasının vefatından sonra yirmili yaşlarda Edirne’den İstanbul'a tayin edilmiş, Beylerbeyi’inde küçük bir camide, temeli vahdet-i vücuda dayanan vaazlar vermiştir. Gerek Edirne'de ve gerekse İstanbul'da ufak çapta cem’atı varmış. Vahdet-i vücud üzerine söylediği kelamları hakkındaki dedikoduları İstanbul müftüsünün kulağına kadar götürmüş. İstanbul müftüsü:"Memleketine tayinini istesin" diye haber gönderilmişse de, Garâib Yakup Baba:"Ben akıbetimi biliyorum. Herhalde Hak yolunda mecazib-i ilahiyyeye karışacağız " diye buyurmuştur. Gerçekten de bir süre sonra işten-güçten birden bire el çekip garip kıyafetlerle sokaklara düşmüş;şarap ve esrar kullanmaya başlamıştır. Sevenlerinin anlattığına bakılırsa, 1996 senesinde Abdal Efrasiyalb ile bir gece vakti sabahlamak maksadıyla bulunduğu Üsküdar’daki bir cami avlusunda pineklerken karşılaşmışlar.Orada bir süre sohbet edip tanışmalarının ardından Efrasiyalb, ona nazar ederek manevi halinin yüceliğini görmüş ve kendisine, ” Oğlum! Bizim buralardan kısa süreliğine göçme vaktimiz yaklaştı. Lakin henüz bu yoldaki çalışmalarımız tamam olmadı. Bizden sonra Üsküdar’da seni götüreceğim Dergah'ta Sarı Musa’ya bağlanacak ve bu yoldaki çalışmalarımızı tamamlayacaksınız" buyurmuş. Garâib Yakup Baba’da Efrasiyalb’ın yüceliğini manevi yoldan müşahede etmiş olmalı ki, kendisine hiçbir itirazda bulunmayarak söylediklerini yerine getirmiş. Eskiden görev yaptığı Beylerbeyi’ndeki cem’atından birkaç kişinin bana anlattığı kadarıyla Garâib Yakup Baba’ya, Üsküdar ve Beykoz arasında kalan sahil semtlerinde, pejmürde kıyafetli birkaç miskin arkadaşıyla rastlayabilirmişiz. Fakat henüz kendisini görüp sohbet etme fırsatını bulamadım. Hüve’l Bâki