- Kategori
- Dünya
Gayrıresmi terör tarihçesi
Terör, nominal tanım olarak 1789 Fransa Devrimi kökenlidir. Devrim ertesindeki iktidar boşluğunda oluşan şiddet dalgası idi.
http://en.wikipedia.org/wiki/Reign_of_Terror
Terör, içeriksel tanım olarak 2. Dünya Savaşı ertesi tarihlidir. Daha ilk terör dalgasında terörün ilginç bir yüzü ortaya çıkar: İsrail devlet olsun diye eylem yapan biri, bir oteli havaya uçurur ama ölenlerin yarısı da Musevi’dir.
http://www.imdb.com/title/tt0836828/?ref_=fn_tt_tt_1
Ara şerh: 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya, atom bombası yapımında ağır su kullanamasın diye, Norveç’teki ağır su birikimi havaya uçurulur ve o sırada da öldüren de Norveçli’dir, ölenlerin epeyisi de, yani olayın prototipi mevcuttu. Sonuçta, atom bombası Almanya’ya değil, Japonya’ya atılır ve Almanya’nın o zamanlar atom bombası yapamayacağı konusunda hala konsensus vardır.
Günümüz için asıl terör dönemi 1960’ların sonu, yani 1968’lilerin dönemidir. Bu, somürgelikten kurtulan 3. Dünya’nın ve 2. Dünya Savaşı ertesinde / sırasında doğan ve istenmeyen bir özgürlükte yetişmiş yeni kuşağın isyanıdır.
Fassbinder bu dönemi ilginiç bir biçimde yorumlar:
‘Sonbaharda Almanya’ belgeselinde, konuyu adem baba kılığında eşcinsel erkek partneriyle ve annesiyle tartışır. 1990 sonrasında onun öngördüğü Birleşik Almanya faşizmini hala yaşıyoruz.
http://www.imdb.com/title/tt0077427/?ref_=fn_tt_tt_1
Olaylar dizisinden 40 yıl sonra, en önemli 3 teröristin Carlos’un, Halid’in ve Unabomber’ın hala yaşıyor olması da önemli bir not.
Buradan iyici ayaz ve sapa bir yorum yoluna sapalım ve 2 İsveçli komünistin Wahlöö ve Sjöwall’ın, 10’luk Martin Beck polisiye roman dizisine geçelim.
http://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Beck
Bu 10 romanın 2 tanesi bizim için önemli:
10.’nun ve sonuncunun başlığı ‘Teröristler’.
Bir de bir maratonda suikast var.
‘Teröristler’de İsveç başbakanı öldürülür ve romandan 10 küsur yıl sonra, gerçek yaşamda da İsveç başbakanı Olof Palme öldürülür.
Sonuncusu ise, yeni doğrulandı. Bir maratona bomba kondu:
http://www.amerikaninsesi.com/content/boston-maratonunda-patlama/1641950.html
Burada kurmaca-gerçek arasında tuhaf bir ilinti var:
John le Carre'in bir romanında, bomba düzeneğinde ikili patlatma düzeneği ilk kez kullanılır. Bu romandan 10 küsur yıl sonra, Uğur Mumcu aynı düzenekle öldürülür.
Sonra bir adım ileri gidilir. Düzenek 2 x 2 kılınır ve o da 2003 İstanbul bombalama olaylarında kullanılır. (Patladığı sırada, bombalardan birine 40 metre uzaktaydım.)
Sonra yeni düzenek geldi:
“Boston’da kentin en önemli etkinliklerinden biri olan Boston Maratonu’nun finiş çizgisi üzerinde aynı anda meydana gelen iki patlamada en az üç kişi öldü, yüzün üzerinde kişi yaralandı.
...
Soruşturma hakkında bilgi veren bir kaynak, patlamamış üç bomba daha bulunduğunu açıkladı.”
‘Unthinkable’da bir tez vardır:
‘There is always another bomb.’
(Daima başka bir bomba daha vardır.)
http://www.imdb.com/title/tt0914863/?ref_=fn_tt_tt_1
Aralıklarla 200 küsur yıl sonra nereden nereye geldik?
Devlet öğreniyor ama teröristler de öğreniyor(ve mafya da).
Yeni-yeni terör çağının tezi bu:
Öğren ya da öl...
Dipnot: Bence, Boston olayı, başka bir olayın ön-kontrol parametresi idi yalnızca...