Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '07

 
Kategori
Arkeoloji
 

Gaziantep Kalesini Gezdiniz mi?

Gaziantep Kalesini Gezdiniz mi?
 

Gaziantep kültür ve arkeoloji bakımından bölgesel özelliği taşımaktadır. Bu nedenle inşaat teknikleri ve sanat yönü itibariyle Halep, Şanlıurfa, Kilis illeri ile benzerlikler göstermektedir.

Gaziantap Kalesi de çok çevrelerce Halep Kalesi'ne benzer planda olduğu belirtilmektedir. Görünüm, oturum, yapı mimarisi ve kale girişi itibari ile bölgesel kale özelliği oluşturmaktadırlar. Şanlıurfa kalesi ise blok kaya kütlesi üstünde olmakla birlikte çevre hendek tahkimatı ve giriş itibariyle benzerlikler göstermektedir.

Gaziantep Kalesi son on, onbeş yıl öncesine kadar çevresi derme çatma yapılarla kuşatılmıştı. Ancak son yıllarda ki çevre düzenlemeleri kapsamında bu eğreti yapılardan temizlenmiştir. Halen çevre düzenlemeleri devam etmekte olduğu görülmektedir. Kuzey taraftaki tabakhanelerin yeri çevre düzenlemesi ve hamam restorasyon ve peyzaj çalışmaları ile düzene girmiş gözükmektedir.

Doğu tarafında herhangi bir çalışma gözlenmemektedir. Ancak güney de açılmış olan geniş alanda zeminde arkeolojik çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Açığa çıkmış depo ve tandır çukurları veya zanaat erbabının kalıntılarına benzer kalıntıların çıktığı görülmektedir. Fakat aynı arkeoljik yapı devamındaki bitişik alanlarda betonarme hizmet üniteleri ve diğer tesis çalışmaları devam etmektedir. Halbuki bu alanların aynı arkeolojik özellik gösterdiği muhakkaktır.

Kalenin çevresinin temizlenmesi neticesi kale istinat duvarları çevresinde oluşturulan gezi yolu çevresine son zamanda yapılmış çevre duvarı restorasyonu ile dolmuş kale çevre hendeği üstündeki bu dolgu materyalinin temizlenmesine batı yönünde başlanmış olduğu görülmektedir. Yapılan çalışmaların halen işçilerin fiili çalışmalarından devam ettiği anlaşılmaktadır. Fakat yapılan kazılarda görülen durumda; kale istinat çevre duvarları altında anakütlenin açığa çıktığı görülmektedir. Çevre hendeğinin dış tarafı blok kesme taşlarla yapılmış görünümü sağlamca olsa da kale tarafı ana kayaç materyalinin açığa çıkması kış ve iklim şartları ile dayanıklılık özelliği bakımından yukarıda kalmış olan istinat duvarlarını da tehlikeli risk ile karşı karşıya bırakmıştır.

Kale çevre hendeği on metre derinlik ve otuz metre civarında genişlik olarak belirtilse de bu ölçülerdeki hendeğin tüm kale çevresindeki mevcut durum itibariyle boşaltılması pek mümkün olmasa gerektir. Örnek bir bölümde kazı boşaltma yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu kale ana kütlesinin açığa çıkan yamaç şevlerinin biran önce dayanıklı kesme orijinal taşlara uygun malzemeyle (Gaziantep zemin kayacından elde edilen her 'nahit' (kesme yapı taşı)dayanıklı olmamaktadır.) yapılması zaruri gözükmektedir. Aksi halde kale çevre istinat duvarları çökme tehlikesi ile karşı karşıyadır. (Bu durumu izah etmek istediğim, o sırada ki karşılaştığım yetkililer duyarsız davranmışlar, kendilerini tanıtmayı bile yapmamışlardır. Ben biliyorum da!)

(Kamu görevlileri hangi kademede olurlarsa olsunlar enformasyona açık olmalılardır. Öneri ve eleştirileri dinlemek ve yanıt vermek zorundadırlar. Unutmamak gerekir ki bu tarihi kalıntılar kimsenin kişisel varlıkları değildir herkesin vede insanlığın özelde türk ulusunun ortak malıdır. Madem kamunun ortak malı, kamudan gelen yansımalara kulak vermek gerekir. Eleştiri ve öneri her alanda olacak da arkeolojide olmayacak mı ?)

Kalenin batı tarafından giriş kapısına doğru ortada demir kontrüksiyonlu açılır kapanır köprü ile giriş kompleksine doğru çıkılıyor. Zeminden girişe doğru mazı selvileri dikilmiş ağaçların arasından, on metre civarında giriş yolu karşısında demir koruganla kapatılmış ilk kale savunma ve nöbet alanı önünden kaleye doğru yönelince kitabeli giriş kapısını görüyoruz.

Bu yer, kale ve kapı girişini aynı fotoğraf karesine alan en güzel görüntü alanıdır. Ancak tam önde yerleştirilmiş çöp kovasına dikkat etmelisiniz! (Bu çöpün diğer tarafa koyulması gerekmektedir.) Kapı üstündeki arap alfabesi kitabe de; "Allah'tan başka ilah yoktur" yazılmış, yanda monte edilen bilgilendirme tabelasından halifelere atıf yapılan kısa bilgi okunuyor. Bu kapı girişine 1557 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından iki tarafa iki kule eklenmiş nöbetci mazgalları ile takim edilmiştir. Yerden oldukça yüksek olan geçiş köprüsü altı kale çevre hendeğinin de boşaltılması ile daha da yeksek konum kazanacaktır.

Bu mimari ve görünümle Avrupa'i şato ve kale girişlerini anımsatmaktadır. Ancak köprü tabi şimdi sabit durmaktadır. İki tarfında da demir sac levhalarla kaplı kapılar oldukça orijinal ve sağlam durumdadır.

Köprü ilerisine geçince, iki nöbetçi mazgalının arasından yukarı doğru döşenmiş siyah bazalt taş kaldırımdan kale surlarındaki giriş kapısına doğru çıkılıyor. Sol tarafta küçük görünümlü, demir korkulukla kapalı görülen bir kapı daha var. Ancak kapı kapalı olduğu gibi çıkışı da uygun değil.

Ana kale kapısından içeriye doğru bakıldığında uhrevi bir tarih kalıntısına doğru girdiğimizi hissediyoruz. Kapı oldukça eski tahta ve demir çivi takviyeli hemen kapı kanadı arkasında nöbetçi yerinden ileri doğru giden, tavanı kemer tonoz karidor oldukça yüksek. Tam karşıya doğru giden karanlık dehlizin önü yine demir korkuluk kapı ile kapatılmış. İleridoğru uzayıp giden, kalenin kadim dehliz galerisini görmek mümkün değil. Esas gizemli olan kısımlarda bu koridor ve devamında olsa gerek. Belki kale zindanı da bu korıdor içindedir.

Doğru giderken sol tarafta kale üstüne çıkış koridoru kemer tavan la devam ettiğini görürken, geriye doğru dönüp tavana baktığımızda bu iki koridorun kesişme yeri dörtlü yıdız tonaz tavan taş iççiliğinin güzel bir örneğini görürken; giriş kapısı üstü tavanında ikinci bir kemer tavan la devam ettiğinin farkına varıyoruz. Tekrar yola devam ederek, siyah bazalt zemin döşeme taşlarının kaygan aşınmış yüzeylerine basarak yürürken, koridor yan duvarlarının taş yıpranmışlığının özellikleri göze batıyor.

Bir kısım duvar bölümünde taşlar havanın etkisiyle el değse dökülecek duruma gelmiş, yüzey düzlemi kaybolmuş; ikinci bölüm duvar taşları ona göre daha az yıpranmış olduğu görülmektedir. Yıpranma izi taşımayan bölümlerde var bu durumda birçok zamanı birlikte görmek mümkün oluyor. Yukarıda duran ağaç hezen (kiriş) kumruların konaklama yeri olarak dikkatleri çekerken yükselen bir eğimle kale üstüne doğru çıkılıyor.

Kapalı giriş koridorundan kale üstüne gelindiğinde sol tarafta üstü yağmur çatısı ile kapatılmış hamam kalıntıları dikkat çekiyor. Hamamın peyk'elerinin tonaz köşeleri yassı tuğlalar ile örülmüş, ancak kare şeklinde olan ısınma oda ve peykelerin içi boşaltılmış olanların tepe kubbeleri çökmüş olduğu görülmekte, kazı yerinin girişinde bugünün wc tarzında tuvaleti dikkat çekiyor. Ne varki tamamen kazısı bitmemiş ören yerinin sanırım sağlam kısımları, kazının ilerlemesi ile kurtarılacak bölümleri olabilir.

Bu ören yeri, yapı ve dolgu taş bloklarının büyüklüğü oldukça iri ve dikkat çekici, bu dev taşların kaleye çıkarılması oldukça güçlükle olsa gerek. Sağ taraftan surları takiben devam ettiğimiz gezi ile biryandan da Gaziantep şehir görünümlerini seyir ediyorum. Kalenin restorasyon işlerinin biran önce tamamlanması ile ziyaretçi sayısının artırılması için seyir imkanı bakımaından cazibe kazanacaktır.

Kale surları çevresel olarak dairevi şekli ile 36 burç ve kulesi ile zaman, zaman restorasyon gördüğü anlaşılsa da özellikle 6 kulenin ve gözetleme okçu mazgalları vaya nöbet kulelerinin kemerli tonaz üst kemerlerinin yapılması sur üstlerinin yağmur, kar sularının, don etkisinin önlenmesi için koruyucu kaplama yapılması lazımdır.

1200 Metre çevre uzunluğu ve 100 m. civarındaki çapı ile Gaziantep Kalesi üst platformunda işlev gördüğü zamandan kalan ve düzenli planla sıralar şeklinde düz hat boyunca bulunan 40-50 arasındaki ev veya üs binalarının temel kalıntıları halen görülür vaziyettedir. Bir alana da sahne durumunda bir kesme taş platform yapılmıştır. Bunun ne için yapıldığı belirtilmese de kültürel etkinlik veya helikopter pistne benzer bir hali var gibi.

Kule ve burçlar arasındaki boşluk olmuş mazgal yerlerine seyir terası mahiyetinde yerler yapılmış. Bu ziyaretçilerin şehir manzarasını izlemeleri yönünden işlevsel tamamlama yapıyor. Ancak diğer tarafların biran önce onarılıp tabii etkilerden korunması gerekmektedir. Birkaç kordaleli girilmesi sakıncalı yerlerin, esas görülmesi gerekli yerden olduğu kesin gibi. Buralardan alt bölmelere geçildiği merdiven basamaklarından anlaşılmaktadır.

Bu restorasyon işi her nedense yıllar boyu sürer bir türlü bitmez. Birçok ören yerinde olduğu gibi Gaziantep Kalesi de bu restorasyon çalışmalarından kurtulacağa benzemiyor. Arkeoloji kürsüleri darılmasın ama ben bu konuda da hiç eleştiri görmedim. Ören yerini kurtarma birinci hedef olmalı, öğrenim staj teferruat olmalıdır.

Tarih öncesi (kalkalit) dönemden beri hüyük şeklinden kaleye dönüşen bu müstahkem mevkii ilk Hitit'lerde yapısal izler taşımaya başlarken, Roma döneminde gözetleme yeri olarak kullanıldığı varsayılmaktadır ki M.S. VI. Yüzyıl da Bizans İmparatoru Justianius döneminde bugünkü kale planı oluşmuştur.

Hüyük üzerine yapılmış olan kale nedeniyle antik dönem öncesi bilgileri sonsuza kadar saklayacak bir mekan durumundadır. Bu görülen kale platformu giriş galerisinde ki kapalı bölüm ve kale üstünden inen giriş merdivenlerinden anlaşılmaktadır ki; Yeraltından dehlizler, Anyleben dere bağlantısı ve giriş çıkış dehlizleri ile kale üst ve surları destekleyen kemerli tonoz çatılı galeri ve koridorlar olduğu kesindir.

Üst platform da temel kalıntıları içinde cami ve Mehmet Gazali'nin türbesi olduğu söylenmektedir. Bunların yanında su sarnıçları depoların varlığı da anlaşılmaktadır. Bu yapıların birçoğu ve burçların dördü Osmanlı'lar döneminde yapılsa da islami etkiler Memluklar zamanından başlamaktadır. Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından 1481 de büyük onarım gördüğü ve güçlendirme ekleri yapıldığı anlaşılmaktadır. Kale hakkında kısa bilgiler ayrıca girişteki tabelada kısada olsa belirtilmektedir.

Gaziantep Kalesi'nin İstiklal Savaşı'nda ki Fıransızlara karşı verilen savunma ve direniş mücadelesinde de önemli rol oynadığını belirtmek gerekmektedir. Halen birkaç top, kale üstünde mevcut olup bunlar daha sonra ramazan topu olarak kullanıldığı da anlaşılmaktadır.

Halen kent içindeki bütün tarihi bina ve cami ile minarelerin top mermileri ve kurşun yaraları ile bugünlere izler taşırken Bu Kale'nin savunmada önemli rol oynadığı muhakkaktır.

Gaziantep'in diğer tarihi cami ve binaları ile kültür varlıklarının bir çoğu buradan görülebilse de onları daha yakından incelemek için şehir turu atmak gerekmektedir.

Nariçi ; 26.10.07

Not: Olumsuzluklar giderilmiş. 28.05.2011

 
Toplam blog
: 376
: 1841
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..