​ Geç kalmış bir kadınlar günü yazısı / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '12

 
Kategori
Güncel
 

Geç kalmış bir kadınlar günü yazısı

Geç kalmış bir kadınlar günü yazısı
 

Kadın resmi


Bir kadınlar gününü daha geride bıraktık.

Kimimiz yürüdük, kimimiz oynadık, kimimiz nutuk çektik.

Çaldığımız tamtamların, attığımız göbeklerin ve çektiğimiz nutukların sihirli gücüyle erkek milletinin içindeki kötü ruhları kovduk. Yerine sevgi ve muhabbeti yerleştirdik. Artık erkekler kadınları dövmeyecek ve öldürmeyecek!

Bin yıldır üstesinden gelinemeyen kadına şiddet uygulamasını, bir günlük etkinlikle sona erdirdik. Meseleyi, bir daha kopmamak üzere sağlama bağladık. Bundan böyle hiç bir erkek, kadınların kılına bile dokunamayacak. 

Zira 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri öyle ürkütücü, öyle korkutucu, öyle eğitici ve öğretici oldu ki, tüm erkekler nedamet getirdi. Kimi dövündü, kimi sövündü, kimi de "bir daha bayanlara el uzatmayacağına dair" tövbeler etti! Sokaklar üstünü başını yırtan, saçını başını yolan erkekten geçilmedi. İçlerinde, kendini zincire vuranlar, "ne yaptım ben" diye feryad edenler, ölüm orucuna yatanlar bile oldu!

Bu iş ne kadar da kolaymış yahu! Ben de sorunlu erkekleri ıslah etmek için zaman ve emek ister sanıyordum. Yasa tanımayan, vicdan (ve dolayısı ile merhamet hissi) taşımayan, asgari ahlaka sahip olmayan insanları sosyalleştirmek ve onlara, hemcinsleriyle nasıl barış içinde yaşayacaklarını öğretmek için uzunca bir eğitim süreci gerekir zannediyordum.

Belki bir çok insan böyle düşünüyordu ama görüyoruz ki, buna lüzum yokmuş. Yaşlı dünyamızın genç yetkinleri, kronik hale gelmiş problemleri hemencecik çözen basit yollar keşfetmiş.

Artık herhangi bir sorunla başa çıkmak için bilgiye ve eğitime ihtiyaç duyulmuyor. Meseleler, "gün" yoluyla hallediliyor. Durum veya problem için bir "gün" tahsis ediliyor. O gün geldiğinde, oraya buraya bir kaç afiş asılıyor, bir yerlerde bir kaç nutuk atılıyor, davullu, zurnalı, oyunlu yürüyüşler düzenleniyor böylece, ('ulu manitu'nun inayetiyle!) dünyamız, kastedilen beladan kurtulmuş oluyor!

Bu tip etkinliklerin öncüleri ya da akıl hocaları mesela, AİDS'le mücadele gününde, bilinçlenme adına, bedava prezervatif dağıtıyor! Yani, "beladan uzak durun!" diyecek yerde, "buyrun, bununla devam edin!" diyor. Bana sorarsanız bu, "mok yerken eldiven takın ki, eliniz kirlenmesin" anlamına geliyor. Buradan, konuyu ciddiye almış görünenlerin iddialarında ne kadar samimi olduklarını anlayabiliyoruz. Yarın birileri de kadınlar gününde erkeklere sopa dağıtırsa saşırmayın.

Bu ve benzer konulardaki değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez fikrimi açıklıyorum. Böyle etkinlikleri düzenleyenlerin, katılıp yürüyenlerin, ciddi olunması gereken bir ortamda kalça sallayıp göbek atanların, soyunup dökünenlerin problem çözme gibi bir amacı olduğuna inanmıyorum. Onların tek derdi, bir kaç saatliğine de olsa monotonluktan kurtulma, azıcık dağıtıp rahatlamadır. Yani maksat kuru gürültü ve tantanadır. Ötesi hikayedir.

Çünkü protestoların, eğlence ve oyun kıvamındaki gösterilerin kadına şiddeti önleyemediğini anlamak için uzman olmak gerekmiyor. Her insan cehaleti gidermek, yanlışlardan kurtulmak, olgun ve medeni birey olabilmek için ciddi bir ahlak eğitimi almak gerektiğini biliyor.

Ailenin geleneksel yapısının veya bilgisizliğinin çocuğa bıraktığı kötü mirası silmek kolay değildir. Siz binlerce kez, "şiddete hayır!" diye slogan atsanız, her tarafı bu tip afişlerle donatsanız da zihinlerde yerleşmiş algıyı değiştiremezsiniz. O, gün gelir gizlendiği yerden çıkar ve yapacağını yapar. Slogan ve protestolarla ancak rutin hayatlarımızı renklendiririz o kadar.

Çözüm, bunlarda değil bireyi ve aileyi eğitmekte, yerleşmiş kötü gelenekleri kaldırmakta aranmalıdır. Canilerin, şiddet yanlılarının, arsız, yüzsüz ve ahlaksızların elini kolunu sallayarak dolaşamadığı sosyal bir ortam oluşturulmaya çalışılmalıdır. Toplumda dürüstlük, ahlaklılık ve insanilik egemen kılınmaya gayret edilmelidir.  Ki... belki o zaman, (kadına şiddet dahil) olumsuz gidişatın önemli bir kısmını önlemek mümkün olabilir.

Aksi takdirde her zamanki gibi sadece, "yaptık" demek için "etkinlik" yapılır ve rahatlanılır. Efendim, tertiplenen böyle günler sayesinde önemli problemlere dikkat çekiliyormuş. Öyle deniliyor.

Eğer dikkati çekilmek istenen devletse, boşuna uğraşılıyor. Çünkü o, sorunu biliyor. Biliyor da, etkinlik meraklısı vatandaşlar gibi davranıyor. Kulağının üstüne yatıyor ve yalnızca nutuk atıyor. Bir de kadın dövenlere ağır cezalar getiriyor. Nedense, kapsamlı bir eğitim projesi geliştirip hayata geçirmeyi düşünmüyor.

Yok eğer kadınları döven ve öldüren erkeklerin dikkati çekilmeye çalışılıyorsa önce şu hatırlanmalı. Kadına şiddet uygulayanların göz ve kulakları beyinleriyle irtibat kurabilseydi yahut onların, görüp duyduklarını yorumlayabilecek beyinleri olsaydı marjinaller, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" diye bir gün icad edecek bahane bulamazdı.

Kanaatim odur ki, aile değişmeden, yani ondaki noksanlıklar ve fazlalıklar telafi edilmeden toplumdaki problemlerin sonu gelmez.

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..