Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '13

 
Kategori
Öykü
 

Gece soğuk, karanlık ve ürkütücü idi. (Bölüm 2)

Gece soğuk, karanlık ve ürkütücü idi. (Bölüm 2)
 

 ' Gece Soğuk, Karanlık ve Ürkütücü idi 'başlıklı öykümü tek bölüm olarak yazmayı planlamıştım. Genç kadın çocuğu , elinde yırtık bavulu, çantasında anneannesinden kalma elmas küpeleri gecenin karanlığında kaybolup gidecekti.

Bütün kadın  okurlarımdan çok güzel  tepki aldım. 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü adına yazdığım bu öykünün böyle bitmesini istemiyorlardı. Hatta bazıları öykünün sonunu bile tasarlamışlardı. 

Okurlarımı hele ki kadın okurlarımı kıramazdım. Bu öykü böyle bitmemeli idi.

 Genç kadın , gecenin ayazı yüzüne vurunca kendine geldi. Kucağındaki minik yavrusunu battaniyesine daha sıkı sardı ve yola koyuldu. Sokaklarda kimse yoktu. Tek tük geçen arabalar da hızla gidecekleri yere doğru uçuyorlardı sanki. Bu saatlerde otobüs te bulması çok zordu. Ne yapacak, nereye gidecekti.

 Yürümeye devam etti. Yol uzundu. Kucağındaki çocuk ve çantası gittikçe ağırlaşıyordu.Bir süre sonra ayakları onu taşıyamaz duruma gelecekti. Ama bütün bu sıkıntılar evde kocasından yediği dayaklar kadar zor gelmiyordu ona.

 Uzun bir süre yürüdü. Amacı şehrin otogarına gitmekti. Orada bu saatlerde açık bir çay ocağı falan bulurdu. Hiç değilse oturup sabahı bekler ve ne yapacağına karar verirdi. Otogarın yolunu gecenin karanlığında doğru tahmin etmeye çalıştı. Bir iki kere geçmişti  önünden.

 Otogarın ışıkları uzaktan göründüğünde yorgunluktan yıkılacak durumda idi. Son bir gayretle otogara ulaşmaya çalıştı. Evet tahmin ettiği gibi Otogar'da hayat vardı. Kalkan otobüsler, başka şehirden gelen otobüsler, bunlara binmek için bekleyen veya inenler, bağıran çığırtkanlar. Hatta sandöviç satan büfe bile açıktı. Gece otogar yaşıyordu.

Birden aklına bir fikir geldi. Çantasındaki bir kaç lira ile bir bilet alıp bir başka şehire gidebilirdi. Bu şehirde onu  bağlayan bir şey  yoktu. Ne bir akrabası ne de bir tanıdığı vardı. Acaba çantasındaki para bilet ücretine yetecekmiydi. Ayrıca nereye gidebilirdi. Nereye gideceği önemli değildi.Tek kocasının onu bulamayacağı bir yere gitmekti arzusu. Zira adam onu bulursa neler olacağını tahmin bile edemiyordu. Yemeğe tuzu az koydu diye ölesiye dayak yediğine göre evi terk edince rahat keserdi adam onu.

Otogarın tuvaletine girdi. Bebeği kucağında girdiği tuvalet kabininde koynundaki parasını saydı. Sanırım bilet alabilecekti. Dışarı çıktı ve otobüs şirketlerinin levhalarına baktı. Gözüne en parlak gözüken birisine yaklaştı. 'En erken ne zaman otobüs' diye sordu. Bankodaki adam 'Nereye  gidecen Bacım'diye cevap verdi. Kafasını kaldırdı ve İstanbul ismini gördü. 'İstanbul'dedi.

10 Dakika sonra İstanbul'a kalkan otobüste kucağında çocuğu ile oturuken onu nelerin  beklediğini hiç bilmiyordu. Ama kendisine yardım edecek kişi ve kuruluşların  olabileceğini, herşeyden önce kurtulma azmı  ve umudu olduğunun farkındaydı.

 Evet kurtulacaktı. O ve minik bebeği zor ama mutlu bir yaşama başlayacaklardı.

 
Toplam blog
: 826
: 1068
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..