- Kategori
- Blog
Gecenin içinden gelen

Murat Tuncel, ezgi umut, Theo Hasselo 2008 eylül Haydarpaşa
Biliyor musunuz bu akşam kitaplarını heyecanla, elimden bırakamadan okuduğum değerli edebiyatçımız Murat Tuncel konuk oluyor Gecenin İçinden programına, saat 23.15 de TRT RADYO 1 de.
İlk olarak Varlık yayınlarından çıkan İnanna adlı Murat Tuncel * yapıtını elime alınca bırakamadan soluksuz okumuştum. Güzel, akıcı ve heyecanla okuduğum bir romandır İnanna...Burada İnanna'yı özetlemek veya içeriğine değinerek meraklı okurun hevesini kırmak gibi bir amacım yok. Ancak tarihimizi daha iyi kavramak isteyenlerin okumasını özellikle öneririm. Bir de lirik romantik anlatıdan hoşanıyorlarsa çok keyifle okuyacaklarına hiç şüphem yok. Yani okunası bir kitap İnanna.
Kimbilir ne güzel bir şöyleşi olacak bu gece ve elbette ben gururlanarak biraz da bilgiççe dinleyeceğim. Neden derseniz, geçen hafta sevgili Murat Tuncel ile neredeyse nehir söyleşileri kadar kapsamlı güzel sohbetlerimiz oldu. Bana zaman ayırıp sorularımı sabırla ve özenle yanıtlaması edebiyata olan saygısı ve yazmaya çalışanlara verdiği değerin bir göstergesiydi. Söyleşimizden edebiyatımızla ilgili, yazarlıkla ilgili değerli bilgiler kazandım.
Gecenin içinden programında yıllar yıllar önce, romantik müzik parçaları çalan ve sesine neredeyse tutkuyla bağlandığımız bir sunucu vardı. Sonradan vefat ettiğini duyduğumda çok üzülmüştüm. İşte, Gecenin İçinden programı diye yazınca, sevgili Güldane Kurtgözü, o an anılar sağanağına uğradım. O zamanlar söyleşi şekinde konuşmalar yoktu sanırım. Sunucu plak değiştirirken aralarda romantik sözler söylerdi yüreğimize akan. Kimdi o etkili güzel sesin sahibi ışıklar içinde yatsın.
Pazartesi akşamı Gecenin İçinden programını bilgisayar üzerinden dinlerken iyi ki haberim olmuş dedim. Hem güzel müzikler, hem de güzel, anlamlı söyleşiler. Hem de sevdiğim bir başka yazar, gazeteci, prodüktör ve ezgileri derleyen değerli edebiyat insanı Ümit Kaftancıoğlu hakkında bir söyleşi olacaktı.
Ümit Kaftancıoğlu ile ilgili söyleşiyi kaçırdım mı derken, Heidegger'in çok önemli felsefe kitabı Varlık ve Zaman'ı dilimize kazandıran Doç Dr Kaan Ökten ile olan söyleşiye rast geldim. Aslında felsefe kitapları okurum da okurum ama unuturum. Yani şu ne söylemiş, ne düşünmüş diye soracak olursanız dut yemiş bir bülbül bulursunuz karşınızda. Agorakitaplığı'ndan çıkmış Varlık ve Zaman ve çevirisi epeyce yıllar almış. Kaan Ökten söyleşisi bitip de parçacık hızlandırma deneyi konusunda Pr Dr Metin Arık ile sohbete geçilince de "eyvah!" dedim. "Herhalde yine yanlış radyo kanalındayım ya da geç kaldım." Yoksa profesör Arık mı önce konuştuydu?
Neyse. O konuşmalar bitince aralarda güzel şarkılar da çaldılar. Tanju Okan'ı dinlerken bu kez Urla'ya doğru kanatlandım Karaburun'a, sevgili dost Nergiz'in diyarına ve hüzünlendim. Sonra Ümit Kaftancıoğlu adına öykü yarışmaları düzenleyen Yalınses Yayınları'ndan Öztürk Tatar çıktı söyleşiye ve hüznüm daha da arttı. Biliyorsunuz bu değerli insanımız Ümit Kaftancıoğlu nasıl hunharca öldürülmüştü 1980 nisanında. Bloglarımda yazmıştım.**
Gecenin en duygulu anı ise Kaftancıoğlu'nun kendi ölümü ve sonrası üzerine olan düşüncelerini kendi sesinden duyduğum andı diyeceğim. Ardından kaybettiğim dost geldi usuma. Anlamışsınızdır hala üzüntüsünü yüreğimde ablanın. Bazen bi kimseyi tanırız, arada bir konuşuruz, iyi kötü bi şeyler paylaşırız da onu ne denli sevdiğimizi hiç fark edemeyiz. İşte öyle bi şey. Ya da uğradığı haksızlıklar ve yaşadığı yalnızlıklardır yüreğimizi buran. Layık değildir öylesi bir sona. Yalnızlık bu yüzyılın en önemli kavramlarından biri ve yaşlar ileriye doğru aktıkça, bunun kaygısı da altan alta fokurdamaya başlayacak elimizde olmadan. Dostlar da yavaş yavaş göçmeye başlayınca ne menem şey olduğu çıkıyor ortaya yalnızlığın.
Murat Tuncel'in Üçüncü Ölüm adlı yapıtı da bu kavramdan, bir insanın gerçek ve çaresiz yalnızlığından yola çıkılarak yazılmış. Bu bizim şımarık yalnızlıklarımızdan değil bu yaşlarımızdaki. İleride, hayatta kalabilip de iyice yaşlandığı zaman kişi, başa gelebilecek cinsten bir yalnızlık.
"Bir Macarın yaşamını anlattım" demişti söyleşimizde. Hollanda'da kendisini çok etkileyen bir olay yaşıyor Murat Tuncel. Gerisini kendi sözcükleri ile aktarıyorum söyleşimizden.
" ... beni çok etkileyen bir olay yaşadım. Bir Macar'ın yaşamını yazdım Üçüncü Ölüm romanımda. Seksen iki yaşındaki bir insanın öldükten üç gün sonra ölüsünün bulunması gerçekten de insanlık adına çok dramatik bir olaydır. Bu modern dünyada bir yaşlı insan düşününüz ki yalnızlıkla ölüyor ve üç gün kalıyor kapının ardında." ***
Evet bu romanı, Üçüncü Ölümü de elimden bırakamadan okudum geçen hafta söyleşi öncesinde. Üç kanaldan, üç mecradan akan çağlayanlardı sanki. İşte yaşam! dedim kitabı kapatırken.
Toplumsal gerçekçi bir yazarın eserleri insana yaşamı öğretir elbette. Freud değil mi Dostoyevski'den onun karakterlerinden yola çıkarak insan ruhunu çözümlemeye çalışan, kuramlar geliştiren. Belki de böylesi romanları önceden okusa insan,okusa bir daha okusa, gerçek yalnızlıkları kavrasa, çevresine karşı çok daha duyarlı olur, kendine karşı daha saygılı olur diye düşündüm.Evet, insanın kendini de sayması gerek.
Söyleşilerimizden birine tam başlayacakken Haydarpaşa Garının orada, büfeden bi şeyler alan uzun boylu ve ak sakallı kişi tanıdık geldi Murat Tuncel'e.
" Sanırım Theo, rastlantıya bakın Hollanda'da tanıyordum" dedi.
"Burada da Aziz Nesin vakfında çalışıyor." diye ekleyerek yanına gitti.
Sonra beni de tanıştırdı Theo ile. Theo Hasselo emekli olduktan sonra eşi ile birlikte Hollanda'dan Türkiye'ye gelmiş, göç etmiş. Yıllardan beri burada yaşıyor ve Nesin Vakfında çalışıyorlarmış. Çocukların Hasan amcasıymış.
"82 yaşındayım." dedi Theo.
Sunay Akın'ın oyuncak müzesinden dönüyormuş. Akıllıca davranıp eşyalarını küçük bir tekerlekli valizde taşıyordu. Kendine saygılı. Biraz sohbet ettik. Fotoğraf da oradan, o günün anısından.
Kişiyi ayakta tutan ileri yaşlara kadar çabalaması, didinmesidir belki ama sonucunda mutlu olacağı uğraşlar olmalı yaptıkları... Yüzünde mutlu bir aydınlık vardı Hasan amcanın, dilerim hep olur.
Heyecanla bekliyorum Gecenin İçinden programını bu akşam radyo TRT 1 de.
(17 Eylül 2008 Çarşamba)
ezgi umut
** http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=116996
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=99382
*** ezgi umut Murat Tuncel ile söyleşi 2008 Eylül