- Kategori
- Deneme
Geçmişin koşulları bugüne mazeret olamaz

—Kimseye biz o gün öyleydik sen de bugün böyle olacaksın diyemeyiz—
Yaşlıların, büyüklerin, ebeveynlerin “ Biz o günlerde ne zorluklar çektik, ne yoksulluklar gördük; bugünün gençleri şanslı valla…” diye başlayan teraneyle gençlerin kafasını şişirdiklerini biliyoruz. Ellerinden gelse gençleri o günlere götürüp kendi çektiklerini iddia ettikleri zorlukları onlara da yaşatacaklar. Bu yaşlı tayfa şimdilerde her şeyin daha kolay olmasından dolayı acayip kıskançlık içinde.
Kendileri Haymana’ya altı saatte yürüyerek gitmişler ya gençler on dakikada nasıl varırlarmış. E isterseniz onlar da sizin gibi altı saat yürüsünler. Kıskanç yaşlılar! Ne yapsınlar yani gençler, teknoloji gelmiş, hayat kolaylaşmış, yararlanmasınlar mı? Oğluna diyor ki “Akşama kadar tüp gaz kuyruğunda beklerdik. Evin bodrumundan yedinci kata sırtımızda çuvalla kömür çıkarırdık. Şimdi düğmeye basıyorsun tamam” Sanki kendi çektiklerini çocuklarının, torunlarının da çekmesini istiyorlar.
Kendi zamanlarında zor olan hayatın şimdilerde kolaylaşmasını kabullenemiyorlar. Adeta “Cefasını biz çektik, sefasını el sürüyor” der gibiler. El dedikleri de çocukları. Oysa çocuklarının rahata ermesinden mutlu olmalılar. Ama işte yaşlı kıskançlığı. Biraz da çektiklerini övünerek anlatıyorlar. Ne zorluklardan geçmişler, ne badireler atlatmışlar. Tamam, kabul ama gençler ne yapsınlar. Onların şartları sanki pek mi kolay. Okumak zor. İşsizlik var. Sizin belki okumanız bile gerekmiyordu. Belki babanızın tarlasında işiniz hazırdı. Şöyle zorluk çektik, böyle zorluk çektik diyorsunuz, siz kapı kapı dolaşarak üç sene iş aradınız mı? Elinizde Boğaziçi Üniversitesi diploması utana sıkıla sokaklarda limon sattınız mı? Keşke gençler yedinci kata kömür taşısalardı da bu zorlukları yaşamasalardı.