- Kategori
- Ruh Sağlığı
Geçmişten gelen kara kalem

Onu çok uzun yıllar evvelinden tanıyormuş gibiydi. Fakat onu nereden tanıdığını ve ona kendini neden bu kadar yakın hissettiğini çözemiyordu. Onunla yürürken, konuşurken ve göz göze bakışırken, garip bir rüzgarın etkisiyle savrulduğunu hissediyordu ruhunun. Anlamını bildiği halde anlatamadığı, sözlerini bilmediği halde mırıldandığı bir şarkıydı sanki hiç dilinden düşmeyen. Çılgınca yaşanan bir aşkın kollarında kendinden geçerken, bu dünyaya geliş amacının doğru cevabının tam ortasında bir boşluk hissediyordu. Bir eksiklik vardı tamamlanması gereken sanki.
Canının sıkıldığını söyleyen sevgilisine "hadi bugün bir resim yap" dedi. Sevgilisi kara kalem bir şeyler yapmaya çalıştı. Resim bittiğinde görmeye gitmişti. Masanın üstündeki resim malzemelerinin ortasında, yeni bittiğini anladığı çizimi görünce bir anda irkildi anlamsızca. Elele tutuşan iki sevgilinin kara kalemle yapılmış bir çalışmasıydı karşısında duran. Belkide bunları karalayanın çok sevdiği bir insanın olması etkilemişti onu böylesine. Daha sonra biraz kafasını toparlayarak fazla iddialı olmayan bu kara kalem resime bir daha baktı. Bu resimi daha evveldende gördüğüne emindi. Yatağına uzandı ve kendini pek iyi hissetmediğini farketti. Bedenini bir anda çok yaşlı ve yorgun hissetmeye başlamıştı.
Ellerini kaldırmak istedi fakat bu gücü bulamamıştı kendinde. Nefesinin gittikçe daraldığını hissediyordu. Avuçlarındaki ufak bir kağıt parçasına sevdiği tarafından yapılmış bu karakalem resmin, onu tekrar bulabilmesi için son şansı olduğunu biliyordu. Gözlerinden süzülen yaşlar yaşamının sona ereceği korkusundan değil, yarım kalacak bir aşkın endişesinden kaynaklanan yaşlardı. Elinde sıkı sıkı tuttuğu karakalem resimle son nefesini vermişti. Karanlık bir odanın içinde hafifleyen ruhunun uçtuğunu hissediyordu. Hafif hafif yansıyan ışık gözünü açmasını engellemesine rağmen yavaş yavaş görebiliyordu. Sevgilisinin resmi çizdiği masaya doğru tekrar doğrulmaya çalıştı. Sersem gibi olmuştu tüm bedeni. Masada duran kara kalem resime bir kez daha baktı. Kendisine hiç yabancı olmayan ve onu bir yerlerden hatırladığını düşündüğü karakalem çalışmanın artık nereden geldiğini çok iyi biliyordu.
Yatakta doğruldu ve sevgilisini aradı hemen. Muhteşem bir resim olmuş dedi. Sevgilisi ona " beğendiğine çok sevindim ama öylesine karalamıştım" diyordu. Evet öylesine karalamıştı geçmiş zamandaki gibi. Bu cümleyi de hatırlıyordu sanki. Avucunda sıkı sıkı tuttuğu resimle son nefesini verirken, bıraktığı sevgilisini bir sonraki yaşamında bulacağına inanıyordu. Evet bulmuştu onu ama bir tek farkla. Resim sonradan gelmişti. Hemde aynı resmi yapabilecek tek ruhun bir kez daha öylesine karalamasının orijinalliğinde gelmişti.
Sevgilerinin büyüklüğü, onları tekrar bir araya getirmişti zamanın bir ilerki durağında. Bedenlerin ve aklın tam kavrayamadığı, fakat ruhların çok iyi tanıdığı kişiler çıkar yaşamımızda karşımıza. Fazla tanımadığımız halde, gizemli bir yakınlık hissederiz onlara karşı. Kimbilir belkide, öylesine karalanan resimlerin, ve sözleri bilinmeden mırıldanan bestelerin arkasında, geçmiş yaşamlarında yarım kalan aşklarını arayan sevgililer vardır. Ne dersiniz?
Metin Özkaya