- Kategori
- Üniversiteler
Genç üniversitelilerin "ekonomi'dünyasina" bakışı
Genç üniversiteliler denilince, akla ilk gelen şey: iç dinamikleriyle hali hazırda, potansiyeli yüksek ve bir o kadar da dışarıya karşı pek de aşina olmayan kişi(ler) akla gelir. Körpecik beyinler 4 yıllık akademik eğitim sonası, birçok bilgi ve deneyimlerle pekiştirilmiş, ilerleyen zamanlarda da ülkenin her anlamda gelişimi için, faydalı bireyler olmanın haklı gururunu yaşamasına fırsat verileceğinin habercisi gibidir. Gelişmekte olan küresel ekonominin günden güne daha da farklılık göstermesi, genç ögreciler için bir çekince haline gelse de, aldıkları sıkı eğitimle, bunun da üstesinden geleceği inancını hep taşımalılardır.
Özellikle ekonomi ağırlıklı bölüm öğrencilerinin mesleki kariyerleri, gelecek planları ile bu bahsedilen "ekonomi dünyasi" merkezli bir mekanizmaya adapte edilmenin korku ve endişesi... Birçoğumuzun yaşadığı heyecan bu olsa gerek. Mezun olduktan sonra, eğer gerekli donanıma sahip olmadığınızı düşünüyorsanız; bu korku ve heyecan bir kat daha artıyor. Bu konuda genç üniversitelilerin neler yapabileceği hususunda bir çok eğitim, seminer, paneller v.s gibi geliştirici ve eğitici bilgiler verilmektedir. Bu tür aktivilere mutlaka katılınız. Geçenlerde katıldığım "Genç girişimciler" adlı sempozyumda; konuşmacı uzmanin bir cümlesi dikkatimi çekti. Diyordu ki:"Genç girişimcilerin, mevcut ekonomik düzende bilgi ve tecrübe kazabilmelerinin püf noktası, önyargılarindan ve endişelerinden kurtulduğu anda başlar." Burada dikkat edilecek nokta şurasıdır: İşiniz ne olursa olsun, neyi hedefliyorsanız hedefleyin, ilk önce önyarğılarınız ve korkularınızdan arınmalısınız. Genç beyinlerin, hedeflerinde ilerleyebilmeleri için önlerine çıkacak tüm engelleri aşması gerekmektedir. Bunu nasıl başaracağiz? şöyle bir örnekle açıklayalım. Aldığımız akademik eğitimin ardından, bırakıldığımız ekonomi denizinde hayatta nasıl kalabiliriz? Bilği ve deneyimlerimiz bize o denizde yüzebilme fırsatını verecektir. Yüzmeye devam ettiğimiz kadar hayatta kalırız ve ne kadar daha çok yüzersek, bir karaya çıkabilme olasılığımız o kadar artar. Başarılı olmak istiyorsak, sorgulamadan, ön yargılardan uzak ve sadece azmederek, inanarak, başarıyı düşünmeliyiz. Şunu da unutmamalıyız ki; hiçbir başarı, emek harcamadan, feragat etmeden gerçeleşemez. Aksi hali ise tamamen "şans"tır ve bu denizde şansa pek yer yoktur.
"Genç üniversitelilere" tavsiyem; eğer ekonomi alanında ilerlemek istiyorsanız, gereken bütün şartları ve zorlukları göze almalısınız. İçinizdeki potansiyelin farkında olup, kendininizi tanıyıp ve bilerek hareket edip, zorlukların üstesinden gelmelisiniz. İdeallerinize ulaşmanın gayreti içinde olmalısınız. Öte yandan çalışma hayatınızın devam edeceği ekonomi dünyasının tüm inceliklerini zamanla ve yavaş yavaş öğrenerek, gerekli koşulları saglayarak hedefleriniz ışığında ilerlemeli ve yeniliklere, gelişmelere açık birer birey(ler) olmalısınız.
Sizce, bir yerlerden başlama zamanı gelmedi mi? Hadi buyrun...
Orhan KUCUM / 27.03.2011